"İsm-i Azam herkes için bir olmaz; belki ayrı ayrı oluyor." İsm-i azam niçin kişiye göre değişiyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İnsan öyle bir nüsha-i camiadır ki, Cenab-ı Hak bütün esmasını insanın nefsi ile insana ihsas ediyor." (Sözler, 33. Söz, Otuz Birinci Pencere.)

Buna göre, her insan Cenab-ı Hakk'ın bütün isimlerine mazhardır. Fakat parmak izlerinin farklılığı gibi, her bir insanın ruh yapısı da farklılık gösterir. Kimi daha zeki, kiminin hafızası daha kuvvetli, kimi daha cesurdur.

A'zam; “En büyük, en yüce, en azim” demektir ve İsm-i A'zam Allah’ın bütün esma-i hüsnasının manasını ihtiva eden ismidir. Buna göre, ism-i a'zam, “ilahi isimler arasında bütün isimleri ihtiva eden en muhit isim” demek olur. Hangi ismin ism-i a'zam olduğu kesinlikle bilinmemektedir. Bu ismin gizli bırakılmasının hikmeti, bütün isimlerin, ism-i a'zam olabileceği ihtimaliyle zikredilmelerini teşviktir.

Her ismin de azamî bir mertebesi vardır ve evliyanın ism-i a'zamı farklı görmeleri, kendilerinin mazhar oldukları esmanın farklı oluşundan dolayıdır. Bu nedenle her ismin de a'zamî bir mertebesi var ki, o mertebe ism-i a'zam hükmüne geçiyor. Evliyanın ism-i a'zamı ayrı ayrı bulması bu sırdandır.

Üstad Hazretleri “... Esmâ-i hüsnânın her bir isminin feyz-i tecellîsine bir mazhar-ı câmi’ olmaya çalış.” buyurmakla, insanın çalışarak elde edeceği esma tecellilerine dikkat çekmiş ve onu bu sahada gayret göstermeye teşvik etmiş, diğer insanlardan daha fazla bir mazhariyete erebileceğini ders vermiştir.

Mesela; insanın her organı, her hücresi ve her duygusu Allah’ın ilminden haber verir. Bu yönüyle bütün insanlar Âlim ismine mazhardırlar. Bir de ilim tahsil eden kişilerdeki tecelli vardır ki, “çalış” ifadesi bu tecelli içindir.

Allah (cc.) mükrimdir, kullarına ihsanda bulunur, onların da birbirine yardım etmesini sever. İkram eden kul, Allah’ın Kerîm ismine mazhar olur. Cenab-ı Hak nihayetsiz merhamet sahibi ve affedicidir. İnsanları affeden Afüv ismine mazhar olur. İnsanların kusurlarını örten Settar ismine, her işinde âdil olan Adl ismine mazhar olur.

Bu ve benzeri manevi sermayelerini yerinde kullanan insanda bazı hususî tecelliler ön plana çıkar. Ön plana çıkan özellikler Cenab-ı Hakk'ın hangi esmasına bakıyorsa, o esma, o insanda ism-i azam olup diğerleri onun gölgesindedir. Mesela; Hz. Musa (as)'da Cenab-ı Hakk'ın celali isimleri öndedir. Hz. İsa (as)'da Rahîm ve Cemîl isimlerinin tecellileri daha ileri derecededir. İmam-ı Ali (ra)’de ilim dikkat çeker, Hz. Osman (ra)’da hilm, Hz. Ömer (ra)’de ise izzet ve celal daha galiptir. Diğer insanların kendilerinde galip olan özelliklerini de buna göre değerlendirebiliriz.

Mesela Risale-i Nur mesleğinde galip olan isimler Hakîm ve Rahîm isimleridir. Bu başka isimlerin tecelli etmediği ve galip olmadığı manasına gelmez. Yani ön planda ve galip olan bu iki isimdir.

Resul-i Ekrem Efendimiz (asm.) ise, Cenab-ı Hakk'ın bütün esmasına azami derecede mazhar olduğundan, onda bütün güzel hasletlerin tamamı en mükemmel bir şekilde ve azamî mertebede tezahür etmektedir.

Ekseri âlimlerin görüşüne göre mutlak ism-i azam lafza-i celal olan Allah ismidir.

“'Zât-ı Vâcibü’l-Vücud' kaydı ise, vücub-u vücud, ulûhiyetin lâzım-ı zarurîsi ve Zât-ı Zülcelâle karşı bir ünvan-ı mülâhaza olduğundan, lâfzullah sair esmâ ve sıfâta câmiiyeti ve ism-i azam olduğu itibarıyla, delâlet-i iltizamiye ile delâlet ettiği gibi, 'Vâcibü’l-Vücud' ünvanına dahi o delâlet-i iltizamiye ile delâlet ediyor." (Mektubat, 29. Mektup, Birinci Risale Olan Birinci Kısım)

Allah diyen bir kul, bütün ilahi sıfatları ve bütün esma-i hüsnayı zikretmiş olur. Lafza-i celâl, Cenab-ı Hakk’ın zat-ı akdesinine bir unvandır. "Allah" dediğimiz zaman; Rezzak, Mabud, Gafur, Hâlık gibi bütün isimleri de söylemiş oluyoruz. Allah isminin bu geniş ve ihatalı manası, diğer isimlerde yoktur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 30.810
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Adem68474

 

Nefsül emirdeki ismi azam ile ismi azam hükmünde olmanın farkı nedir

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
Nefsül emirdeki ism-i azam gerçek isim iken ism-i azam hükmünde olan isim ise kişinin algı ve görüşüdür. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
mtahir42

Bizler içim İsmi Azam nasil bulunur. Yani kendi İsmi Azamimizi anlamak için bir mana var mıdır. Bazı kişiler Tevhidi bulduğunuz nokta yani Allahı nasıl biliyorsanız en baskın İsmi Azaminizdir demişler. Bunu detaylı açıklarsanız memnun olurum.

