Kitab-i Mübinin; kudret defteri olması ne demektir? Kudret İmam-ı Mübine göre hareket etmiyor mu? Ayrı bir defter niye var? İmam-ı Mübîn, Kitab-ı Mübîn ve Levh-i Mahfuz, her üçü de Üstadımızın tabiriyle “ilm-i İlâhînin ünvanlarıdırlar.”

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bir bina düşünelim. Bu binanın ilk merhalesi plan ve proje kısmıdır. Binanın bütün ayrıntıları ve keyfiyeti öncelikle bu plan ve programda tayin ve tespit edilir. Bu kısımda işleyen sıfat ilim ve akıldır ve bundan hasıl olan ise tasarım ve projedir. Binanın kalıbı ve gövdesinden çok, onun ilmi temeli esastır. İşte binanın bu kısım ve merhalesine İmam-ı Mübin diyoruz.

Kainat aynı bu bina gibi, önce Allah’ın ilmi ezelisinde plan ve proje olarak tasarlandı. Sonra vücuda çıkacak olan bu kainat, bu plan ve program üzere hareket eder. Onun çizdiği hattın dışına çıkamaz ve daha çok kainatın mazi ve müstakbelini temsil eder. Alemi şehadetten çok, alemi gayba bakar. Bir ağacın çekirdeği ve kökleri İmam-ı Mübini andırır. Bunlara soyut kader nazarı ile bakabiliriz.

Kitab-ı Mübin ise, o bina ve kainatın plan ve program kısmının, yani İmam-ı Mübin kısmının hayata geçirilmesi, harici bir vücut verilmesinin adıdır. Burada Allah’ın kudret sıfatı hükmeder iş görür, mazi ve müstakbelden ziyade, şimdiki hale bakar. Alemi gaybdan çok, alemi şehadeti temsil eder.

Binanın İmam-ı Mübin kısmını mühendis tayin eder. Yani plan olarak o çizer. Binanın hayata geçirilmesi işini ise işçi ve ustalar yapar. Burada mühendis ilim sıfatı, usta ise kudret sıfatıdır.

Binanın maddi kalıbı ile proje kısmı aynı değildir. Binanın maddi kalıbı içinde oturup banyo yapabiliriz, ama aynı binanın proje ve tasarımında ne oturabiliriz ne de banyo yapabiliriz. İkisi arasında çok farklar vardır.

Özet olarak, İmam-ı Mübin kaderin bir ismi ve unvanıdır, eşyanın yol haritasını çizer. Kitab-ı Mübin ise kaderde tayin ve tespit edilmiş mukadderatların eşyada infaz edilmesi ve hayata geçirilme işlemidir.

Levh-i Mahfuz, yani kader Allah’ın ilminin bir unvanı, bir ifadesidir. Levh-i Mahfuz'da her şey istisnasız ve son hali ile yazılıdır. Burada bir değişiklik ve bozulma söz konusu değildir. Bu vechesi ile Levh-i Mahfuza daire-i Uluhiyet diyebiliriz. Yani mevcudatın ve mahlukatın Allah’ın ilmindeki manevi vücutlarıdır. Üstad'ın diğer ifadesi ile vücud-u ilmileridir.

Bediüzzaman’ın ifadesiyle,

“Levh-i Mahv-İsbat ise, sabit ve daim olan Levh-i Mahfuz-u A’zam’ın daire-i mümkinatta, yani mevt ve hayata, vücud ve fenaya daima mazhar olan eşyada mütebeddil bir defteri ve yazar bozar bir tahtasıdır ki, hakikat-ı zaman odur.” (bk. Sözler, Otuzuncu Söz, s. 548)

Cenab-ı Hak, ilmindeki manalardan bir kısmını zamanın sayfasında yazmakta, daha sonra ölüm kanunuyla bunları silip yenilerini göstermektedir.

Eşyanın Allah’ın ilmindeki halinde zaman söz konusu değildir; ezel- ebed beraberdir. Bunların vücuda gelmeleri belli bir tertip ve sıra iledir, böylece zaman ortaya çıkmaktadır.

