"Her biri, hadsiz bir acz ve zaaf içinde, hadsiz düşmanları ve incitenleri var. Ve hadsiz bir fakr ve ihtiyaç içinde, hadsiz hacatı ve matlubları var." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Evet, bu alemde görüyoıuz ki: Bu ziruhlar, şuuren ve aklen olmasa da hissen, fıtraten hissediyorlar ki, her biri, hadsiz bir acz ve zaaf içinde, hadsiz düşmanları ve incitenleri var. Ve hadsiz bir fakr ve ihtiyaç içinde, hadsiz hacatı ve matlubları var. İktidarı ve sermayesi binden birine kafi gelmediğinden, bütün kuvvetiyle bağlanır ve ağlar, manen, fıtraten yalvarır, kendine mahsus sesiyle, lisanıyla dualar, niyazlar, bir nevi namazlar, salavatlar ile bir Alim-i Kadir dergahına iltica ederken, birden göıüyoruz ki, o bağıranların her işini, her ihtiyacını bilen ve her derdini ve zarannı anlayıp yalvarmasını, fıtri duasını işiten Alim-i Mutlak bir Kadir-i Hakim, imdatlarına yetişir, bütün istediklerini yapar. Ağlamalannı gülmeye, bağırmalarını teşekkürlere çevirir."(1)

Zîruh denildiğinde, melekler, cinler, insanlar ve hayvanlar akla geliyor. Melekler, cinler ve insanlar hem vicdanen hem de aklen Allah’a karşı acizliğini ve fakirliğini hissedip O’na iltica ediyorlar.

İnsanlar ve cinler hem imtihan muktezası olarak hem de acizliği ve fakirliği daha derinden hissetmeleri için bela, sıkıntı, hastalık, musibet gibi şeylere maruz kalıyorlar. Bu durumda acziyet ve fakriyet içinde Allah’ı her türlü isimleri ile tanıyorlar; dua, ibadet, niyaz ve yakarışlar ile O’na iltica edip, medet diliyorlar.

İnsan fıtraten çok zayıf ve âciz yaratıldığı, her şeye muhtaç olduğu için, arzularını dua ve niyaz ile Rabbinden ister. Bütün insanlar vicdanen duaya muhtaç olduğunu itiraf ederler. Bu sebeple insan sıkıştığında ya da bir musibete maruz kaldığında çaresizliğin verdiği sevkle, sığınacak ve yardım talep edecek bir noktayı arar.

Hayvanlarda da benzer durumlar gerçekleşiyor, lakin onlarda akıl ve şuur olmadığı için onlar acizliğini ve fakirliğini hisleri ile kavrıyor, hal dili ile Allah’a iltica ediyorlar. Mesela, çaresiz ve muhtaç bir kedinin imdadına Allah türlü sebepleri sevk edebiliyor.

"Hadsiz hacet ve matluplar" denince, kâinattaki şeyler anlaşılabilir. Mesela, güneş doğmasa kedi yaşayamaz, yağmur yağmasa bitkiler olmaz, bitki olmasa hayat olmaz vesaire, canlıların ihtiyaçları ilanihaye bütün kâinatı kuşatıyor.

Bir canlının yaşayabilmesi bütün kâinatın bir fabrika gibi muntazaman işlemesi ve çalışması ile mümkündür. Bu durumda bir canlı bütün kâinata ve içindekilere muhtaç bir durumdadır. Halbuki bu canlı ihtiyaçlarından en küçüğünü bile tedarik edecek bir güce sahip değildir...

(1) bk. Şualar, On Beşinci Şua.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...