"Ebede kadar uzanan sofraları ve gıdaları, akıl ve kalb ve ruh ve insaniyet mideleri için tedarik etmeye fıtraten mecburdur, çabalıyor." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Akıl bir midedir, onun gıdası mânalar ve tefekkürdür. Aklın sofrası ise bütün kâinat ve içindeki san’atlardır; çiçekler, böcekler, denizler, yıldızlar ve hakeza...

Ruh bir midedir, onun gıdası iman ve ibadetlerdir. İmana dair her şey, ibadetin bütün nevileri, ruhun gıdası ve sofrası mahiyetindedir.

Kalb bir midedir, onun gıdası marifet, muhabbet ve zikirdir. Kalbin sofrası ya muhabbet-i İlahiyedir ya da mecazî mahbublardır. İlahî muhabbet saadet, mecazî sevgi ise bela getirir.

“Göz, kulak gibi bütün duyguların, eller gibidir ki, rûy-i zemîn kadar geniş bir sofra-i ni’meti o ellerin önüne koymuştur.” (24. Söz)

Bu ifadelerle çok geniş bir ni’met sofrası ile karşılaşıyoruz ve şükür vazifemiz de bir o kadar artıyor. Buna göre, bir insân tok olsa bile akşama kadar sürekli beslenmekte, gıdâ almaktadır.

İnsan her neye baksa, sanki o şeye elini uzatmış ve gözüne sokmuş gibi oluyor. Böylece insan görme ni’metinden sürekli istifade ediyor, sürekli rızıklanıyor. Aynı şekilde, insan gün boyunca yaptığı konuşmalarla da ayrı bir rızık sofrasından istifade etmiş oluyor.

İnsaniyet bir midedir, onun gıdası insanî değerlerdir. İnsaniyetin sofrası ise insanî hâl ve davranışlardır. Mesela, yardımlaşma, dayanışma, çalışma, üretme, hoşgörü, cömertlik vesaire gibi şeyler, insanî değerlere misal olarak verilebilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 4.790
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Kullanıcı

 İnsaniyet Midesi ve Gıdası: Adalet, Merhamet, Fedakârlık, Sorumluluk

Bu mide, diğerlerini kuşatan, insanı hayvandan ayıran en üst katmandır. İnsaniyet midesi, sadece kendin için değil, başkaları için de yaşamak demektir. Onun gıdası: adalet, hakkaniyet, merhamet, diğerkâmlık (başkasını kendine tercih), doğruluk, emanete riayet, toplumsal sorumluluk, ilim ve irfanı yaymak, zulme karşı durmak.

Nasıl doyar? Bu mide, bir yetimin başını okşamakla, hakkı gözetmekle, haksızlık karşısında susmayıp “hayır” diyebilmekle doyar. Komşusu açken tok yatmamak, emanete hıyanet etmemek, çevreyi korumak, hayvanlara şefkat göstermek – bunların hepsi bu midenin lokmalarıdır. Hatta kendi nefsinin keyfi için başkalarını kullanmamak, insanları araç değil amaç görmek de bu midenin doymasıdır.

· Pratik çözüm: Her işinde “Başkası benim yerimde olsa ne isterdi?” diye düşünmek. Yetim, yaşlı, hasta, garip gözetmek. İnsanlara faydalı olacak bir sanat, ilim veya meslek sahibi olup bunu ihlasla icra etmek. Dedikodu, gıybet, aldatma, hile gibi insanlık dışı davranışlardan kaçınmak.

Kritik uyarı: İnsaniyet midesini doyurmak, kimsenin kölesi olmak değildir. Tam tersi: Yalnızca Allah’a kul olan insan, kulluk zincirini kırarak özgürleşir ve başkalarına hizmeti bir onur meselesi yapar. İnsanları razı etmek için adaleti çiğnemek veya onların keyfine göre hareket etmek, insaniyet midesini zehirler, çünkü o zaman insan, başkalarının heveslerine köle olmuş olur.

“Doğru yerde doğru İslami davranış” ne demek?

Her durumun İslam’daki hükmü farklıdır:

· Borçluya karşı kolaylık ve mühlet vermek (bakara 280) → insaniyet midesini doyurur.

· Zulmedene karşı adaletle karşı durmak (maide 8) → yine insaniyet midesini doyurur.

· Yetime karşı şefkat ve koruma → doyurur.

· Haksız bir talepte bulunana karşı hayır demek → yine doyurur.

Yani insaniyet midesi, her zaman “yumuşak ol” veya “herkesi razı et” demez. Bazen dik durmak, bazen uyarmak, bazen mesafeyi koymak da bu midenin gıdasıdır. Önemli olan, o an için Allah’ın rızasının neyi gerektirdiğini bilip onu yapmaktır.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...