"Ahireti bildikleri ve iman ettikleri halde dünyayı âhirete severek tercih etmek" Hastalığının sebebi ve çaresi ne olabilir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bunun birçok sebebi vardır, bu sebepleri birkaç madde halinde hülasa edebiliriz:

Birincisi, bu asırda iman ve İslam’ı talim edecek medrese ve tekkelerin kapatılıp, yerine sadece fen ve müsbet ilimlerin talim edildiği eğitim sistemlerinin kurulmasıdır. Ki bir insanın, çocukluktan üniversite sonuna kadar bu ilimleri talim edip, dinî ilimlerden uzak kalması, ahirete kâfi derecede alaka duymamasına mühim bir sebeptir.

İkincisi, laik ve seküler sistemlerin, materyalizm gibi, insanlık nezdinde kuvvet bulmasıdır. Evet, hep maddeciliğe ve dünyaya teşvik eden bir düzen içinde, insanın ahireti için çabalaması çok zordur.

Üçüncüsü, dünyanın suri tatlılığı, cazibesi ve dünyaya teşvik eden muhit ve içtimaî yapı, insanlar üzerinde derin bir tesir bırakıp, dünyayı ahirete bile bile tercih ettiriyor.

Dördüncüsü, nefsin, hazır lezzeti, istikbaldeki lezzetlere tercih etme hastalığı, insanı gelecekteki ahirete değil, hazır olan dünyaya sevk ediyor. Nefsin bu akıbeti görmeyen kör hissiyatı yüzünden çok insanlar saadet-i ebediyeyi kaybediyorlar.

Bu hastalığın temelinde ya imansızlık ya da imanın zafiyetinden gelen tesirsizlik vardır. Yani ahirete iman ediyor ama iman taklidî olduğu için tesir etmiyor. İnsan Allah’a ve ahirete tahkikî iman edip, her şeyde onlara açılan pencereleri okuyup görse, dünyaya beş para değer vermez ve bu hastalığın zehirli tesirinden de azade kalır. Eşyanın Allah’a ve ahirete olan işaretlerini göremeyen birisinin dünya içinde boğulması ve dünyayı ahirete tercih etmesi mukadderdir. Risale-i Nurların bütün eczaları tahkikî bir surette her şey üstünde Allah’ı ve ahireti görüp gösterdiği için, inşaallah bu manevî tağuta tam bir şifa ve çok tesirli bir devadır.

Yoksa bu hastalığın bir iki cümle ile tedavisi kabil değildir. İntizamlı bir şekilde Risale-i Nur eczanesindeki manevî ilaçları kullanırsak, inşaallah bu hastalıktan eser kalmaz. Üstad bu hastalıktan bahsederken, tedavi olarak da şunları ifade etmiştir:

"Bu acip asrın bu acip hastalığına ve dehşetli marazına karşı Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânın tiryak misâl ilâçlarının nâşiri olan Risale-i Nur dayanabilir; ve onun metîn, sarsılmaz, sebatkâr, hâlis, sadık, fedakâr şakirtleri mukavemet edebilir. Öyleyse, her şeyden evvel onun dairesine girmeli, sadakatle, tam metanet ve ciddî ihlâs ve tam itimadla ona yapışmak lâzım ki, o acip hastalığın tesirinden kurtulsun."(1)

(1) bk. Kastamonu Lahikası, 70. Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...