"Fıtraten acul olan insanoğlu, âlemde hakim olan kanun-u İlahiyi düşünmeyerek, her meselenin istediği vakitte hallolunmasını istiyor..." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Medresetü’z-Zehrânın bu muazzam faaliyeti, zemin yüzünde bahar mevsiminde olan İlâhî ve muazzam neşir gibi sessiz, gürültüsüz, şâşaasız, gösterişsiz ve mütevazı, fakat muazzam bir şekilde cereyan etmektedir."
"Fıtraten acûl olan insanoğlu, âlemde hâkim olan kanun-u İlâhîyi düşünmeyerek, her meselenin istediği vakitte hallolunmasını istiyor; küçük dairelerdeki vazifelerini atlayıp, büyük dairelere sapıyor."
"Tohumları atılmış ve sümbül vaktine gelmiş olan Risale-i Nur’un yetiştirdiği hakikî imanlı zatlar, inşaallah yakın zamanda âlem-i İslâma birer nümune-i imtisal olup nur-u hidayeti göstereceklerdir." (Tarihçe-i Hayat, Isparta Hayatı)
İnsan tabiatındaki acelecilik, hayatın ve kâinatın ilahi kanunlarıyla çoğu zaman çatışır; çünkü her hakikat kendi vaktini ve belirli bir olgunlaşma sürecini bekler. Risale-i Nur'da zikredilen bu hakikat, insanın kendi kapasitesini ve sorumluluk alanını aşarak alemin idaresine müdahale etme ya da olayların sonuçlarını erkenden isteme hususundaki zaafını gözler önüne serer.
Acûliyetin Kaynağı ve Neticeleri
Sabırsızlık ve Vakit: İnsan, yaradılışı icabı acelecidir; ektiği tohumun hemen ertesi gün bitmesini, yaptığı her duanın veya çalışmanın neticesini anında görmeyi arzu eder.
Küllî Kanunları Göz Ardı Etme: Kâinatta tecelli eden ilahi icraatlar; kademeli, hikmetli ve belirli bir nizam çerçevesinde gerçekleşir. Bu külli kanunu hesaba katmayan fert, kendi dar zaman dilimini kâinatın saatiyle karıştırır.
Vazife Karışıklığı: Küçük daire, insanın kendi nefsini ıslah etmek, günlük sorumluluklarını yerine getirmek ve ibadetleriyle mükellef olduğu şahsi dairedir. Büyük daire ise kâinatın idaresi, kaderin tanzimi ve geleceğin planlanmasıdır. İnsan, kendi vazifesini unutup Allah'a ait olan büyük dairenin yükünü omuzlamaya çalıştığında hem manevi huzurunu kaybeder hem de amellerinde muvaffak olamaz.
Bu ruhî duruma düşmemek için insanın kendi hudutlarını bilmesi, vazifesini eksiksiz yapıp neticeyi Allah'a bırakması ve sabırla ilahi icraatın vaktini beklemesi esastır. Bediüzzaman Hazretlerinin işaret ettiği gibi, vazifesini yapıp neticeye karışmamak hem kalbe ferahlık verir hem de insanın acûl tabiatını tatmin ve terbiye eder.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü