"Hem umum zihayatın, ipham ünvanı altında bir kanun-u taayyüne bağlı olan ecelleri, ölümleri bir ilm-i muhiti gösteriyor..." Canlıların ömürleri ile ilm-i muhit arasındaki münasebeti biraz daha izah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Hem umum zihayatın, ipham ünvanı altında bir kanun-u taayyüne bağlı olan ecelleri, ölümleri bir ilm-i muhiti gösteriyor. Çünkü her taifenin, gerçi fertlerin zahiren muayyen bir vakt-i eceli görünmüyor, fakat o taifenin iki had ortasında mahdut bir zamanda ecelleri muayyendir. O ecel hengâmında, o şeyin arkasında vazifesini idame edecek olan neticesinin, meyvesinin, çekirdeğinin muhafazası ve bir taze hayata inkılap ettirmesi, yine o ilm-i muhiti gösteriyor." (Mektubat, Yirminci Mektub, İkinci Makam, Dokuzuncu Kelime)
Altıncı ve Yedinci kelimelerde hayatı ve ölümü Allah’ın yarattığı harika bir şekilde izah edilmiştir. Her iki ilahi fiil de ilim dairesinde tahakkuk eder. Yani hayatın da ölümün de yaratılması Allah’ın iradesi, kudreti ve ilmiyledir. Bu derste canlıların ölüm vakitlerinin ibhamı yani bilinmemesi ile ilim arasında yakın bir münasebet olduğu üzerinde durulmuştur. Şöyle ki;
Sekiz milyona yakın olduğu ifade edilen canlı türlerinin her birine ayrı bir ömür takdir edilmiştir. Bu takdir, o canlının belli sınırlar arasında yaşayacağı ve sonunda ölümü tadacağı şeklindedir. Bir türün bütün fertlerinin ömürleri aynı olmamakla birlikte, o tür için tayin edilen son sınırı aşamamakta müşterektirler. Bu ise, o nevin bütün fertlerinin Allah’ın ilminde hazır olduğunu ve onun takdir ettiği süre içinde ömür süreceklerini gösterir.
İnsan nevini misal alalım:
En uzun ömürlü insanların ancak yüz, yüz yirmi yıl yaşadıkları, hiçbir insanın 150- 200 sene yaşamadığı bilinmektedir. Demek ki, insan nevinin bütün fertlerini ihata eden bir ilim var ki, hiçbir insan o ilimle takdir edilen sınırın ötesine geçemiyor. Bu misali bütün canlı türleri için de düşünebiliriz.
Üstad'ın dikkat çektiği ehemmiyetli bir nokta da ölen canlıların vazifelerini yapacak yeni fertlerin de yine ilahi ilimle takdir edildikleri ve böylece her nevin varlığını devam ettirebildiğidir.
Meyvelerin çekirdekleri, tavukların yumurtaları, insanları nutfeleri müstakbel fertlerin bütün hususiyetlerini ihtiva eden kaderî programlar taşımakta ve onlardan bir kısmına inkişaf imkânı tanınmakta ve ölenlerin yerlerine onlar vazife görmeye başlamaktadırlar.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü