Block title
Block content

Peygamber Efendimiz'den sonra peygamber gelmeyişi nasıl izah edilebilir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstad Hazretleri bu hususa şu şekilde işaret ediyor:

"ASIRLARA GÖRE şeriatler değişir. Belki bir asırda, kavimlere göre ayrı ayrı şeriatler, peygamberler gelebilir ve gelmiştir. Hâtemü'l-Enbiya'dan sonra, şeriat-i kübrâsı her asırda her kavme kâfi geldiğinden, muhtelif şeriatlere ihtiyaç kalmamıştır. Fakat teferruatta, bir derece ayrı ayrı mezheplere ihtiyaç kalmıştır."

"Evet, nasıl ki mevsimlerin değişmesiyle elbiseler değişir, mizaçlara göre ilâçlar tebeddül eder. Öyle de asırlara göre şeriatler değişir; milletlerin istidadına göre ahkâm tahavvül eder. Çünkü, ahkâm-ı şer'iyenin teferruat kısmı, ahvâli beşeriyeye bakar, ona göre gelir, ilâç olur."

"Enbiya-yı sâlife zamanında tabakat-ı beşeriye birbirinden çok uzak ve seciyeleri hem bir derece kaba, hem şiddetli ve efkârca iptidaî ve bedeviyete yakın olduğundan, o zamandaki şeriatler, onların haline muvafık bir tarzda ayrı ayrı gelmiştir. Hattâ bir kıt'ada, bir asırda ayrı ayrı peygamberler ve şeriatler bulunurmuş. Sonra, Âhirzaman Peygamberinin gelmesiyle, insanlar güya iptidaî derecesinden idadiye derecesine terakki ettiğinden, çok inkılâbat ve ihtilâtatla akvâm-ı beşeriye birtek ders alacak, birtek muallimi dinleyecek, birtek şeriatle amel edecek vaziyete geldiğinden, ayrı ayrı şeriate ihtiyaç kalmamıştır, ayrı ayrı muallime de lüzum görülmemiştir. Fakat tamamen bir seviyeye gelmediğinden ve bir tarz-ı hayat-ı içtimaiyede gitmediğinden, mezhepler taaddüt etmiştir. Eğer, beşerin ekseriyet-i mutlakası, bir mekteb-i âlinin talebesi gibi, bir tarz-ı hayat-ı içtimaiyeyi giyse, bir seviyeye girse, o vakit mezhepler tevhid edilebilir. Fakat bu hal-i âlem o hale müsaade etmediği gibi, mezâhib de bir olmaz."(1)

Kainatta tekamül, yani gelişim kanunu hükmettiği için her şey basitten mükemmele doğru yavaş yavaş gelişip ilerliyor. İnsanlığın sosyal ve eğitim seviyesi de aynı kanuna tabi olduğu için ilk insanların döneminde insanların idrak ve mizaçları bir derece ilkel ve kaba idi, tıpkı insanın bebeklik ve çocukluk dönemi gibi. Allah böyle bir sosyal yapıya uygun peygamberler ve şeriatlar göndermiştir. O dönemlerde iletişim ve ulaşım araçları da gelişmediği için o dönemlerdeki toplumlar ve insanlar bir birinden habersiz ve alakasız bir durumda idiler. Böyle olunca hepsini eğitip doğruya sevk etmek için, ayrı dinler ve peygamberler gerekiyordu. Bu yüzden her kavme ayrı bir din ve peygamberler gönderilmiştir.

Ama nasıl insan bebeklik ve çocukluktan kurutulup gençlik ve kemal bir yaşa doğru gelişiyor ise, insanlık ve toplumsal hayat da aynı şekilde terakki edip gelişiyor ve olgunlaşıyor. Bununla beraber  iletişim ve ulaşım araçları inkişaf edip insanlık birbirleri ile etkileşime geçiyor. Yani dünya artık küreselleşip bir peygamber ve bir şeriat kıvamına geliyor.

İşte Peygamber Efendimiz (asm)'in dönemi bir cihetle insanlığın kemal bulduğu ve bir şeriatla amel edecek bir yapıya geldiği bir dönemdir, bu yüzden değişik şeriat ve nebilere ihtiyaç kalmamıştır. Tek şeriat, tek peygamber insanlığın terbiye ve ıslahı için yeterli hale gelmiştir. Bu nedenle Allah insanlığın gelişmiş ve terakki etmiş haline uygun olarak en büyük Nebisini ve en mükemmel şeriatı olan İslam dinini göndermiş ve nübüvvet mührünü kapamıştır. Bunun dışında insanların teferruata ait ihtiyaçlarını ümmetin alimleri ve müçtehitleri görmüş ve ihtiyaçlara cevap vermişlerdir. Bu noktadan alimler peygamberlerin varisleridir ona vekaleten diğer ihtiyaçları onlar karşılarlar. Bunun için ayrı bir dine ve peygambere lüzum yoktur.

(1) bk. Sözler, Yirmi Yedinci Söz, Hatime.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...