"Fakat altı, yüzü açıkmış." Bazı yayınlarda virgül olmadığı için tam anlaşılmıyor. Devamında "öteki yüze çıktık." deniyor. İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ey birader-i pür-emel! Hayalini ele al, benimle beraber gel. İşte bir zemindeyiz. Etrafına bakarız; kimse de görmez bizi. Çadır direkleri hükmünde yüksek dağlar üstünde, karanlıklı bir bulut tabakası atılmış. Hem o dahi kaplatmış zeminimizin yüzü, müncemid bir sakf olmuş. Fakat altı, yüzü açıkmış; o yüz güneş görürmüş. İşte bulut altındayız; sıkıyor zulmet bizi."

"Sıkıntı da boğuyor; havasızlık öldürür. Şimdi bize üç yol var, bir âlem-i ziyadar. Bir kere seyrettimdi bu zemin-i mecâzî. Evet bir kere buraya da gelmişim, üçünde ayrı ayrı gitmişim. Birinci yolu budur: Ekseri burdan gider. O da devr-i âlemdir, seyahate çeker bizi. İşte biz de yoldayız, böyle yayan gideriz. Bak şu sahrânın kum deryalarına, nasıl hiddet saçıyor, tehdit ediyor bizi."

"Bak şu deryanın dağvâri emvâcına: O da bize kızıyor. İşte elhamdülillâh, öteki yüze çıktık. Görürüz güneş yüzü..."(1)

Burada zemin dünya oluyor, dağlar çadır direklerine benzetiliyor. Bulutların katı ve karanlık olarak tarif edilmesi sapkın felsefenin nazarında dünyanın anlamsız, puslu ve abes oluşuna bir işarettir.

Yani gökyüzü her ne kadar Güneşi gösteren şeffaf ve mavi bir tabakadan oluşuyor olsa da tabiat fikri bu şeffaf gökyüzünü katı ve sıkıcı bir karanlık tabakaya dönüştürüyor. Burada gökyüzünün iki farklı şekle bürünmesi kişinin bakış açısına nereden baktığına göre değişiyor.

Kâinata ve dünyaya iman nazarı ile değil de küfür ve tabiat fikri ile bakıldığında kainât sıkıcı, boğucu, karanlıklı ve insan hayatını tehdit eden dehşet verici düşmanlar olarak görülüyor.

Mesela, tabiat fikrine göre ölüm bir yokluk, bir hiçlik ve bir dipsiz hiçlik kuyusu iken, iman nazarı ile bakıldığında ise ölüm bir diriliş, bir mekân değiştirme ve bir sonsuzluğa açılan kapı hükmündedir.

Öteki ve Güneşli yüz ise iman anahtarı ile kainâtın şeklinin müspet ve güzele dönüşmesi anlamına geliyor. Yani küfür nasıl kainâtı karanlığa mahkum eden bir zulümat ise, iman da kainâtı nura gark eden bir ışık oluyor.

1) bk. Sözler, Lemeât, Fâtiha’nın Ahirinde İşaret Olunan Üç Yolun Beyanı.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...