“Her bir sofranın yüz sanayi-i latifenin eserleriyle vücud bulması” ifadesini açar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu cümle ile dünya sofrasına serilen rızıkların sanat yönünden de birer hârika olduklarına dikkat çekilmektedir. Toprakta, suda, havada bulunmayan nice hasiyetler, nice latif ve ince sanatlar bir bitkiye yerleştiriliyor; her rızka vitaminden, kaloriye kadar bütün meziyetler ince ölçülerle konuluyor.

Bilhassa küçük hayvanların rızıklanmalarında bu letafet ve incelik daha ileri mânada kendini gösteriyor. Bilindiği gibi, büyük insanların rahatça hazmettikleri gıdaları bebekler hazmedemiyorlar. Onlara hususî mamalar imal ediliyor. Bu misali esas alarak şöyle bir düşünelim:

Elimizde dolaşan, ne yürüyüşünü hissedebildiğimiz, ne ayak seslerini işitebildiğimiz çok küçük bir böceğin o küçük bedeniyle midesi arasındaki ahengi dikkate alalım. Bizim bedenimiz midemizden ne kadar büyük ise bu böcekle midesi arasında da ona benzer bir münasebet olacaktır. Sonra o küçük mideye giden minnacık rızıklara nazar edelim. Onu alan ve mideye gönderen o küçücük ağızları bir düşünelim. O ağızların alabileceği ve o küçük midelerin hazmedebileceği rızıklar yaratmak, çok latif ve ince bir sanattır; bir hârikadır, bir mu’cizedir.

Latîf, kesifin zıddıdır, yumuşaklık, incelik ve manevîlik ifade eder. Lâtifin bir de “lutfeden, ihsan eden” mânası vardır. Her ikisi de bütün rızıklar için geçerlidir, ancak birinci mâna küçük hayvanların rızıklarında daha bâriz olarak kendini gösterir.

Rızık olma noktasında “kesif” hükmünde olan elementleri, terbiye ederek “yenilen, içilen, koklanan, tadılan bir nimet” haline getirmek çok ince ve lâtif bir sanattır.

“Küçücük bal makinesinin zerrecik başında, onun ehemmiyetli vazifesinin mükemmel proğramını yazmak ve küçücük karnında taamların en tatlısını koymak ve pişirmek ve süngücüğünde zîhayat a'zâları tahrib etmek ve öldürmek hâsiyetinde bulunan zehiri o uzuvcuğuna ve cismine zarar vermeden yerleştirmek; nihayet dikkat ve ilim ile ve gayet hikmet ve irade ile ve tam bir intizam ve müvazene ile olduğundan, şuursuz, intizamsız, mizansız olan tabiat ve tesadüf gibi şeyler elbette müdahale edemezler ve karışamazlar.” (7. Şua)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...