Block title
Block content

Niyetin, seyyieyi haseneye çevirmesini örnek vererek açıklayabilir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Yukardaki meseleye Peygamberimizin (sav): “Ameller, niyetlere göredir” hadisinin bir nevi tefsiri hükmünde bakabiliriz.

Niyet, öyle bir iksirdir ki, sevap  diye yaptığın şeyi, günaha çevirir. Misal, namazı, insanlara iyi görünmek niyeti ile kılsan, o namaz, sevap iken, günaha dönüşür. Hatta, gizli bir şirk şekline girer.

Aynı şekilde,  günah olan bir şey de, samimi bir niyet sayesinde, o günahı sevaba dönüştürür. Burada, -yanlış anlaşılmasın- günah olan bir şeyin aslını, helal ya da sevaba dönüştürmek, anlamında değildir. İyi niyetten dolayı Allah onu haksız ve günah bir eylemin içinde de olsa, ona sevap yazması anlamında anlamak gerekir.

Misal, içtihat için sahabelerin birbiri ile mücadelesi ve savaşmalarında, bir taraf hakta isabet etmiş iken, karşı taraf haksız bir vaziyette iken,  niyetlerinde bir garaz, bir fitne olmadığı, belki sadece Allah'ın  rızasını gözetmelerinden, Allah onların niyetine binaen maktullerini şehit, gayretlerini sevap olarak yazmıştır.

Zemahşeri gibi mutezile içinde ifrat derecesinde bulanan ve Allah’ı tenzih etmek  maksadı ve niyeti ile bazı ehlisünnet kaidelerine hücum ettiği, hatta Allah, cüz’i ve basit şeylerle meşgul olmaz diyerek, onu bir nevi kendi tarzı ile tenzihe çalışmasına karşın, ehlisünnet alimleri ona fazla hücum etmediği gibi, hürmet bile etmişlerdir.

Ehl-i sünnete muhalefet  noktasından, Zemahşeri'den daha az ve mutedil olan mutezile imamlarına ise çok ağır tokat atmışlar. Üstad bu farklı muameleyi niyet ile izah eder.

Zemahşerinin niyeti halis, Allah’ı tenzih olduğu için, onun o gibi aşırı fikirlerini ehlisünnet alimleri mazur görüp, hürmeti kaldırmamışlar. Ama diğer mutezile imamlarının niyetinde tenzihten ziyade, felsefenin bozuk ve kısır bakışı hakim olduğundan, ehlisünnetin yüksek prensiplerini idrak edememişler. Bu yüzden  onlar, Zemahşeri kadar aşırı olmamalarına rağmen şiddetli tezyif ve tekfir tokatlarını yemişler. Halbuki Zemahşeri'nin durumu günahı netice veren bir durum, hatta tezyif ve tekfiri gerektiren bir durum olmasına rağmen, niyeti halis olunca, oradan kurtarıyor.

Başka bir örnek, İbn-i Arabi, Allah’ın zatında o kadar inkişaf etmiş ki, Onun zatı için eşyanın vücudunu inkara kadar gitmiştir. Halbuki, bu önemli bir ehlisünnet kuralını ihlaldir. O kural, “eşyanın hakikatı sabittir” kuralıdır.

Ama bu zatın niyetinde ve hedefinde ehlisünnet olmadığından, bir halin gereği olarak böyle bir yola girmitir. Vaziyeti ve savunduğu şeyin  yanlış olmasına rağmen,  velayetten düşmemiştir. Yani, burada da İbn-i Arabi’yi kurtaran niyet ve kastının hak olmasıdır; yoksa savunduğu ve bulunduğu hal değildir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

ekorkmaz
O zaman amellerin hakiki mahiyeti ancak ahirette anlaşılacak.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
yolcu-616
Allah razı olsun... siteye soruyu ekledikten sonra aynı soruya daha önce cevap verildiğini gördüm verdiğiniz cevap farklı bir bakış açısıyla çok hoş olmuş daha önce verilen cevapda ikna edici ve aynı cevabı tevakut ile sorudan bir hafta sonra Prof.Şener DİLEK abiden dinledim. (cevap özetli adam öldürmenin haram olduğu fakat cihat esnasında niyet ile sevaba dönüştüğü.)Allah ebedin razı olsun.....
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Vbdestabe
ince bir ayrıntıydı teşekkürler Allah razı olsun
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...