"Bütün kâinata taallûk eden bir emanet," "Şu kâinatın rengini değiştirecek bir nur," "Saadet-i ebediyenin kapısını açacak bir anahtar" ifadelerini açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstad Hazretleri göklerin, yerin ve dağların yüklenmekten çekindikleri emaneti insanın yüklenmesini onun istidadıyla açıklamış ve bu yükün, insana verilen “cüz'î ilim ve kudret ve irade gibi sıfat ve hallerinden küçük nümunelerini vahid-i kıyasî ittihaz ile Hâlık-ı Zülcelâlin sıfât-ı mutlakasını ve şuûn-u mukaddesesini o ölçülerle bilmek”(1) olduğunu ifade etmiştir.

İşte esmâ ve sıfat-ı İlâhîyenin tecellilerini temaşa ve tefekkür etme şerefi, insan nevi içinde en ileri dereceleriyle peygamberlere nasip olmuştur. Bütün enbiyanın Sultanı olan Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm.) bu emaneti o kadar mükemmel bir şekilde yerine getirmişti ki kendisini bütün semâ tabakalarını ve âhiretin bütün âlemlerini seyretme ve Zât-ı İlâhîyi görme derecesine yükseltmişti.

Onun (asm.) getirdiği nur ile müminler şu varlık âlemine ilim, hikmet, marifet ve muhabbet nazarıyla bakmışlar, böylece âdeta kâinatın şeklini değiştirmişlerdir. Bu hakikat Nur Küllîyatı’nda değişik yönleriyle nazara verilmiş, izah ve ispat edilmiştir. Sadece bir örnek olarak On Dokuzuncu Söz’ün Beşinci Reşha’sından bir bölümü nakledelim:

“Hem o nur ile, kâinattaki harekât, tenevvüat, tebeddülât, tagayyürat, mânâsızlıktan ve abesiyetten ve tesadüf oyuncaklığından çıkıp, birer mektubat-ı Rabbâniye, birer sahife-i âyât-ı tekvîniye, birer merâyâ-yı esmâ-i İlâhiye ve âlem dahi bir kitab-ı hikmet-i Samedâniye mertebesine çıktılar.”(2)

İşte kendi varlıklarını ve içinde yaşadıkları bu muhteşem âlemi Risalet güneşinin ışığıyla seyreden ve doğru değerlendiren insanlar "Saadet-i ebediyenin kapısını açacak bir anahtar"a kavuşmuş olurlar. Allah Resûlü kendisine tabi olan bu insanlara “iman, salih amel, takva ve ahlak-ı hasene” olarak özetlenen hidayet yolunu göstermiş ve o saadete ermenin icaplarını kavlen ve fiilen ders vermiştir.

İşte bütün eşyayı yaratan, her varlığın bütün ihtiyaçlarını bilen ve manevî seslerini işiten Cenâb-ı Hak, kâinat ağacının en mükemmel meyvesi olan insanın bu dünyadaki bütün ihtiyaçlarına fiilen cevap verdiği gibi, mi’rac yolculuğu ile de onun “ebediyet, cennet ve rü’yet” ihtiyaçlarını da karşılayacağını fiilen göstermiştir.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, On Birinci Söz.
(2) bk. age., On Dokuzuncu Söz, Beşinci Reşha.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yükleniyor...