"Cinnî ve insî şeytanlar ve muzır maddelerin umûr-u şerriyede ve ademiyede istimâlleri dahi, yine kudret-i Sübhâniyeyi gadrden ve haksız itirazlardan..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Cinnî ve insî şeytanlar ve muzır maddelerin umur-u şerriyede ve ademiyede istimalleri dahi, yine kudret-i Sübhâniyeyi gadirden ve haksız itirazlardan ve şekvâlara hedef olmaktan kurtarmakla takdis ve tesbihat-ı Rabbâniyeye ve kâinattaki bütün kusurattan müberrâ ve münezzehiyetine hizmet ediyorlar." (Şualar, On Birinci Şuâ, On Birinci Mes'ele)

Hayrı da şerri de yaratan Allah’tır. Lakin şerri yaratmak bizzat değil, neticesi itibarı ile güzel olduğundan, Allah, haksız itiraz ve isyanlara doğrudan hedef olmamak için şerler ile arasına bazı vasıta ve sebepler koymuştur. Bu vasıta ve sebepler başta nefis ve şeytan ve onları sürekli dinleyen öfke ve şehvet gibi zararlı hissiyatlardır.

Nasıl insan iradesi ile küfre ve şerre giriyorsa, habis ruhlar ve şeytanlar da kendi iradesi ile küfre ve şerre giriyorlar. Şeytanların insanları aldatmak için şerri telkin etmesi iradî ve imtihana mebni bir durumdur. Bu şeytanlar icad ve yaratmada müdahil değiller; ama şerri isteyen ve yaymaya çalışanlar onlardır. Bu şeytanların şerli işlerde perde olması ve bir nevi haksız ve yersiz şikâyetlere perde vazifesi görmeleri, cebir ile değil, kendi iradeleri iledir. Böyle olunca şerri isteyen şeytanlardır, yaratan da Allah’tır.

Malum şerri istemek şerdir, ama yaratmak şer değildir. Allah istemiyor, ama imtihan muktezası şerri icad ediyor. O zaman şerde mes’ul ve mükellef yaratan değil, isteyen ve işleyen şeytanlardır.

Melekler hayırlı işlerde, şeytanlar da şerli işlerde perdedir. Bu perde sözünde atıf daha çok fiilin yaratılmasına bakar, yoksa mes’uliyet mânasına bakmaz. Perde hakiki failin görünmemesi için önde duran paravandır. Paravanın konulma sebebi ise şerli ve kötü işler ile Allah’ın kudretinin mübaşereti görünmemek içindir. Yoksa perde o işlerin faili değildir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 3.318
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Fd

Şerri istemek şerdir, şerri yaratmak şer değildir, neticesi itibariyle güzel diye ifade etmişsiniz? Örneğin günahları yaratmanın neticesinin güzel olmasını, ya da örneğin cinlerin büyülerle bir insana musallat olarak onun hayatını mahvetmesinin  ya da intihara sürüklemesinin neticesi itibariyle hayır ve güzel tarafı nasıl oluyor açıklar mısınız?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

İfadenin anlamı şöyledir:

Şerri istemek şerdir (Kötülüğü arzulamak kötüdür): 

Bu, insanın iradesi ile ilgilidir. İnsanın bir kötülüğü yapmayı veya bir başkasına kötülük gelmesini dilemesi, ahlaki ve manevi açıdan bir kusur ve günahtır (şerdir).

Şerri yaratmak şer değildir, neticesi itibariyle güzeldir: 

Bu ise Allah'ın yaratması (tekvin) ile ilgilidir. Allah, evrende var olan her şeyi (hem iyilikleri/hayırları, hem de kötülük/şer olarak nitelendirdiğimiz olayları ve varlıkları) yaratandır. Allah'ın yaratmasında asla bir kusur, noksanlık veya boş amaç yoktur. Şer olarak gördüğümüz olayların bile nihai, külli ve uzun vadeli sonuçları, büyük bir düzenin, imtihanın ve büyük hayırların parçası olarak değerlendirildiğinden, O'nun yaratma eylemi (fiili) neticesi itibarıyla güzel ve hikmetlidir.

