"O zatın yanlış sualine mümâşât edip, yanlışını kabul ettiği için, yanlış etmiş... İsm-i Âzam, yalnız her ismin bir mertebesinden ibaret olduğu zikredilmemiş." İzah eder misiniz?

Soru Detayı

- Buradaki hadiseleri ve alakalı cümleleri açar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Saniyen: Bana karşı umumen dost bir şehir ahalisinden bir müftü, sathî bir nazarla, vâhî bazı tenkidâtı, Onuncu Sözün teferruat kısmına etmiş diye Abdülmecid yazıyor. Abdülmecid'in ona verdiği cevaplar, iki yer müstesna, mütebâkisi kâfidir. Fakat iki yerde, o da o zatın sathî sualine, sathî olarak cevap vermiş:.." (Mektubat, 28. Mektup, Sekinci Risale olan Sekizinci Mesele)

Üstad'ımızın da ifade ettiği gibi, bir müftü Onuncu Söz’e bazı tenkidler getiriyor, Abdulmecid Abi de müftünün bu tenkidlerine cevap veriyor. Üstad'ımız da Abdulmecid Ağabeyin bu cevaplardan iki noktasının eksik olduğunu ve cevabın şöyle olması gerektiğini ifade ediyor:

Onuncu Söz’e itiraz eden müftü Haşiyedeki ifadeyi "İsm-i A'zam her ismin a’zamî mertebeleridir, dolayısı ile müstakil bir İsm-i A’zam yok." şeklinde anlıyor ve buna itiraz ediyor. Hâlbuki Risale-i Nur ism-i a’zamı ispat etmekle beraber, her ismin bir mertebe-i a’zamı var ki Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselam bunlara mazhar olduğu gibi, haşr-i a’zam da onlara bakıyor demektedir. Yani Risale-i Nur müstakil bir ism-i azamı -haşa- inkâr etmiyor, sadece buna ilave olarak her ismin de bir azami mertebesinin olduğu ve buna birçok âlimin ism-i azam nazarı ile baktığına işaret ediyor.

Müftü her ismin bir mertebe-i a’zamı olduğunu inkâr etmek niyetiyle "Bu düşünce Said Nursi’nin felsefî ve tasavvufî bir fikridir." demiş. Halbuki her ismin âzamî bir mertebesinin olduğu konusunda Üstad'ımız tek başına değildir.

Başta İmam-ı A’zam, İmam Gazzalî, Celaleddin-i Süyûtî, İmam-ı Rabbanî, Şah-ı Geylanî gibi sıddıkîn-i muhakkikîn, ism-i a’zamı ayrı ayrı görmüşler. İmam-ı A’zam demiş: “El-Adl, El-Hakem ism-i a’zamdır.”

Şayet her ismin azami bir makamı olmayıp bunu da ism-i a'zam makamında görmeselerdi, her âlimin farklı bir ism-i a'zam telakkisi olmazdı. Zaten ism-i a'zamın gizli bırakılmasının hikmeti, diğer isimlere ve o isimlerin a’zamî makamlarına revaç vermek içindir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 2.065
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...