Birde Peki bu İsmi azam o bilinen hadiste övülen İsmi Azamdan farklı mı oluyor anlayamadım?

 

Bu nedenle her ismin de a'zamî bir mertebesi var ki, o mertebe ism-i a'zam hükmüne geçiyor. Evliyanın ism-i a'zamı ayrı ayrı bulması bu sırdandır.

Birde yukarıda dediğiniz bilgi bu şekilde o zaman Her İsmin Azam mertebesi varsa hepsi İsmi azam olmaz mi

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

İsm-i Azâm, Cenâb-ı Hakk’ın en büyük, en ihâtalı (kuşatıcı) ve en tecellîli ismidir. Bu kavramı zihninizde netleştirmek ve sorduğunuz üç temel soruyu tam manasıyla aydınlatmak için konuyu adım adım inceleyelim.

1. Bireysel İsm-i Azâm: Tecelligâhınızı ve "Tevhid Noktanızı" Bulmak

"Her insanın kâinattaki tecellisi ve Allah'ı idrak biçimi farklıdır" hakikatinden hareketle, kişilerin kendilerine mahsus bir İsm-i Azâm'ının bulunması doğrudur.

İnsan, Allah’ın bütün isimlerinin tecellilerine açık bir aynadır; fakat yaradılış fıtratı, kabiliyeti ve ruhani yönelimleri gereği bazı isimler kişide daha baskın (hâkim) olur.

Tevhidi Bulduğunuz Nokta: Allah’ı en çok hangi tecelli üzerinden tanıyor, idrak ediyor ve O’na yöneliyorsunuz?

Eğer kalbiniz Allah’ın Rahîm (şefkat eden) ismine karşı derin bir uyanış yaşıyorsa, O'nu en çok merhametiyle tanıyıp O’na sığınıyorsanız, sizin tevhid noktanız ve şahsi İsm-i Azâm'ınız er-Rahîm'dir.

Eğer kainattaki mükemmel düzen, kanunlar ve ilim tecellileri sizi hayran bırakıyor, Allah'ı en çok Alîm veya Hakîm ismi üzerinden bilip tevhide ulaşıyorsanız, sizin meşrebinizdeki İsm-i Azâm o isimdir.

Mizaç ve Ruhani Yolculuk: Hak dostları ve arifler, kişinin kendi üzerindeki baskın ismi anlamasını; kalbin en çok hangi zikirle huzur bulduğuna, hangi tecelli karşısında gözyaşı döküp tefekküre daldığına bağlarlar.

2. Hadislerde Geçen İsm-i Azâm ile Kişisel İsm-i Azâm Arasındaki Fark

Hadîs-i şerîflerde Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) dualarda işittiği ve "Allah'a İsm-i Azâm'ı ile dua etti" buyurduğu isimler ile kişisel tecelliler birbirinden farklı kulvarlar değildir; aralarında Genel (Mutlak) – Özel (Mukayyet) ilişkisi vardır:

Hadislerdeki Mutlak İsm-i Azâm: Efendimiz'in (s.a.v.) işaret ettiği isimler (örneğin Lâ ilâhe illâ hû, Allâhu lâ ilâhe illâ hüve’l-Hayyu’l-Kayyûm, Ya Zâ’l-Celâli ve’l-İkrâm gibi) kușatıcılık bakımından Mutlak İsm-i Azâm'dır. Kâinatın tamamını kapsayan en külli tecellilerdir.

Kişisel İsm-i Azâm: Kişinin kendi fıtrat ve mizacına nisbetle tecelli eden Hususi İsm-i Azâm'dır. Hadisteki külli hakikatin, sizin ruh dünyanızdaki özel yansıması ve aynasıdır. Dolayısıyla çelişki yoktur; biri mutlak ve umumi, diğeri tecelli ve meşreb bakımından hususidir.

3. "Her İsmin Azamî Mertebesi Varsa, Bütün İsimler İsm-i Azâm Olmaz mı?"

Kısa Cevap:

Evet, mantıken ve hakikat yönüyle böyledir; fakat "kendi mertebesinde" şartıyla.

Bir dağın zirvesi ile başka bir dağın zirvesi düşünün. Her dağın bir "en yüksek noktası" vardır.

Bir ismin (örneğin er-Razzâk veya eş-Şâfî isminin) kâinattaki en tecelli ettiği, en zirve noktasına o ismin "A'zamî Mertebesi" denir.

O mertebeye ulaşan veya o mertebeden bakan bir veli için o isim, bir nevi İsm-i Azâm hükmüne geçer.

Ancak isimlerin kendi aralarında da kapsayıcılık dereceleri vardır:

Allah ve Hayy, Kayyûm gibi isimler mahiyetleri gereği zaten bütün isimleri kuşatır (Mutlak Zirvedir).

Diğer özel isimler ise kendi tecelli alanlarında a'zamî mertebeye ulaşarak o tecelli aynasında İsm-i Azâm olurlar. Büyük velilerin ve kutubların farklı isimleri İsm-i Azâm olarak görmelerinin ve bulmalarının sırrı tam olarak bu a'zamî mertebe farkıdır.

1
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...