Block title
Block content

Birinci Maksat, İkinci Esas

İçerikler

  1. "Halbuki, hayat bir hakikat-i hariciyedir. Vehmî bir emir, hakikat-i hariciyeyi yüklenemez." Bu cümleleri açar mısınız?

  2. "Hattâ akılları gözlerine inmiş ve insaniyetten cemadat derecesine manen sukut etmiş olan Maddîyyun ve Tabiiyyun..." Bunlar kimlerdir, fıtratın kanunlarına “kuva-yı sariye” tabir edilmesi nasıl anlaşılmalıdır?

  3. "Hattâ, maddiyatta çok ileri giden hükema-i işrâkıyyunun meşâiyyun kısmı, melâikenin mânâsını inkâr etmeyerek,.." Meşaiyyun ile İşrakiyyun arasındaki fark nedir?

  4. "Hayat, bir hakikat-i hariciyedir; vehmî bir emir, hakikat-i hariciyeyi yüklenemez." cümlesini izah eder misiniz?

  5. "Hayat, mevcudatın keşşafıdır, belki neticesidir, zübdesidir. Bütün ehl-i akıl, mânâ-yı melâikenin kabulünde mânen müttefiktirler." İzah eder misiniz?

  6. "Hiç hatırına gelmesin ki, şu hilkatte câri olan namuslar, kanunlar, kâinatın hayattar olmasına kâfi gelir. Çünkü, o cereyan eden namuslar, şu hükmeden kanunlar itibarî emirlerdir, vehmî düsturlardır; ademî sayılır..." Bu paragrafın izahı nasıldır?

  7. "Hiç hatırına gelmesin ki, şu hilkatte câri olan nâmuslar, kanunlar, kâinatın hayattar olmasına kâfi gelir. Çünkü, o cereyan eden nâmuslar, şu hükmeden kanunlar, itibârî emirlerdir, vehmî düsturlardır; ademî sayılır." İzah?

  8. "Hiç hatırına gelmesin ki, şu hilkatte câri olan namuslar, kanunlar, kâinatın hayattar olmasına kâfi gelir." Bu cümleyi açıklar mısınız?

  9. "Hükema-i işrakiyyun" kavramını izah eder misiniz, lügata baktığımızda Hükema-i İşrakiyyun kelimesi, ehl-i şirk olan manasında verilmiştir. Acaba burada tezatlık var mıdır? Yoksa benim gözümden kaçan noktalar var mı?

  10. "Hükema-i işrakıyyunun meşâiyyun kısmı, melâikenin mânâsını inkâr etmeyerek 'Her bir nevin bir mahiyet-i mücerrede-i ruhaniyeleri vardır.' derler..." Melaikenin vekalet ve nezaret vazifelerinin mahiyetini bilebilir miyiz?

  11. "Kuvay-ı sariye" ne demektir?

  12. "Melâikenin vücuduna ve ruhanîlerin sübutuna ve hakikatlerinin vücuduna bir icmâ-ı mânevî ile -tabirde ihtilâflarıyla beraber- bütün ehl-i akıl ve ehl-i nakil, bilerek, bilmeyerek ittifak etmişler." İzah eder misiniz; icmâ-ı mânevî ne demektir?

  13. "Melâikenin vücuduna ve ruhanîlerin sübutuna ve hakikatlerinin vücuduna bir icmâ-ı mânevî ile tabirde ihtilâflarıyla beraber, bütün ehl-i akıl ve ehl-i nakil, bilerek, bilmeyerek ittifak etmişler denilebilir." İzah eder misiniz?

  14. "O cereyan eden namuslar, şu hükmeden kanunlar itibarî emirlerdir, vehmî düsturlardır; ademî sayılır." Buradaki kanun, namus, itibarî emir kavramlarını izah eder misiniz?

  15. "O cereyan eden namuslar, şu hükmeden kanunlar itibarî emirlerdir, vehmî düsturlardır; ademî sayılır... Vehmî bir emir, hakikat-i hariciyeyi yüklenemez." Buranın izahını yapar mısınız?

  16. "Onları temsil edecek, onları gösterecek, onların dizginlerini ellerinde tutacak melâike denilen ibâdullah olmazsa, o namuslara, o kanunlara bir vücut taayyün edemez, bir hüviyet teşahhus edemez, bir hakikat-i hariciye olamaz." Burada ne denmek isteniyor?

  17. "Onları temsil edecek, onları gösterecek, onların dizginlerini ellerinde tutacak melâike denilen ibâdullah olmazsa, o namuslara, o kanunlara bir vücut taayyün edemez." Meleklere ihtiyaç mı var; onların müdahalesi ne ölçüde olabilir?

  18. "Onları temsil edecek, onları gösterecek... melaike denilen ibâdullah olmazsa, o nâmuslara, o kanunlara bir vücud taayyün edemez..." ifadesi ile "mabud-u ezelinin şeriat-ı fıtriye-i kübrasının, manevi ve yalnız vücud-u ilmisi bulunan ahkamlarını ve düsturlarını, birer mevcud-u harici ve maddi birer madde tahayyül ederek, kudret-i ilahiyenin yerine, o ilim ve kelamdan gelen ve yalnız vücud-u ilmisi bulunan o kanunları ikame etmek..." ifadeleri çelişmiyor mu?

