Münacat neden üç kitapta tekrar edilmiş? Hz. Musa, Hz. İbrahim, Hz. Davud, Hz. Süleyman ve Hz. Muhammed aleyhimüsselamın ismi zikredilirken, Hz. İsa’nın ismi neden yok?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Münacat Risalesi hem bir dua, hem bir tefekkür, hem bir vird makamında olduğu için, tekrarında güzellik ve taravet vardır. Bu sebeple Risale-i Nur'un üç yerine derç edilmiş. Devamlı olarak Külliyatı okuyanlar bu risaleyi tekraren okumuş oluyorlar.

"Hazret-i Mûsa Aleyhisselâma denizi ve Hazret-i İbrahim Aleyhisselâma ateşi ve Hazret-i Dâvud Aleyhisselâma dağı, demiri ve Hazret-i Süleyman Aleyhisselâma cinni ve insi ve Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâma şems ve kameri teshir ettiğin gibi, Risale-i Nur'a kalbleri ve akılları musahhar kıl. Ve beni ve Risale-i Nur Talebelerini nefis ve şeytanın şerrinden ve kabir azabından ve cehennem ateşinden muhafaza eyle ve Cennetü'l-Firdevste mes'ut kıl. Âmin, âmin, âmin."(1)

Bizim kanaatimize göre Münacatın bu kısmında hem mâna hem de vezin olarak musahhariyet mânası hükmettiği ve sayılan peygamberlerin mu’cizelerinde bu mânaya mutabakat ve tevafukatı söz konusudur. Bunun dışında başka bir mâna göremiyoruz.

Kaldı ki dört büyük kitap indirilmemiş peygamberler de zikredilmiştir. “Bu peygamberlere mu’cize eseri olarak bu unsurları nasıl musahhar etti isen, bizim nefis ve kalbimizi de Risale-i Nur'a musahhar kıl.” denilerek dua ediliyor.

(1) bk. Şualar, Üçüncü Şua.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

ekorkmaz
İsa (a.s) ile Mehdi(a.s)'ın aynı devirde yaşayacak olmasından olabilir mi acaba¿
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Mucahide35

Bu cümlede Peygamberlerden nasıl bahşedilmiş

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

"Hazret-i Musa Aleyhisselâm'a denizi

Hazreti Musa (as) kavmi ile beraber Firavun ve ordusundan kaçarken önlerine deniz çıkınca asası ile denize vurup deniz ikiye ayrılarak denizin ortasından geçmiş sonra firavun ve ordusu denizin ortasından geçmeye kalkışınca deniz birleşerek onları helak etmiştir. Bu Hazreti Musa (as)’ın büyük bir mucizesidir.

Hazret-i İbrahim Aleyhisselâm'a ateşi

Hz. İbrâhim’in putları kırması ve bu yüzden putperestlerce ateşe atılmasına rağmen ateşin kendisini yakmaması, onun tevhid mücadelesinin güzel bir hâtırası olarak Kur’an’da ve bazı ayrıntılarla birlikte diğer kaynaklarda yer alır. Buna göre İbrâhim, taptıkları putların ne kadar âciz ve işe yaramaz olduğunu kavmine göstermek üzere fırsat kollar. Nihayet bir bayram günü halk şenlik için şehir dışına çıkınca (es-Sâffât 37/88-90) put evine girerek en büyük put dışındaki bütün putları kırar. Kavmi döndüğünde durumu görüp İbrâhim’i sorguya çeker, İbrâhim, “Belki de şu büyükleri yapmıştır, ona sorun” der (el-Enbiyâ 21/57-67; es-Sâffât 37/88-96). Nihayet putperest yönetim İbrâhim’i ateşe atmak suretiyle cezalandırmaya kalkışır (el-Enbiyâ 21/68; el-Ankebût 29/24). Ancak Allah’ın, “Ey ateş, İbrâhim’e karşı serinlik ve esenlik ol!” emri üzerine ateş İbrâhim’i yakmaz (el-Enbiyâ 21/68-70).

Hazret-i Davud Aleyhisselâm'a dağı, demiri

Hazret-i Davud Aleyhisselâm mucize eseri olarak demiri eli ile şekillendirmiştir. Aynı zamanda o güzel sesi ile zikir ettiğinde dağlar onunla birlikte zikir etmiştir. Bu iki mucize de Davud peygamberin şiarı haline gelmiştir.

"Sen onların söylediklerine sabret ve güçlü kulumuz Davud'u hatırla. O, Allah'a yönelmiş bir kimseydi. Dağları biz onun emrine verdik ki, akşam sabah onunla birlikte tesbih ederlerdi. Kuşları da toplu halde onun emrine vermiştik; hepsi birden ona yönelirdi." (Sad, 38/17-19)

Müfessirlerin çoğunluğuna göre bu ayetler, Hz. Davud aleyhisselam Allah'ı tesbih ederken dağların ve kuşların da dile gelerek onun tesbihine katıldıkları, şeklindeki mucizevî bir olayı anlatmaktadır.

Hazret-i Süleyman Aleyhisselâm'a cinni ve insi

Hazreti Süleyman (as) en büyük mucizesi ise cinleri itaat altına alması ve onları kabiliyet ve gücünden faydalanması ve ayrıca insanlar üstünde tarihte görülmemiş bir krallığa sahip olmasıdır.

"Cinlerden mağrur ve iddiacı bir ifrit: 'Ben,' dedi, 'sen makamından kalkmadan, onu sana getiririm. Benim onu taşımaya gücüm yeter, hem de zayi etmeden güvenilir tarzda getirecek emin bir kimseyim.'”

"Ama nezdinde, kitaptan ilim olan bir zat da: 'Ben, sen gözünü açıp kapamadan onu getirebilirim.' der demez, Süleyman, Kıraliçenin tahtının yanı başında durduğunu görünce: 'Bu, Rabbimin lütuflarındandır. Bu şükür mü edeceğim, yoksa nankörlerden mi olacağım diye beni sınamak içindir. Şükreden sadece kendi lehine olarak şükreder. Nankörlük eden ise bilmelidir ki Rabbim onun şükründen müstağnidir, şükrüne ihtiyacı yoktur, ihsan ve keremi boldur.'" (Neml, 27/39-40)

Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'a şems ve kameri teshir ettiğin gibi..."

Peygamber Efendimizin bir işareti ile ayın ikiye bölünmesi ve bir vakit namazı kaçırmasından dolayı güneşin geriye döndürülmesi gibi mucizeler de ay ve güneş mucizeleri olarak bilinmektedir. Ay ve güneş mucizeleri görüldüğü gibi diğer mucizelerden daha büyük daha haşmetlidir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...