"Demek, iman, şu remizde beyan edilen hakikat-i âliye-i nefsül emriyenin ünvanıdır ve iman ile ondan istifade edebilir." cümlesini izah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"İşte, şu remizden, imanın azamet-i envarına bak ve dalaletin dehşetli zulümatını gör. Demek, iman, şu remizde beyan edilen hakikat-i âliye-i nefsül emriyenin ünvanıdır ve iman ile ondan istifade edebilir. Eğer iman olmazsa: Nasıl ki kör, sağır, dilsiz, akılsız adama her şey madumdur; öyle de imansıza her şey madumdur, zulümatlıdır." (Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup, Birinci Makam.)
Tahkikî iman, kâinatı ışıklandıran bir lamba, hadiselerin sırrını açan bir anahtar, eşyanın içyüzünü gösteren bir vasıta gibidir. Küfür ve inkâr ise, imanın tam bir zıddı olarak kâinatı karanlığa gömen, hadiseleri daha karmaşık hâle getiren ve eşyanın önünde kesif bir perde gibidir.
İmansızlık elektriğin kesilip bütün bir şehrin karanlığa gömülmesi gibi iken, iman ise elektrik ile bütün şehrin aydınlanması gibidir. İman Allah ile kul arasında bir intisab iken, küfür o intisabın kesilmesidir.
İman, varlığın hakikatini insana gösteren bir nur ve bir ışıktır. Şayet iman nuru ve ışığı insanın hadiselere bakışında rehber olmazsa, hadiselerin manasını ve hakikatini kavrayamaz. İnkâr ve küfür nazarında ise ölüm, bir yokluktur. Zamanın akıp gitmesi, varlıkları yokluk derelerine yuvarlayan dehşetli bir sel gibidir. Geçmiş zaman, varlıkların yokluk mezarlığı hükmündedir. Gelecek zaman ise karanlık ve insanın başına hangi musibetleri getireceği bilinmeyen bir endişe noktasıdır.
İman nuru ile bakan bir Müslümanın nazarında ölüm; saadet-i ebediyenin başlangıcı, daimî bir memlekete açılan bir kapı hükmündedir.
Küfür gözlüğü ile bakıldığında kabir; yılan ve akreplerin olduğu karanlık bir kuyu iken, imanın nuru ile bakıldığı zaman ise, bütün dost ve ahbapların buluştuğu bir mekân, ebedî âleme açılan bir kapı ve cennet bahçelerinden bir bahçedir. Evet, sadece iman ile kâinatın, insanın ve mevcudatın mahiyetinin ne olduğu izah edilebilir. İnsanın nereden geldiği, burada işinin ne olduğu, nereye gideceği ve gideceği yerde kendisinden ne isteneceği ile alakalı ve felsefe ile anlaşılamayacak bütün meseleler ancak iman ışığı ile aydınlanır.
“... Eğer iman olmazsa: Nasıl ki kör, sağır, dilsiz, akılsız adama her şey mâdumdur; öyle de imansıza her şey madumdur, zulümatlıdır.”
İfadesi de meseleyi çok güzel bir şekilde hülasa etmektedir.
Aynı şekilde imanlının nazarında geçmiş, yokluk kuyusu değildir. Hiçbir mahluk varlıktan sonra ebedî hiçliğe gitmiyor. Gelecek ise, karanlık ve insana endişe veren bir nokta değil, tam aksine vazifesini bekleyen ve varlık âlemine çıkmayı bekleyen plan ve programlarla doludur. İşte imanın nuru ve bakış açısı, eşya ve hadiselerin hakikat-i hâlini ve mahiyetini, insanın nazarına böyle takdim ediyor.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Bu cümleyi kısaca şu şekilde tercüme edebiliriz; İman, temel ve yüksek hakikatlerin bulunmasında ve anlaşılmasında zihne hem bir simge hem bir unvan hem bir rehberdir.
Acaba bu şekilde, Yirmi Dördüncü Mektup'u cümle açıklamaları olarak değil de külli sıra sıra ders olarak uzunca dinlemek mümkün müdür, öyle mevcut video var mıdır, nasıl ulaşabilirim?
24. Mektubun 5 remzinde dai ve mukteziye baglantı nasıl kuruluyor?
Allah’ın ezeli, vacip ve sonsuz varlığı, yokluğa, hiçliğe ve ademe fırsat ve imkan tanımadığı için gerçek anlamda yokluk mümkün değildir. Allah varsa mutlak anlamda varlık vardır hiçliğe yer yoktur. Ezeli varlık ezeli bir şekilde yokluğu yok ediyor yokluğa fırsat ve imkan vermiyor yokluk olsa ezeli varlık olmaz.
Lakin bu mana yani bu ezeli varlık bilinci ancak iman ve insitsap ile anlaşılabiliyor küfür ve inkar bu bilinci yok eden şerli bir iksir olduğu için kafirler mutlak varlık bilincine ulaşamıyor ve alemleri yokluk ve hiçlik rengine bürünüyor.
Muktazi ve dai konusunda gelince ezeli varlık ezeli bir şekilde yokluğu yok ettiği için öldükten sonra insanların yok olması yokluğa ve hiçliğe atılması da mümkün olmuyor. Allah varken yokluk yok ki hiçlik olabilsin ahiretsizlik de bir çeşit hiçlik olduğu için ezeli varlık bu hiçliğe müsaade etmez ona imkan vermez bu da ahiretin ince ve derin bir delil ve ispatı oluyor.
Kafirlerin inkarcı dünyasında ki hiçlik ve yokluk kötü bir zandır kötü zanlarının bir cezası olarak karanlığa mahkum oluyorlar ama işin özünde ve gerçeğinde yokluk yoktur ve insanlar ebedi bir hayatla var olmaya devam edecekler.