"En büyük lûtfu en büyük azamete, en yüksek şefkati en yüksek ceberûta idhâl ettiği gibi, nihayetsiz kurbu nihayetsiz bu’d ile cem edip,.." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Takdis ederiz o Zâtı ki, en büyük lûtfu en büyük azamete, en yüksek şefkati en yüksek ceberûta ithal ettiği gibi,.."

Bu cümleleri iki şekilde anlamak mümkün.

Birincisi; en büyük şeyleri en küçük şeylerin hizmetine sunmasıdır. Mesela, insan madde itibarı ile gayet derecede küçük iken; Allah, Güneşi ve dünyayı onun hizmetine vermiştir.

İkincisi; Allah sonsuz azamet ve kibriyası ciheti ile insan gibi hakir ve küçük bir varlığı muhatap alması mümkün değilken, sonsuz şefkat ve lütfu ile onu kendine muhatap hatta dost ve habib yapıyor. Allah azameti ciheti ile bizden çok uzak iken, şefkat ve lütfu ile bize çok yakın oluyor. En küçük arzu ve duamıza cevap veriyor.

"Nihayetsiz kurbu nihayetsiz bu'd ile cem edip, zerrelerle şemsler arasında uhuvveti tesis etmiştir. Birbirine zıt olan bu şeyleri cem etmekle derece-i azametini bir derece göstermiştir."(1)

Allah, her şeye nihayetsiz yakındır, zira her şeyin her şeyini O yaratmıştır ve idare etmektedir.

Ve hiçbir şey, O’nun kemalini hakkiyle idrak edemez, O’nun Zât’ının mahiyetini bilemez. Bu cihetle de her şey O’ndan nihayetsiz uzaktır.

"Allah’ın her şeye yakın olması" cihetiyle, zerrelerle güneşler arasında bir kardeşlik tahakkuk eder. Yâni, bir zerre diyebilir ki "Allah bana sonsuz yakın.", aynı şeyi Güneş de söyler. Böylece ikisi arasında bir nevi kardeşlik meydana gelmiş olur.

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Zeylu'l-Hubab.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...