Günahların ve Musibetlerin Neticesi İtibariyle Hikmetli ve Güzel Olması 

Sizin örneğinizdeki gibi, günahların, musibetlerin, cinlerin musallat olmasının veya bir insanın hayatının mahvolmasının neticesi itibarıyla "hayır ve güzel" tarafı, tek bir kişinin bakış açısıyla değil, külli (evrensel) ve uhrevi (ahiretle ilgili) sonuçları açısından değerlendirilir:

İmtihan ve Terakki (Yükselme) 

Hayat, Kur'an'a göre bir imtihandır. Şer olarak nitelendirdiğimiz olaylar, insanı sınayan araçlardır.

Musibete uğrayan kişi için bu zorluklar (büyü, musallat vb.), kişinin sabır göstermesi, Allah'a tevekkül etmesi ve güçlü bir imanla karşı koyması için bir fırsat yaratır. Bu durum, kişinin manevi derecesini artırır, günahlarına kefaret olur ve onu ahirette daha yüksek bir mertebeye ulaştırır. Yani musibetin kendisi şer olsa da, o musibete gösterilen güzel tepki, nihai ve en büyük hayra (cennete) götürür.

Günah işleyen kişi için günahın yaratılması, insanın iradesini kullanabilmesi için zorunludur. Eğer günah diye bir şey olmasaydı, iyilik ve itaat etmenin bir anlamı kalmazdı. Günahın yaratılmasındaki hikmet, tövbe kapısının açılmasına, kulun acizliğini idrak edip Allah'a yönelmesine ve pişmanlık duyarak manevi olarak arınmasına imkân vermesidir.

Külli Düzenin ve Evrensel Güzelliğin Parçası Olması 

Evrendeki her olay, büyük bir zincirin halkasıdır. Bir olay, tek başına olumsuz görünse de, binlerce olumlu olayın gerçekleşmesine zemin hazırlayabilir.

Bir zalimin zulmünün yaratılması (Allah'ın izniyle gerçekleşmesi), mazlumun büyük bir sevap kazanmasına ve zalimin dünyada ya da ahirette hak ettiği cezayı almasına yol açar. Bu, mutlak adaletin tecellisi için zorunludur. Adalet, en büyük hayırlardan biridir.

Güzellik ve iyilik (hayır), çirkinlik ve kötülük (şer) olmadan tam olarak anlaşılamaz ve takdir edilemez. Hastalık (şer), sağlığın (hayır) ne kadar büyük bir nimet olduğunu gösterir. Zorluk (şer), kolaylığın (hayır) kıymetini ortaya koyar.

Allah'ın İsimlerinin (Esma-ül Hüsna) Tecellisi 

Allah'ın birçok ismi vardır. Bu isimlerin evrende tam olarak tecelli etmesi için sadece huzur ve güzellik değil, aynı zamanda zorluk, hastalık ve cezalandırma gereklidir.

El-Kahhar (Her şeye Galip Gelen), El-Müntakim (İntikam Alan/Cezalandıran) gibi isimler: 

Bu isimlerin tecellisi için bir zulmün veya kötülüğün olması gerekir. Kötülük yaratılmasaydı, bu isimlerin adaleti gösteren yönleri açığa çıkmazdı.

Özetle bir insanın intihara sürüklenmesi veya hayatının mahvolması, o kişinin iradesinin veya başka bir şer kuvvetinin (cin, büyü) fiili olarak mutlak şerdir. Ancak bu olayın Allah tarafından yaratılması, o kişinin daha büyük bir manevi mertebeye ulaşması, o kişinin ailesi ve çevresindekiler için bir uyarı olması, nihai adaletin sağlanması ve evrensel düzenin bir parçası olması gibi yüksek hikmetlere dayandığından, yaratma eyleminin kendisi külli neticesi bakımından şer olarak nitelendirilmez; aksine bir hikmet ve hayır içerir.

Bu ifade, Ehl-i Sünnet akidesinin temelini oluşturan, Hayrın da Şerrin de Allah'tan (O'nun yaratmasından) geldiği inancının bir açıklamasıdır.


 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Fd

Allah razı olsun.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...