"Nüzûlü zamanında uyku gibi bir vaziyet-i nâimanede bulunması ve sâir kelâmları ona yetişememesi..." ifadesinde anlatılmak istenen nedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Uykuyu, “Hislerin kâinattan toplanması” şeklinde tarif ediyorlar. İnsan uykuya dalınca hemen yanı başında konuşan birinin sözlerini işitmiyor, ama, rüya âlemine daldığında bir başka ülkede bulunan, hatta ahirete göçmüş bir dostu ile sohbet ediyor ve onun konuştuklarını işitiyor.

Uyku, insanın melekelerini ve konuşma kabiliyetini sersemleştirip uyuşturur. Halk arasında buna "uyku sarhoşluğu" denir. Bu esnada zihin ve melekeler kapalı olduğu için, insan ne dediğini bilemez. Nitekim bazı insanlar uykuda çok mânasız şeyler söylerler.

Ancak şu var ki, ayetlerin bir kısmı Peygamber Efendimize (asm) uyku vasıtası ile gönderiliyor; yani rüya yolu ile indiriliyor. Böyle mükemmel ve mu’cizevî ayetlerin uyku gibi zıt bir haletten tevellüd etmesi, ayetlerin Allah kelamı olduğunun bir delili oluyor. Uyku sarhoşluğu ile mu’cize derecesindeki ayetler birbirine zıt ve mugayirdir. Demek ayetler Hazret-i Peygamber (asm)'in sözleri değil, Allah’ın kelamıdır. Allah bazı ayetleri uyku gibi bir yol ile gönderiyor ki, insanlar bu ayetin kimden geldiğini idrak etsinler.

Nitekim Allah Resulü (asm)'nün okuma yazma bilmemesi de bunun bir delilidir. Okuma yazması olmayan birisi nasıl oluyor da böyle muhteşem bir Kur'an'ı ortaya koyar? Demek ki, Kur’an onun değil, Allah’ın kelamıdır.

Kendisine nübüvvet vazifesi tevdi edilmeden evvel Resulullah Efendimiz (asm.)’in okuması ve yazması yoktu. Bu husus bir ayette şöyle ifade edilir: “Sen bundan önce, ne bir yazı okur, ne de elinle onu yazardın. Öyle olsaydı batıla uyanlar şüphe duyarlardı.” (Ankebût Suresi 29/48)

Habib-i Ekrem Efendimiz (asm.), şayet okuma yazma bilseydi, müşrikler Kur’an-ı Kerim’i O’nun yazdığını iddia ederlerdi. Bazıları böyle bir iddiada bulunmuşlarsa da buna ne kendileri inanmış ne de başkaları.

Bu durum bütün varlıkta kendini gösteren ilahî bir kanundur. İlmi, iradesi olmayan bir ağaçtan muhteşem meyvelerin çıkması, yine ilmi, iradesi olmayan bir inekten mükemmel bir gıda olan sütün akması buna misal verilebilir. Manzaraya baktığımızda hemen aklımıza perde arkasında bir zatın varlığı kendini güneş gibi gösteriyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

erhangul01

Yalnız bu cümlede  ''uyku gibi bir vaziyet-i nâimanede'' diyor. Yani direkt uyku halinden bahsedilmiyor. Vahyin indirildiği dakikada, peygamberimiz vahyin ağırlığı ile kendinden geçerdi. Adeta yarı baygınlık hali yaşardı. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...