Ezbere bildiğimiz bir şiirin başı ve sonu ilmimizde beraberce bulunur. Ama bunu söylemeye veya yazmaya başladığımızda belli bir sıra ortaya çıkar.

Bir insanın ömrü boyunca geçireceği devreler, nutfede mevcuttur; ama Kitab-ı Mübin dediğimiz bu alemde daha geniş ve ayrıntılı görüntüler var ayrıca Levh-i Mahv ve İspat dediğimiz levhada, şartların yerine gelip gelmediği de kontrol edilmektedir; yani bir adamın başına gelecek şeylerin tayin ve tespiti Levh-i Mahv ve İspat'ta gerçekleşir.

İlm-i İlâhî'nin değişmesi muhaldir. Ezelden ebede kadar olmuş ve olacak bütün hâdiseler gibi, ata kanununun tatbikatı da o ilmin şümûlündedir. Bu kader değişmez. Değişiklikler sabit ve derin olan Levh-i Mahfûz'un daire-i mümkinatta bir defteri ve yazar bozar tahtası hükmündeki Levh-i Mahv ve isbat'ta olmaktadır. Önce takdir edilen nice cezalar, daha sonra tövbe vesilesiyle ve ata kanunu ile afvedilmekte, Levh-i Mahv ve İsbat'tan silinmekte ve kaza edilmemektedir. Nitekim bir âyet-i kerîmede şöyle buyurulmaktadir:

"Allah dilediği şeyi mahveder ve dilediğini isbat eder. Nezdinde kitabın aslı olan Levh-i Mahfuz vardır."(Ra'd, 13/39)

Kitab-ı Mübin, Levh-i Mahv ve İspat'ın genel ve ortak bir ismidir. Levh-i Mahv ve İspat zamanın üç boyutuna bakıyor ve ona işaret ediyor. Kitab-ı Mübin ise zamanın bu üç boyutunu ve kudret sıfatının tecellisini içine alan geniş ve kuşatıcı bir terimdir. Bu yüzden iki terim aynı ve eş anlamlı değildir.

Kudret sıfatı ezeli ilimde ilmi bir vücut ile bulunan mümkinata harici bir vücut vermekle mükelleftir. Bu sebeple kudretin tecellisi ancak harici vücudun çıkması ile anlaşılabilir. Yani kudreti biz eylem ve icraatları ile bilebiliriz, soyut olarak bilmemiz mümkün değildir. Varlık sahsına çıkmamış eşyayı bilmek ancak ilimdeki şeklini bilmek sınıfına girer ki, nadir nazarlar ilm-i ezeliye aşina olabilirler. Bizim gibi avam insanlar ancak zaman nehrine girdikten sonra eşyanın hakikatini bilebilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yorumlar

Kahriyat
Açıklamalarınızdan dolayı Allah razı olsun ve muvaffak eylesin. Amin. Bu konuyu tam anlamak için diğer soruların cevaplarını da okudum ve çok istifade ettim ama hala bazı konular tam oturmuş değil ;hem Kitab-ı Mübin ise, o bina ve kainatın plan ve program kısmının, yani İmam-ı Mübin kısmının hayata geçirilmesi harici bir vücut verilmesinin adıdır deniliyor ama ayni zamanda eşyanın genetik şifresi deniliyor ve hazir zamana bakar denildigi halde Kitab-ı Mübin, Levh-i Mahv ve İspat'ın genel ve ortak bir ismidir. Levh-i Mahv ve İspat zamanın üç boyutuna bakıyor ve ona işaret ediyor. Kitab-ı Mübin ise zamanın bu üç boyutunu ve kudret sıfatının tecellisini içine alan geniş ve kuşatıcı bir terimdir. Bu yüzden iki terim aynı ve eş anlamlı değildir, deniliyor bütün bu kavramları tam olarak nasıl beraber anlamaliyiz.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Bu kavramları ayrı ayrı sitemizde izah ettik isterseniz ayrı ayrı okuyabilirsiniz.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...