"Yahut bir kelâm, zihnini alır; misalî âlem-i misallere kadar götürür, gezdirir." Ne demektir?
Değerli Kardeşimiz;
"Arkadaş! Eşya ve şeyler arasında öyle münasebetler vardır ki, onları âyine gibi yapıyor. Her birisi, ötekisini gösteriyor. Birisine bakıldığı zaman, ötekisi görünür. Meselâ bir parça cam büyük bir sahrayı gösterdiği gibi, bazen olur ki, bir kelime, uzun ve hayalî bir macerayı sana gösterir. Bir kelime, pek acip bir vukuatı senin gözünün önüne getirir, temessül ettirir. Yahut bir kelâm, zihnini alır; misalî âlem-i misallere kadar götürür, gezdirir."(1)
Bu paragrafta asıl dikkat çekilen husus, tedâi-yi efkârdır. İnsanın zihni çok karışık çalışan bir fikir fabrikası gibidir. Hayal insanın zihin fabrikasına bir malzeme atar, zihin fabrikası da bu malzemeyi dokuyup işlemeye başlar. Hayalin zihne attığı malzemenin kalitesi, zihnin işleyişini şekillendirir.
Meselâ; hayal zihne "karbüratör" diye bir kelime atar; zihni de karbüratör kelimesinin çağrıştırdığı bütün manaları hemen işlemeye ve düşünmeye başlar. Bu kelime ile alakalı ne biliyorsa, akıl hepsini tedâi-yi efkâr vasıtası ile bir anda zihne getirir.
Yine "neşv-ü nema" dediğimizde, akıl hemen bir bitki ya da filizin tohumdan ağaca kadar bütün safhalarını tahattur eder, zihninde birbir canlandırarak, uzun bir fikrî seyahat yapar. Zaten konunun devamında da Üstad Hazretleri “Beraze” “Semerate” misalleri ile bu meselenin izahını yapıyor. Meyve denildiğinde meyve bahçesinin çağrıştırılması gibi.
Misalî âlem-i misaller eşyanın zihindeki intibalarıdır. Zihin her eşya için bir intibayı hafızasında arşivler. Sonra o eşya tahattur edildiğinde, zihinde arşivlenmiş olan intibalar tedai ile davet ediliyor.
(1) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Bakara Suresi, 5. Ayet Tefsiri.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü