"Bir şeyin neticesi, semeresi evvel düşünülür. Demek, vücuden en âhir, mânen de en evveldir. Halbuki, zât-ı Ahmediye (a.s.m.) hem en mükemmel meyve..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Uluhiyet(in) mukteza-yı hikmet olarak tezahür etmek” istemesi, kâinatın yaratılmasına esas olmuş ve bu tezahürleri bütün şuur sahiplerine en mükemmel şekilde tanıtma ve anlatma görevini yapacak bir rehberin yaratılması da ilm-i ezelîde takdir edilmiştir.

Kâinat kitabı misâlini tekrar hatırlayalım. Bir kitabın yazılmaya başlanmasından önce onun muhatapları nazara alınır ve kitap onlara göre yazılır. Buna göre muhataplar kitabı daha sonra okuyacak olsalar bile, onların varlığı kitaptan önce nazara alınır.

Bir meyve ağacı da dikilmeden önce ondan istifade edecekler esas alınır ve ona göre dikilir.

Buna göre “zât-ı Ahmediye, (a.s.m.) … en mükemmel meyve…” olduğu için, âlemler Onu meyve vermek üzere planlanmış ve yaratılmışlardır. Bu yönüyle O (asm.), “vücuden en âhir, mânen de en evveldir.”(1)

“Hâlbuki” kelimesinin buradaki manası “hâl böyle olduğuna göre katiyyen sabittir ki” şeklindedir ve önceki kısmın neticesidir.

(1) bk. Sözler, Otuz Birinci Söz, Üçüncü Esas.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...