"Belki, daire-i İslâmiyet içinde, hangi meşrepte olursa olsun, medar-ı muhabbet ve uhuvvet ve ittifak olacak çok rabıta-i vahdet bulunduğunu düşünüp ittifak…" Ehl-i bid'a ile ittifak mümkün demek ki? O zaman ittifak dairesi dışında kimse kalmamış olur?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“'Haricî düşmanların zuhur ve tehacümünde dahilî adâvetleri unutmak ve bırakmak' olan bir maslahat-ı içtimaiyeyi en bedevî kavimler dahi takdir edip yaptıkları halde, şu cemaat-i İslâmiyeye hizmet dâvâ edenlere ne olmuş ki, birbiri arkasında tehacüm vaziyetini alan hadsiz düşmanlar varken, cüz’î adâvetleri unutmayıp düşmanların hücumuna zemin hazır ediyorlar? Şu hal bir sukuttur, bir vahşettir, hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyeye bir hıyanettir."(1)

Karşımızda dinsizler ve kafirler bütün hile ve güçleri ile bize hücum ederken, bizim ehl-i bidatla ihtilaf edip güçlerimizi parçalamamız ancak kafirlerin işine yarar.

Hem Ehl-i sünnet ile ehl-i bidat arasındaki ihtilaf, imanın temel esasları ile ilgili değil, imanın teferruat kısmı ile ilgilidir. Dolayısı ile bidat ehli ile teferruata ait konuları açıp gereksiz ihtilaf etmek yerine, imanın temel esaslarında ittifak edip kafirler karşısında güçlü bir kale gibi durabiliriz. Üstadımız "Madem Lâ ilâhe illâllah der, ehl-i kıbledir. Sarih küfür söylemese veyahut tövbe etse, namazı kılınabilir."(2) diyor.

Üstadımız, bu zamanda dinsizlik cereyanları karşısında değil ehl-i bidat ile ihtilaf etmeyi, Hristiyanların hakikî dindar ruhanîleriyle dahi ittifak edilmesi gerektiğini şu şekilde ifade ediyor:

"Hadis-i sahihle, âhir zamanda İsevîlerin hakikî dindarları ehl-i Kur’ân ile ittifak edip, müşterek düşmanları olan zındıkaya karşı dayanacakları gibi; şu zamanda dahi ehl-i diyanet ve ehl-i hakikat, değil yalnız dindaşı, meslektaşı, kardeşi olanlarla samimî ittifak etmek, belki Hıristiyanların hakikî dindar ruhanîleriyle dahi, medar-ı ihtilâf noktaları muvakkaten medar-ı münakaşa ve niza etmeyerek, müşterek düşmanları olan mütecaviz dinsizlere karşı ittifaka muhtaçtırlar."(3)

İttifak kafirlere (İslam’a düşmanlık besleyen kafirler), dinsizlere ve zalimlere karşı yapılır. Dolayısı ile bu üçü dışında kalanlarla ittifak yapmakta bir mahzur olmadığı gibi çok menfaatler var.

Dipnotlar:

(1) bk. Mektubat, Yirmi İkinci Mektub, Birinci Mebhas.
(2) bk. Emirdağ Lahikası-I, 44. Mektub.
(3) bk. Lem'alar, Yirminci Lem'a, Haşiye.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Lazgin

S- Nasıl birbiriyle ittihad ve ittifak edecekler? Halbuki bazıları bazılarını münkirdir. Onların düsturlarındandır ki; münkir ile muhabbet, belki ünsiyet dahi haramdır. İnkâr mes'elesi mühimdir?

    C- Öyleyse size şöyle bir hitab etmek hakkımdır:

Ey divaneler! İşitmediniz mi, anlamamış mısınız ki: اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ bir namus-u İlahîdir. Veya körleşmiş misiniz ki, görmüyor musunuz ki: لاَ يُؤْمِنُ اَحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ ِلاَخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ bir düstur-u Nebevîdir. Acaba şu sıdk ve kizb mabeyninde mütereddid olan inkâr mes'elesi, nasıl oldu şu iki esas-ı azîm ve metine nâsih olabildi? Bu inkâr mes'elesi doğru olsun; Allah'ın kelâmı değil ki, mensuh olmasın. İşte zaman onu nesheder. Zararı faidesine galebesi, neshine fetva verir. Mensuh ile amel caiz değildir.

    S- Belki birbirleriyle adavetleri, birbirinden gördükleri nâmeşru bazı ef'al içindir?

    C- Acaba ne cihetle, ne insaf ile, ne suretle Sübhan Dağı kadar ağır ve büyük olan iman ve İslâmiyet ve insaniyet ve cinsiyet sebebiyle hasıl olan muhabbet; şöyle çocuğun bahanesiyle bazı nâmeşru harekât vesilesinden mütehassıl olan adavete karşı hafif ve mağlub olmuştur? Evet muhabbeti iktiza eden İslâmiyet ve insaniyet, Cebel-i Uhud gibidir. Adaveti intac eden esbab, bazı küçük çakıl taşları gibidir. Muhabbeti adavete mağlub ettiren adam, nazar-ı hakikatta Cebel-i Uhud'u bir çakıl taşından aşağı derecesine indirmek kadar ahmakane hareket etmiştir. Adavetle muhabbet, ziya ile zulmet gibi içtima edemez. Adavet gelebe çalsa, muhabbet mümaşata inkılab eder. Muhabbet galebe çalsa, adavet terahhum ve acımağa inkılab eder. Benim mezhebim; muhabbete muhabbet etmektir, husumete husumet etmektir. Yani dünyada en sevdiğim şey muhabbet ve en darıldığım şey de husumet ve adavettir.
Münazarat ( 76 - 77 )
 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...