Vazife ve faaliyetteki fayda ve lezzetler anlatılırken "Her bir şey, bir Kadîr-i Ezelînin vücub-u vücuduna iki cihetle şehadet eder." denilerek tevhide geçiş yapılıyor. İrtibatı nasıl kuracağız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Mesela senin gözünde bir zerre, gözün hücresinde ve gözde ve âsâb-ı veçhiyede ve bedenin şerâyin tabir edilen damarlarında birer nisbeti ve o nisbete göre birer vazifesi ve o vazifeye göre birer faydası vardır. Ve hakeza, her şeyi ona kıyas et."

"Buna binaen her bir şey, bir Kadir-i Ezelînin vücub-u vücuduna iki cihetle şehadet eder:"

"Biri: Takatinin binler derece fevkinde vazifeleri görmekteki acz-i mutlak lisanıyla o Kadirin vücuduna şehadet eder."

"İkincisi: Her bir şey, nizam-ı âlemi teşkil eden düsturlara ve muvazene-i mevcudatı idame eden kanunlara tatbik-i hareket etmekle o Alîm-i Kadîre şehadet eder." (Lem'alar, On Yedinci Lem'a.)

Kâinatta her bir şeye sayısız hikmetler ve vazifeler yüklenmiştir. Her varlık bu hikmetleri ve vazifeleri eksiksiz ve kusursuz bir şekilde yerine getirmektedirler. Bu da sonsuz bir ilmi, mutlak bir iradeyi ve nihayetsiz bir kudreti icap ettiriyor. Oysa şuursuz, ilimsiz, sağır, cansız ve merhametsiz eşyada zerre miktar bir ilim, irade ve kudret yoktur. Kâinatta her varlığın harika işler görmesi onları o vazifelerde çalıtıran Cenab-ı Hakk’ın varlığını ve birliğini güneş gibi gösteriyor.

Herhangi bir atomun hareket etmesi bütün kâinatın intizam ve ahengine bağlıdır. Yani atomun hareket etmesi için bütün kâinatın sistemini bilir bir ilme, görür bir göze sahip olması gerekiyor.

Gözümüzün bir hücresindeki bir zerreyi misal alarak düşünelim: Bu zerre kendi başına buyruk olarak çalışıyor değildir. Yaptığı iş, vazife yaptığı hücreye bakmakta, hücre ise gözün tamamına nazar etmekte, göz ise sinir sistemi ve damarlar yoluyla bütün beden ile bağlı bulunmaktadır. O atomun ihatalı bir ilmi olması, yani göz hücresinden bütün bir bedene kadar her organı bilip tanıması gerekir ki ona göre adım atsın. Beden de kâinatın tümünden süzüldüğüne göre, göz hücresindeki bir tek atomun yaratıcısı, sahibi ve maliki ancak bütün kâinatın Hâlıkı olabilir.

"Her mevcuda müteveccih birer yüzüm ve bakar birer gözüm ve geçer birer sözüm bulunsaydı..." (Sözler, Otuz İkinci Söz, Birinci Mevkıf)

Bütün kâinata tasarruf edip hükmedecek sonsuz bir ilme, mutlak bir iradeye ve nihayetsiz bir kudrete sahip olmak manasındadır.

Mesela, bir arının hayatının teşekkülü için bütün kâinat ve kâinattaki sebeplerin hassas ve ölçülü bir surette çalışması ve hareket etmesi gerekiyor. Bu sebeplerden bir tanesi vazifesini terk etse hayat teşekkül etmez.

Netice olarak, arıya hayatı verecek zatın, arının hayatında hizmet eden bütün unsurlara ve sebeplere hükmünün geçmesi gerekir. Yoksa arıya o hayatı bahşedemez. Bu sebepledir ki Allah, her bir sebebin arkasında sonsuz ilmi, mutlak iradesi ve nihayetsiz kudreti ile hazır ve nazırdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...