"Bütün kâinata taalluk eden bir emanet," "Şu kâinatın rengini değiştirecek bir nur," "Saadet-i ebediyenin kapısını açacak bir anahtar" ifadelerini açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstad Hazretleri göklerin, yerin ve dağların yüklenmekten çekindikleri emaneti insanın yüklenmesini onun istidadıyla açıklamış ve bu yükün, insana verilen "cüz'î ilim ve kudret ve irade gibi sıfat ve hallerinden küçük nümunelerini vahid-i kıyasî ittihaz ile Hâlık-ı Zülcelâlin sıfat-ı mutlakasını ve şuûn-u mukaddesesini o ölçülerle bilmek" (Sözler, On Birinci Söz.) olduğunu ifade etmiştir.

İşte esma ve sıfat-ı İlahiyenin tecellilerini temaşa ve tefekkür etme şerefi, insan nevi içinde en ileri dereceleriyle peygamberlere nasip olmuştur. Bütün enbiyanın Sultanı olan Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm.) bu emaneti o kadar mükemmel bir şekilde yerine getirmişti ki, kendisini bütün sema tabakalarını ve ahiretin bütün âlemlerini seyretme ve Zat-ı İlahiyi görme derecesine yükseltmişti.

Onun (asm.) getirdiği nur ile müminler şu varlık âlemine ilim, hikmet, marifet ve muhabbet nazarıyla bakmışlar, böylece âdeta kâinatın şeklini değiştirmişlerdir. Bu hakikat Nur Külliyatı’nda değişik yönleriyle nazara verilmiş, izah ve ispat edilmiştir. Sadece bir misal olarak On Dokuzuncu Söz’ün Beşinci Reşha’sından bir bölümü nakledelim:

"Hem o nur ile kâinattaki harekât, tenevvüat, tebeddülât, tagayyürat, manasızlıktan ve abesiyetten ve tesadüf oyuncaklığından çıkıp, birer mektubat-ı Rabbaniye, birer sahife-i âyât-ı tekvîniye, birer meraya-yı esma-i İlahiye ve âlem dahi bir kitab-ı hikmet-i Samedaniye mertebesine çıktılar." (bk. age., On Dokuzuncu Söz, Beşinci Reşha.)

İşte kendi varlıklarını ve içinde yaşadıkları bu muhteşem âlemi Risalet güneşinin ışığıyla seyreden ve doğru değerlendiren insanlar "Saadet-i ebediyenin kapısını açacak bir anahtar"a kavuşmuş olurlar. Allah Resûlü kendisine tabi olan bu insanlara “iman, salih amel, takva ve ahlak-ı hasene” olarak özetlenen hidayet yolunu göstermiş ve o saadete ermenin icaplarını kavlen ve fiilen ders vermiştir.

İşte bütün eşyayı yaratan, her varlığın bütün ihtiyaçlarını bilen ve manevi seslerini işiten Cenâb-ı Hak, kâinat ağacının en mükemmel meyvesi olan insanın bu dünyadaki bütün ihtiyaçlarına fiilen cevap verdiği gibi, mi’rac yolculuğu ile de onun “ebediyet, cennet ve rü’yet” ihtiyaçlarını da karşılayacağını fiilen göstermiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...