"Kâinatta bir hakikat varsa, nübüvvet vardır. Hilkatte nizam varsa, nübüvvet zaruridir." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Kâinatta bir hakikat varsa, nübüvvet vardır. Hilkatte nizam varsa, nübüvvet zaruridir."(HAŞİYE 2)

HAŞİYE 2: Karıncayı emirsiz, arıyı ya’subsuz bırakmayan Kudret-i Fâtıra, beşeri nebîsiz bırakmaz. (bk. Şuâât)

“Kâinatta bir hakikat varsa, nübüvvet vardır.”

Kâinattaki hakikat; varoluşun sırrı, hayatın gayesi, iyi ve kötünün ayrımı, yaratıcının varlığı ve onun bizden beklentileri gibi temel ve evrensel gerçekleri kapsar. İnsan aklı, bu hakikatlerin bazılarına ulaşabilse de tamamına kendi başına erişmesi veya herkesin ortak bir anlayışa varması pek mümkün değildir.

Bu sebeple Allah bu hakikatleri insanlığa talim edip ders versin diye peygamberler ve kitaplar göndermiştir. Yani bu önemli ve evrensel hakikatlerin insanlık tarafından iyi anlaşılabilmesi ve yaşanabilmesi nübüvvet ve vahye bağlıdır.

Peygamberler (Nebiler), bu aşkın hakikatleri, ilahi kaynaktan (Allah'tan) alarak insanlığa aktaran elçilerdir. Onlar, insan aklının yetersiz kaldığı veya çeliştiği konularda yol gösterici, hakikatin ne olduğunu açıkça beyan eden ve insanları doğru yola sevk eden rehberlerdir.

Eğer kâinatta gerçekten bir hakikat varsa, bu hakikatin insanlara ulaştırılması için bir mekanizmaya (nübüvvete) ihtiyaç duyulur. Aksi takdirde, bu hakikat gizli kalır ve varoluş amacına uygun bir yaşam sürmek imkânsız hale gelir. Vahyi reddeden felsefenin hakikati anlamaktaki aczi ve çaresizliği bunun en somut örneğidir.

Evet, “anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kâğıttan ibaret kalır.” nübüvvetsiz bir kâinat ve insanlık manasız kalır ve gayesizliğe ve abese dönüşür.

“Hilkatte nizam varsa, nübüvvet zaruridir.”

Kâinatta her şeyin bir düzen içinde olduğu aşikârdır: Atomlardan galaksilere, gezegenlerin yörüngelerinden mevsimlerin döngüsüne, insan vücudunun işleyişinden doğadaki ekolojik dengeye kadar her yerde muazzam bir nizam (düzen, uyum, sistem) hüküm sürer. Bu nizam, kendiliğinden oluşamayacak kadar karmaşık ve amaçlıdır; bu da onun arkasında üstün bir ilim ve iradenin olduğunu düşündürür.

Mademki kâinat bu kadar düzenli ve bilinçli bir şekilde yaratılmıştır, o zaman bu yaratılışın bir amacı olmalı ve yaratıcının kullarından belirli beklentileri bulunmalıdır. Bu beklentilerin, emirlerin ve yasakların insanlara bildirilmesi gerekir.

Bir fabrikanın mükemmel bir düzen içinde çalışması için bir kullanım kılavuzu ve bir işletme müdürüne ihtiyaç duyulması gibi, kâinatın bu kusursuz nizamını yaratıp işleten kudret sahibinin de insanlara yol göstermesi, onları neyin doğru neyin yanlış olduğu konusunda aydınlatması elzemdir. Bu "rehberlik" ve "yönetim", peygamberler aracılığıyla gerçekleşir. Onlar, yaratıcının iradesini insanlığa duyuran, o nizamın insan yaşamındaki karşılığını öğreten ve insanların bu nizamla uyumlu bir hayat sürmesini sağlayan elçilerdir. Aksi takdirde, bu düzen ve amaç anlamsız kalır, insanlar kendi başlarına doğru yolu bulamaz ve kaosa sürüklenirler.

İlave bilgi için tıklayınız:

- NÜBÜVVET, PEYGAMBERLİK, RİSALET

- "Karıncayı emirsiz, arıyı yasubsuz bırakmayan kudret-i ezeliye, elbette beşeri nebisiz bırakmaz." İzah eder misiniz?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 369
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...