  19. Eski hükemanın işrâkıyyun kısmı kimlerdir, ukul-u aşere ve erbâbü’l-envâ’ ne demektir?

  20. Herbir zerreye de mi müekkel melek vardır? Habis ruh sadece cinlerden midir?

  21. İşrâkıyyun, melekül-cibal, melekül-bihar, melekül-emtar, meşâiyyun, erbâbü'l-envâ, ukul-u aşere kavramları ile "Herbir nevin bir mahiyet-i mücerrede-i ruhaniyeleri vardır..." cümlesini açıklar mısınız?

  22. Kainatta cereyan eden kanunlar ve kuvvetlerden "itibarî emir" olarak bahsediliyor; bu tam olarak ne demektir? Güneş ve dünya arasındaki cazibenin herhangi bir varlığı yok mu? Bu konuda geniş bilgi verir misiniz?

  23. Kainattaki kuvvetler varsayım mıdır?

  24. Melekler olmazsa, vehmi emirler bu kadar işleri yüklenemez, deniyor. Ancak Allah'ın meleklere ihtiyacı yok ki, "Bu kainattaki hayattar faaliyetler meleklerin vücuduna delalet eder." diye hükmedelim?

  25. “Bütün ehl-i edyan ‘melek-ül cibal, melek-ül bihar, melek-ül emtar’ gibi her nev’e göre birer melek-i müekkel, vahyin ilhamı ve irşadı ile bulunduğunu kabul ederek, o namlarla tesmiye ediyorlar.” Ehl-i edyan kimlerdir? Melek kavramları ile açar mısınız?

  26. “Hattâ maddiyatta çok ileri giden hükemanın Meşâiyyun kısmı, melâikenin mânasını inkâr etmeyerek ‘Her bir nev’in bir mahiyet-i mücerrede-i ruhanîyeleri vardır.’ derler.” Meşaiyyun kimlerdir, “mahiyet-i mücerrede-i ruhanîye.” ifadesinin izahı nasıldır?

  27. "Bütün emirler mânâ-yı melâikenin vücuduna şehadet ederler." cümlesinde emirlerin, meleklerin vücuduna işaretini açar mısınız?

  28. "Evet, nasıl ki beşer bir ümmettir; kelâm sıfatından gelen şeriat-i İlâhiyenin hameleleri, mümessilleri, mütemessilleridir. Öyle de melâike dahi muazzam bir ümmettir ki, onların amele kısmı irade sıfatından gelen..." İzah eder misiniz?

  29. "Evet, nasıl ki beşer bir ümmettir; kelâm sıfatından gelen şeriat-i İlâhiyenin hameleleri, mümessilleri, mütemessilleridir." cümlesini açıklar mısınız?

  30. "Hem madem, denizin balığa nisbeti gibi, ervâha muvafık olan âlem-i gayb ve âlem-i mânâ ervahlarla dolu olmak iktiza eder." İzah eder misiniz?

  31. "Hem madem, denizin balığa nisbeti gibi, ervâha muvafık olan âlem-i gayb ve âlem-i mânâ ervahlarla dolu olmak iktiza eder..." Devamıyla birlikte izah eder misiniz?

  32. "Hem madem, zâhir olan âlem-i şehadet, câmid ve teşekkül-ü ervâha nâmuvafık olduğu halde, bu kadar zîruhlarla tezyin edilmiş. Elbette, vücut ona münhasır değildir..." Bu cümleleri devamıyla izah eder misiniz?

  33. "Her bir yıldız, melaikenin mescididir." deniliyor. Bu ne demektir, açıklar mısınız?

  34. "Melâike dahi muazzam bir ümmettir ki, onların amele kısmı irade sıfatından gelen şeriat-i tekvîniyenin hamelesi, mümessili ve mütemessilleridirler." Melaikenin "mümessil" ve "mütemessil" olması ne demektir?

  35. "Melâike dahi muazzam bir ümmettir ki, onların amele kısmı irade sıfatından gelen şeriat-i tekvîniyenin hamelesi, mümessili ve mütemessilleridirler." Melekler nezaret ettikleri şeyin şekline mi giriyorlar, şekilleri nasıldır izah eder misiniz?

  36. "Melâike, ecsâm-ı lâtife-i nuraniyedirler. Muhtelif nevilere münkasımdırlar. Evet, nasıl ki beşer bir ümmettir; kelâm sıfatından gelen şeriat-i İlâhiyenin hameleleri, mümessilleri, mütemessilleridir..." İzah eder misiniz?

  37. "Melâike, ecsâm-ı lâtife-i nuraniyedirler. Muhtelif nevilere münkasımdırlar." cümlelerini izah eder misiniz?

  38. "Müessir-i Hakikî olan kudret-i fâtıranın ve irade-i ezeliyenin emirlerine tâbi bir nevi ibâdullahtırlar ki, ecrâm-ı ulviyenin herbiri onların birer mescidi, birer mâbedi hükmündedirler." Bu cümleyi izah eder misiniz?

  39. Arş ve kürsi mahluk mu? Bütün mahlukat kainat kapsamına girer mi? "Kainata müekkel melek" derken, tam olarak kastedilen mana nedir?

  40. “Madem ehl-i hikmetle ehl-i din ve ashab-ı akıl ve nakil mânen ittifak etmişler ki, mevcudat şu âlem-i şehadete münhasır değildir.” Bu cümlede geçen tabirleri izah eder misiniz?

  41. “Melâike, ibâd-ı mükerremdir. Emre muhalefet etmezler. Ne emrolunsa onu yaparlar." Bu cümleleri izah eder misiniz, bunların geçtiği âyetlerden örnekler verir misiniz?

Yükleniyor...