Block title
Block content

Cebriyenin "sebebe ayrı, müsebbebe ayrı birer kader tasavvur etmesi" ne demektir, izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"BEŞİNCİSİ: Kader, sebeple müsebbebe bir taallûku var. Yani, 'Şu müsebbep, şu sebeple vukua gelecek.' Öyle ise, denilmesin ki, 'Madem filân adamın ölmesi, filân vakitte mukadderdir. Cüz-ü ihtiyariyle tüfek atan adamın ne kabahati var? Atmasaydı yine ölecekti.'

"Sual: Niçin denilmesin?"

"Elcevap: Çünkü, kader onun ölmesini onun tüfeğiyle tayin etmiştir. Eğer onun tüfek atmamasını farz etsen, o vakit kaderin adem-i taallûkunu farz ediyorsun. O vakit ölmesini neyle hükmedeceksin? Ya, Cebrî gibi sebebe ayrı, müsebbebe ayrı birer kader tasavvur etsen; veyahut Mutezile gibi kaderi inkâr etsen, Ehl-i Sünnet ve Cemaati bırakıp fırka-i dâlleye girersin."

"Öyle ise, biz ehl-i hak deriz ki: 'Tüfek atmasaydı, ölmesi bizce meçhul.' Cebrî der: 'Atmasaydı yine ölecekti.' Mutezile der: 'Atmasaydı ölmeyecekti.'(1)

Cebriye Mezhebi insan iradesini inkar ettiği için sebepleri inkar edip  fiilleri tamamı ile kadere yüklüyor; "İnsan, irade etse de etmese de kaderde yazılı olan başa gelir." diyor. Bu yüzden "sebep ortadan kalksa da cinayet yine olacaktı" diyerek  insanı cebire mahkum ediyor. Yani sebep ile neticenin ayrı kaderlere sahip olduğunu iddia ediyor. Sebep ile netice arasındaki bağ ve zarureti ancak iki kader programı şeklinde aşıyorlar. Yani sebep öldürme fiiline, netice de ölüm fiiline kader tarafından mahkum edilmişler, diyerek insan iradesi yerine ikinci bir kaderi tasavvur ediyorlar.

 Cenâb-ı Hak, bu âlemde hikmetiyle her neticeyi bir sebebe bağlamıştır. Bu hakikat yani sebep sonuç ilişkisi kaderin sebep ile müsebbebe bir taalûk ettiği şeklinde ifâde edilmiştir.

Meselâ, bir çocuk müsebbeb, anne ve babası ise sebebdir. Cenâb-ı Hak o çocuğun yaratılmasını o anne ve babadan takdir etmiştir. İşte Cebriye sebeple müsebbebe ayrı birer kader tevehhüm etmekte, yâni ebeveyn ile çocuğu ayrı ayrı nazara almaktadır. Bunun neticesi olarak dünyaya gelmiş bulunan bir çocuk için, "madem ki onun kaderi dünyaya gelmektir, ebeveyni olmasa da o çocuk dünyaya gelirdi" gibi hatalı bir fikre sapmaktadırlar.

Mu'tezile ise sebeblere te'sir vererek "Ebeveyni olmasaydı o çocuk dünyaya gelmezdi.", gibi yine bâtıl bir fikir ileri sürerek kaderi inkar ediyorlar.

Mutezile Mezhebi  insan iradesini tam yetkili ve muktedir gördüğü için sebep olmasa neticede vuku bulmazdı, diyerek  kaderi inkar ediyor. Yani her iki batıl mezhep de insanın bilmesinin mümkün olmadığı gaybi şeyler hakkında inançları doğrultusunda fikir yürütüyorlar.

Halbuki Ehl-i sünnet ne kaderi ne de insan iradesini inkar etmiyor. Bu gibi olaylar içinde hem kaderin hem de insan iradesinin bir hissesi vardır, diyor. Sebebin olmadığı bir durumda, insanın netice hakkında bir bilgi sahibi olamayacağını söyleyerek en makul fikri ortaya koyuyorlar. Yani Allah bir hüküm verirken iki ayrı kader programı çizmek yerine bir kaderde sebep ve sonucu takdir ediyor, sebebe ayrı neticeye ayrı bir kadar programı yapmıyor demektir.

Özet olarak Cebriye'nin iki farklı kader tasavvurunda; neticeye takdir ettiği kader asıl kaderdir,  diğer kader ise sebep ya da iradenin yerine koyduğu ikinci bir kaderdir ki bunun altında sebebi ve iradeyi inkar manası hükmeder.

(1) bk. Sözler, Yirmi Altıncı Söz, İkinci Mebhas.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Mebhas, Beşinci Vecih | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4506 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...