"Umum mertebeler üstüne gelerek, o mertebelere çıkanları irşad ederek,.." Umum mertebeler üstüne gelmesi ne demektir? O mertebelere çıkmak derken, iman mertebeleri mi kastediliyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Evet, Kur'ân, bu kâinat Hâlık-ı Zülcelâlinin kelâmı olarak rububiyetinin mertebe-i âzamından çıkarak, umum mertebeler üstüne gelerek, o mertebelere çıkanları irşad ederek, yetmiş bin perdelerden geçerek, o perdelere bakıp tenvir ederek, fehim ve zekâca muhtelif binler tabaka muhataplara feyzini dağıtıp ve nurunu neşrederek, kabiliyetçe ayrı ayrı asırlar, karnlar üzerinde yaşamış ve bu kadar mebzuliyetle mânâlarını ortaya saçmış olduğu halde, kemâl-i şebâbetinden, gençliğinden zerre kadar zayi etmeyerek, gayet taravette, nihayet letafette kalarak, gayet suhuletli bir tarzda, sehl-i mümteni bir surette, her âmiye anlayışlı ders verdiği gibi, aynı derste, aynı sözlerle, fehimleri muhtelif ve dereceleri mütebayin pek çok tabakalara dahi ders verip ikna eden, işbâ eden bir kitab-ı muciznümânın hangi tarafına dikkat edilse, elbette bir lem'a-i i'câz görülebilir."(1)

Buradaki umum mertebeler, insanların, cinlerin ve meleklerin çıkabileceği en yüksek makam ve mevki olup, Kur’an hepsinin üstünde ve onların mürşidi konumundadır. Hiçbir mahluk Kur’an’ı mertebe olarak geçemez. Her mertebe Kur’an mertebesinin altında ve onun tilmizidir.

Buradaki mertebeyi iman mertebesi olarak değil, irşat ve ilim mertebesi olarak anlamak daha yerinde olur. Çünkü Kur’an iman eden değil, iman edilendir. Hiç kimse Kur’an gibi, imana dair meseleleri izah ve irşat edemez demektir.

(1) bk. Sözler, Yirmi Beşinci Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...