Kur’an'da "Güneş döner." deniyor; lakin gerçek ise tam aksine görünüyor. Risalelerde bir açıklama var mıdır?
Değerli Kardeşimiz;
Kur'an-ı Kerim'in "Güneş döner" ifadesi hem kelam ilmi açısından hem de uzay bilimi açısından değerlendirildiğinde, modern astrofizik ile tam bir uyum içindedir. Yâsîn 38. ayette geçen "tecrî" fiili, Arapça'da akıcı, sabit olmayan bir hareketi ifade eder.
Güneş'in hareketi, aşağıda görüldüğü gibi, iki ana kategoride açıklanabilir:
Güneş, Samanyolu’nun kütleçekimi etkisiyle galaksinin merkezi etrafında 220 km/s hızla hareket eder. Bu hareket, sistematik bir yörünge hareketidir ve bilimsel gözlemlerle doğrulanmıştır.
Güneş, kendi ekseni etrafında dönmektedir. Bu dönüş, ekvatorda yaklaşık 25 günde, kutuplarda ise 35 günde tamamlanır. Bu dönüş hareketi, Güneş lekelerinin kaydedilmesiyle bilimsel olarak gözlenmiştir.
Bediüzzaman, Kur'an'daki bu ayetin iki tür hareketi birden kapsadığını ifade eder:
- Zahirî anlamda: Güneş’in sistem içindeki dönüş seyri,
- Batınî anlamda: Güneş'in kendi etrafındaki dönmesi.
Bu tespit, modern bilimle tam uyumludur. Kur'an’ın bu ifadeleri, bilimsel keşiflerden yüzyıllar önce söylenmiş olması bakımından mucizevî bir hakikati ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, İslâmî ilimler ve modern bilim perspektifinde Kur'an, bir "hakîkat rehberi" olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır.
"Güneş de bir delildir onlara, akar gider yörüngesinde... O azîz ve alîmin (o üstün kudret sahibinin ve her şeyi bilenin), yaratması böyle olur işte!" (Yasin, 36/38)
Ayet-i kerimede devretme yerine cereyan etme, akıp gitme ifadesinin kullanılması çok dikkat çekicidir. Tecri, cereyan eder, akıp gider demektir. Ancak, o devirlerde Güneş'teki bu hareketlik ve ayrıca Güneş'in de bağlı olduğu galaksi içindeki hareketleri bilinmediğinden ayet-i kerime Güneş'in dünya etrafında döndüğü şeklinde anlaşılmıştır.
Kur’an’ın muhataplarına vermek istediği asıl ders şudur:
Kâinatın tümünde mükemmel bir nizam vardır. Bu kusursuz nizam, kâinatın sahibinin bir olduğunu gösterir. Bunun misallerinden biri de Güneş'in hareketidir.
Üstad Hazretleri bu hususa şu şekilde işaret ediyor:
"Mesela Güneş'e der, 'Döner bir siracdır, bir lambadır.' Zira Güneş'ten, Güneş için ve mahiyeti için bahsetmiyor. Belki bir nevi intizamın zembereği ve merkezi ve intizam ve nizam ise Sâniin âyine-i marifeti olduğundan bahsediyor."
"Evet, der, اَلشَّمْسُ تَجْرِى Yani, 'Güneş döner.' Bu 'döner' tabiriyle, kış ve yazın, gece ve gündüzün deverânındaki muntazam tasarrufât-ı kudreti ihtar ile azamet-i Sânii ifham eder. Bu 'dönmek' hakikati ne olursa olsun, maksud olan, mensuc, meşhud intizama tesir etmez." (Sözler, On Dokuzuncu Söz)
Kâinatta hiçbir şey sabit değildir. Dünya kendi etrafında döndüğü için, Güneş'i Dünya'nın etrafında dönüyormuş gibi zannederiz. Güneş de sabit değil; o da kendi ekseni etrafında dönmektedir, ama bunu gözle göremeyiz. Dünya Güneş'in etrafında dönerken, Güneş de Samanyolu galaksisinin merkezinin etrafında döner. Samanyolu galaksisi de sabit değil. Bütün kâinat muntazam bir hareket ile belli bir hedefe gitmektedir.
"Bu 'dönmek' hakikati ne olursa olsun, maksud olan, mensuc, meşhud intizama tesir etmez."
Yani Güneş'in bilimsel olarak nasıl döndüğünün bir önemi yok, önemli olan Güneş'in bu dönmesinden hasıl olan nimet ve faydalardır. Kur’an Güneş'in fayda ve nimet yönünü nazara verir. Güneş'in bilimsel anlamda nasıl döndüğü ile ilgilenmez. Zira Kur'an Allah'ın azameti ve nimet veren özelliğini insanlara hissettirip, iman ve ibadetlerini daha külli yapmalarını temin etmeye göre bilgiler verir.
