"Bir baharı bir ağaç kadar ve bir ağacı bir çekirdek kadar sühuletle icad edebildiğine işaretler ve delaletler ve şehadetler,.." İmkân hakikatinden çıkması ile izah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Bir baharı bir ağaç kadar ve bir ağacı bir çekirdek kadar sühuletle icad edebildiğine işaretler ve delaletler ve şehadetler, imkân hakikatından çıkıp kâinatın bu büyük şehadetinin bir kanadını teşkil ederler."
"İmkân" kelime olarak varlığı mümkün olan şeylere denir. Yani, var olması ile yok olması eşit olan şey demektir. Bu eşitlikten var olanlara, vaki’; yok olanlara da mümkün denir. İşte bu eşitliği bozmak ancak ve ancak mümkinat cinsinden olmayan vacip bir vücutla mümkündür. Zira mümkünün, mümküne illet, yani sebep olması imkânsızdır. Yoksa devir ve teselsül dediğimiz, mantıksız şeyleri kabul etmemiz gerekir ki, bu da muhal bir şeydir.
"İmkân delili" vahdetten kesrete, basitten mürekkebe gittikçe çoğalan ve daha da parlak bir hâl alan bir delildir.
Mesela, Afrika’nın her hangi bir ülkesinden gelen bir adamın, Avrupa’nın herhangi bir ülkesinin herhangi bir vilayetinde herhangi bir eve ziyarete geleceğini düşünelim. Avrupa kıtası birdir, o kişi kıtaya geldiğinde karşısına, altmış dört ülkeye gitme ihtimali çıkıyor, yani imkân ziyadeleşmiş oldu. O adam ülke olarak Türkiye’yi tercih ederse, bu defa da karşısına seksen bir vilayet çıkar, yani imkân yine çoğalır. Seksen bir vilayetten İstanbul’u tercih ederse, o zaman da karşısına en az üç milyon ev çıkıyor, yani imkân daha da ziyadeleşmiş oluyor.
Bu zaman içinde her safhada o adamın önündeki imkânat, yani tercihler çoğalıyor ve hepsinde bir tahsis ve tercih söz konusudur. Tahsis ve tercih ise, bir tahsis eden ve tercih edeni akla ispat ediyor...
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü