"Delilin müddeadan daha hafi olması, makam-ı istidlale uymaz." Ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu ifade, mantık ve münazara ilmindeki bir kuralı beyan eder. Risale-i Nur Külliyatı'ndan İşaratü'l-İ'caz eserinde geçen bu cümleyi daha anlaşılır hale getirmek için kavramları şöylece ifade edelim:

Müddea: İddia edilen şey, ispatlanması beklenen görüş veya dava.

Delil: İddianın doğruluğunu kanıtlamak için getirilen belge, şahit veya mantıklı dayanak.

Hafî: Gizli, kapalı, anlaşılması güç veya bilinmeyen.

Makam-ı İstidlal: Bir delile dayanarak sonuç çıkarma, bir şeyi ispat etme yeri veya süreci.

Cümlenin özü ve manası şudur: Bir iddiayı ispat etmek için getirilen delil, iddianın kendisinden daha kapalı ve anlaşılmaz olamaz.

Mantık kurallarına göre, bir şeyi ispat etmek istiyorsanız, sunduğunuz kanıtın karşı tarafça daha biliniyor veya açık olması gerekir. Eğer sunduğunuz delil, ispatlamaya çalıştığınız şeyden daha karmaşık veya belirsiz ise (yani daha hafî ise), o zaman o delil bir işe yaramaz.

Bir misal verelim: Diyelim ki birine "Hava çok sıcak." (müddea) diyorsunuz. O da "Nereden biliyorsun?" diye soruyor. Siz de delil olarak "Çünkü termodinamik yasaları bugün moleküler kinetiği maksimize ediyor." (delil) derseniz, bu hatalı bir ispat yöntemi (istidlal) olur. Çünkü bu teknik açıklama, havanın sıcak olduğu gerçeğinden çok daha kapalı ve anlaşılması güçtür. Halbuki "Bak, dışarıdaki insanlar terliyor." deseniz, bu daha açık bir delil olur.

İspat makamı, karanlık bir noktayı aydınlatma makamıdır. Aydınlatıcı olanın (delilin), aydınlatılan şeyden (müddea) daha parlak ve görünür olması şarttır. Eğer delil daha karanlıksa, zihni ikna etmek yerine daha fazla karıştırır.

Özetle; Bediüzzaman Hazretleri burada, bir hakikat anlatılırken kullanılan yöntemlerin ve getirilen delillerin, meselenin kendisinden daha kolay anlaşılır, bedihi (açık) olması gerektiğini vurgulamaktadır.

İlave bilgi için tıklayınız:

- "Delil, müddeâdan evvel malûm olması gerektir. Bunun içindir ki, bazı nusûsun zevahiri, ittizah-ı delil ve isti’nas-ı efkâr için..." İzah eder misiniz?

- "Eğer Kur’an deseydi, 'Ya eyyühennas! Fezada uçan meczup ve misafir ve müteharrik olan küre-i zemine ve cereyanıyla beraber müstakarrında istikrar eden şemse." İzah eder misiniz?

- "Ekseriyet-i mutlakayı teşkil eden avâm-ı nâsın fehimleri Kur’ân’ca o kadar mürâat edilmiştir ki, birkaç dereceyi, birkaç ciheti ihtivâ eden bir meselede,.." izah eder misiniz?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 111
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...