"Kur’an, bilimsel konularla ilginmez." derken, bu gibi az bir kesimin anlayabileceği konuları delil diye sunmaz demektir. Yoksa "bilimi hiç önemsemez ve gereksiz görür" demek değildir. Kaldı ki insanların büyük kısmı da bununla ilgilenmez.
Güneş'in bilimsel olarak nasıl döndüğü konusu bilim insanların araştırma ve çabalama alanıdır. Suyun bilimsel formülü 2 hidrojen 1 oksijendir. Bu tersi de olabilirdi, yani Allah istese bu şekilde de yapabilirdi. Ama burada değişmeyen şey, suyun büyük bir nimet ve büyük bir maslahat olmasıdır. Ayetler suyun kimyevi bileşenini değil, insanlara büyük bir nimet ve rahmet olmasını nazara sunar. Suyun bileşeni farklı bilinse bile, suyun intizamı yani nimet ve maslahat olma vasfı değişmez, en avamdan en alime kadar herkes tarafından bilinir.
Sonuç olarak, Kur’an-ı Kerim’in "Güneş döner" şeklindeki ifadesi, bilimsel olarak doğrulanmış bir hakikattir ve Risale-i Nur bu meseleyi derinlemesine izah ederek Kur’an’ın mucizevi yönünü gözler önüne serer.
İlave bilgi için tıklayınız:
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Bu soruyla ilgili güneşin döndürülmedigini Dünya'nın döndürüldüğünü Peygamberimiz belagatlı bir şekilde açıklamıştır. Lemalarda şöyle bir yer gecmekte.
Eski Kozmoğrafya nazarında Güneş gezer. Güneş'in her otuz derecesini, bir burç tabir etmişler. O burçlardaki yıldızların aralarında birbirine rabtedecek farazî hatlar çekilse, bir tek vaziyet hasıl olduğu vakit, bazı esed (yani arslan) suretini, bazı terazi manasına olarak mizan suretini, bazı öküz manasına sevr suretini, bazı balık manasına hut suretini göstermişler. O münasebete binaen o burçlara o isimler verilmiş. Şu asrın Kozmoğrafyası nazarında ise, Güneş gezmiyor. O burçlar boş ve muattal ve işsiz kalmışlar. Güneş'in bedeline Küre-i Arz geziyor. Öyle ise o boş, işsiz burçlar ve yukarıdaki muattal daireler yerine, yerde Arz'ın medar-ı senevîsinde küçük mikyasta o daireleri teşkil etmek gerektir. Şu halde büruc-u semaviye, Arz'ın medar-ı senevîsinde temessül edecek. Ve o halde Küre-i Arz her ayda büruc-u semaviyenin birinin gölgesinde ve misalindedir. Güya Arz'ın medar-ı senevîsi bir âyine hükmünde olarak, semavî burçlar onda temessül ediyor.
İşte bu vechile Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, sâbıkan zikrettiğimiz gibi bir defa ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﺜَّﻮْﺭِ, bir defa ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﺤُﻮﺕِdemiş. Evet mu'ciz-ül beyan olan lisan-ı nübüvvete yakışır bir tarzda gayet derin ve çok asır sonra anlaşılacak bir hakikata işareten bir defa ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﺜَّﻮْﺭِdemiş. Çünki Küre-i Arz, o sualin zamanında Sevr Burcu'nun misalinde idi. Bir ay sonra yine sorulmuş, ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﺤُﻮﺕِdemiş. Çünki o vakit Küre-i Arz, Hut Burcu'nun gölgesinde imiş.
İşte istikbalde anlaşılacak bu ulvî hakikata işareten ve Küre-i Arz'ın vazifesindeki hareketine ve seyahatına îmaen ve semavî burçlar, Güneş itibariyle muattal ve misafirsiz olduklarına ve hakikî işleyen burçlar ise, Küre-i Arz'ın medar-ı senevîsinde bulunduğuna ve o burçlarda vazife gören ve seyahat eden Küre-i Arz olduğuna remzen ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﺜَّﻮْﺭِ ﻭَﺍﻟْﺤُﻮﺕِdemiştir.
Lemalar - 93
NOT: Güneş kendi etrafındaki bir turunu ekvator bölgesinde 25 Dünya günü, kutuplarda ise 36 Dünya gününde tamamlar. Güneşin samanyolu galaksisi etrafındaki bir tam turu yani bir galaktik yıl yaklaşık 225 - 250 milyon yıl arasıdır.