"Hikmetin sırrı zahir oldu." ne demektir, izah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Sonra vaktâ ki istidatlarının adem-i camiiyetinden dolayı, melâikenin aczi zahir oldu; makamın iktizası üzerine, Âdem’in iktidarının beyanı icap etti ki, muaraza tamam olsun. Bunun için, قَالَ يَاۤ اٰدَمُ اَنْبِئْهُمْ بِاَسْمَاۤئِهِمْ hitabıyla Âdem’e ferman etti. Sonra, vakta ki mesele tebeyyün etti ve hikmetin sırrı zahir oldu, geçen cevab-ı icmâlînin bu tafsilâta netice kılınması makamın iktizasından olduğuna binaen, قَالَ اَلَمْ اَقُلْ لَكُمْ اِنِّىۤ اَعْلَمُ غَيْبَ السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ وَاَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا كُنْتُمْ تَكْتُمُونَ Yani, 'Sizin ketmettiğiniz şeyi bilirim.' Şu mukavele ve mükâlemeden anlaşılıyor ki, İblisin enaniyeti, kibri, melâikeye sirayet etmiştir ve yaptıkları istifsara, bir taifenin itirazı da karışmıştır." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Suresi 31-33. Ayetlerin Tefsiri)
Hikmetin Sırrının İzahı
Bu kıssanın ve dolayısıyla ortaya çıkan hikmetin sırrı, özetle insanın yeryüzündeki halifelik makamına layık oluşunun ve meleklerden üstün kılınışının temel nedenini açıklamaktır.
Temel sırlar şunlardır:
İnsanın Bilgi ve Öğrenme Kapasitesi (Esma Öğretisi)
Allah, Âdem'e hem kendi isimlerini hem de her şeyin ismini (veya hakikatini, özelliklerini, anlamlarını) öğretti. Bu durum, insanın yaratılışındaki en büyük potansiyeli, yani ilim (bilgi) edinme, eşyayı anlama, tasnif etme ve kullanma yeteneğini gösterdi.
Melekler, Allah'ın yaratılış amacına dair bir kısım endişelerini dile getirmişlerdi (Yeryüzünde bozgunculuk yapacak birini mi yaratacaksın diye).
Allah, Âdem'i (as) imtihan ederek, Âdem'in bilgisi sayesinde yeryüzünü yönetme ve düzenleme (hilafet) yeteneğinin meleklere bile kapalı olan bir sır olduğunu ortaya koydu.
Sır, insanın sadece ibadet eden bir varlık değil, aynı zamanda idrak eden, öğrenen ve bu sayede varlık âlemine yeni bir boyut katan bir varlık olmasıdır. Melekler sadece yüceltme ve ibadet görevini yerine getirirken, insan hem ibadet eder hem de aklı ve ilmiyle yeryüzünü imar etme potansiyeli taşır.
Hilafet (Yeryüzü Yönetimi) Makamının Gerekçesi
Âdem'in (as) imtihanı başarıyla geçmesi, onun yeryüzündeki halife (Allah'ı temsil eden, vekili) makamına liyakatini ispat etti.
Sır, halifeliğin sadece ibadetle değil, bilgi, sorumluluk ve idrakle mümkün olduğudur. Yeryüzünü yönetmek, ona dair bilgi sahibi olmayı gerektirir.
Allah'ın "Sizin bilmediklerinizi ben bilirim" sözü, çok şeylere işaret etmekle beraber, özellikle meleklerin göremediği bu "bilgi" potansiyeline işaret eder.
Meleklerin ve İnsanların Farklı Rolleri
Kıssa, meleklerin ve insanların rollerinin ve yaratılış gayelerinin farklı olduğunu netleştirir.
Melekler kendi sınırlı bilgileriyle yargıda bulunmuş, ancak bu yargılarının Allah'ın mutlak ilmi karşısında yetersiz kaldığını fark ederek, "Seni tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, hüküm ve hikmet sahibi olan sensin." (bk. Bakara, 2/232) diyerek teslim olmuşlardır.
Sır, Allah'ın her yaratılışına bir amaç ve bir sınır tayin ettiğidir; insan da bu amaç ve sınır içinde kendine has ve özgün değerini taşımaktadır.
Söz konusu Hikmetin Sırrı, insanın (Hz. Âdem'in soyunun) Allah katındaki değerini, bu değerin kaynağının bilgi (ilim) ve anlama yeteneği olduğunu ve bu yetenek sayesinde yeryüzünde Allah'ın halifesi olarak görevlendirilmeye layık görüldüğünü ispatlayan temel gerçektir.
Âdem’e (as) öğretilen “isimler”, sadece kelime bilgisi değildir; eşyanın mahiyetlerini, hakikatlerini ve bunlarda tecelli eden ilahi isimleri (Rahman, Hakîm, Adl, Rezzak, vs.) bilmek anlamındadır.
Bu bilgi, insanda marifetullahın (Allah’ı tanımanın) temelidir. Çünkü her şeyde bir ilahi ismin tecellisi vardır, insan bunu idrak eder.
Melekler, sadece kendi mahiyetlerine uygun birkaç ismin mazharıdırlar (Mesela: tesbih, ibadet, itaat). Fakat insan, bütün isimlere mazhar olabilecek bir kabiliyette yaratılmıştır.
Özetle “Hikmetin sırrı” Şudur:
İnsanın, Allah’ın bütün isimlerini bilmeye, anlamaya ve yansıtmaya kabiliyetli bir varlık olarak yaratılmasıdır. Bu yönüyle insan, meleklerden üstün olmuş ve "Allah’ın halifesi" sıfatını kazanmıştır. Dolayısıyla, insan kâinata nazır bir ayna, esma-i ilahiyyeye de küllî bir mazhar olmuştur.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü