“Tevfik’in gözbebeğinde yerleşen zerre, gözün âsâb-ı muharrike ve hassâse ve şerâyin ve evride gibi damarlara karşı münasip vaziyet alması…” Bu örneği bilimsel literatürle izah edip, bizlere tefekkür ettirebilir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsan gözü çok kompleks anatomik bir alettir. Göz, bir kameradan daha mükemmel bir şekilde, yakındaki ve uzaktaki cismin odaklanmış görüntüsünü beyindeki görme merkezine anında aktarmaktadır. Göz beyin, kalp, akciğer, mide gibi birçok organlarla sindirim, solunum, dolaşım, bağışıklık ve sinir sistemi gibi sistemlerle de ilim ve hikmet çerçevesinde işbirliği içinde çalıştırılır.

Bu görme sürecinde gözde bulunan çok sayıda alt birimler (göz merceği, iris, kornea, göz bebeği, mercek kasları, retina vs.) büyük bir yardımlaşma ve hassasiyet içinde çalışmaktadır.

Bunlardan retina üzerinde, ışığın şiddetini ölçen “rod” ve ışığın frekansını ölçen yani renk farkına duyarlı “cone” adı verilen iki çeşit ışığa duyarlı hücre vardır. Bir göz yaklaşık 130 milyon “rod” ve 7 milyon “cone” dan teşekkül etmektedir. Bu alıcılar da optik sinirler vasıtası ile beyinde görüntünün algılanmasına katkı sağlamaktadır. Değişen ışık şiddetine adapte olmak için açılan ve kapanan yani çapı değişebilen özelliğe sahip gözbebeği ayrı bir sanat harikası…

Herhangi bir zerre, mesela oksijen atomu veya molekülü gözde çalışırken, fizik kimya ve biyoloji ilmi çerçevesinde mükemmel işler yapılmaktadır. Cismin ve görüntünün merceğe uzaklığı ve merceğin odak uzaklığı arasında; (1/p)+(1/q)=1/f ile verilen bir ilişki vardır. Burada p cismin merceğe uzaklığını, q görüntünün merceğe uzaklığını ve f ise kırılma indisine ve merceğin eğrilik yarıçapına bağlı olan odak uzaklığını göstermektedir.

Mesela, 1 m uzağa bakan insan gözü hemen 100 m uzağa bakmak isteyince, merceğin eğrilik yarıçapı dolayısı ile odak uzaklığı anında ve farkedilmeyecek bir yumuşaklıkla (100 trilyon hücrenin işbirliği ile), 1.77 cm den 1.80 cm’ye değişir ki, böyle bir optik aleti bütün optikçiler bir araya gelseler yapamazlar.

Görüntüyü odaklama, nakletme ve ayırt etme sürecinde göz, sinirler, damarlar ve beyin hatta vücudun tüm organları beraber çalışmaktadır. Üstad Hazretleri talebesinin göz bebeğinde çalışan zerreler üzerinden tevhid dersi vermektedir:

“Meselâ, Tevfik’in gözbebeğinde yerleşen zerre, gözün âsâb-ı muharrike (hareket ettirici sinirler) ve hassâse (hisseden) ve şerâyin (atar) ve evride (toplar) gibi damarlara karşı münasip vaziyet alması ve yüzde ve sonra başta ve gövdede, daha sonra heyet-i mecmua-i insaniyede (insanın bütün bedeninde) her birisine karşı birer nisbeti, birer vazifesi, birer faidesi kemâl-i hikmetle bulunması gösteriyor ki, bütün o cismin bütün âzâsını icad eden bir Zât o zerreyi o yerde yerleştirebilir.”(1)

(1) bk. Sözler, Otuzuncu Söz, İkinci Maksat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...