İkinci Makam, Dokuzuncu Kelime
İçerikler
-
"بِيَدِهِ الْخَيْر" kelimesinin "hakikatini kati bir surette göstermek için, ilm-i İlahinin hadsiz delilleri" arasında nasıl bir münasebet var?
-
"Bütün hayrat onun elinde, bütün hasenat onun defterinde, bütün ihsanat onun hazinesindedir. Öyle ise, hayır isteyen ondan istemeli, iyilik arzu eden ona yalvarmalı." İzah eder misiniz?
-
"Sâni'in, bir muhit ilmi var. Ve o ilim, onun zatının hassa-i lazime-i zaruriyesidir; infikaki muhaldir." İlm-i İlahinin Cenab-ı Hakk’ın zatı ile münasebetini açar mısınız?
-
"Şu ilm-i muhit, o zata lazım olduğu gibi, taalluk cihetiyle her şeye dahi lazımdır." Devamıyla izah eder misiniz?
-
"O Alîm-i Zülcelalin nur-u ilmine karşı eşyanın gizlenmesi, bin derece daha gayr-ı kabildir, muhaldir. Çünkü huzur var." Bu iki cümleyi, nur-i ilim ve huzur kavramlarını esas alarak açıklar mısınız?
-
"Alîm-i Zülcelalin nur-u ilmine karşı eşyanın gizlenmesi, bin derece daha gayr-ı kabildir, muhaldir." Allah’ın nur-u ilmine karşı mahlukatın gizlenmesi neden muhaldir?
-
Her şeyin daire-i şuhudunda olması ve her şeye nüfuzunun bulunması ne demektir?
-
"Bütün mevcudatta görünen bütün hikmetler, o ilme işaret eder. Çünkü hikmetle iş görmek, ilimle olur. Hem bütün inayetler, tezyinatlar, o ilme işaret eder..." İzah eder misiniz?
-
"Hem her biri birer mizan içindeki bütün intizamlı mevcudat ve her biri birer intizam içindeki bütün mizanlı ve ölçülü hey’ât, yine o ilm-i muhite işaret eder." Ne demektir?
-
"Çünkü intizam ile iş görmek, ilimle olur." Bu cümlenin hizmet-i imaniye cihetinden izahını yapar mısınız?
-
"Mevcudatta görünen muntazam miktarlar, hikmet ve maslahata göre biçilmiş şekiller,.." Kazanın düsturu ve kaderin pergârı, ifadeleri ile izah eder misiniz?
-
"Eşyaya ayrı ayrı muntazam suretler vermek, her şeyin mesalih-i hayatiyesine ve vücuduna layık mahsus bir şekil vermek, bir ilm-i muhitle olur, başka surette olamaz." İzah eder misiniz?
-
"Çünkü rızkı gönderen, rızka muhtaç olanları bilecek, tanıyacak, vaktini bilecek, ihtiyacını idrak edecek; sonra rızkını layık bir tarzda verebilir." İzah eder misiniz?
-
"Hem umum zihayatın, ipham ünvanı altında bir kanun-u taayyüne bağlı olan ecelleri, ölümleri bir ilm-i muhiti gösteriyor..." Canlıların ömürleri ile ilm-i muhit arasındaki münasebeti biraz daha izah eder misiniz?
-
"Bütün mevcudata şamil, her bir mevcuda layık bir surette rahmetin taltifatı, bir rahmet-i vasia içinde bir ilm-i muhiti gösteriyor." İzah eder misiniz?
-
"Bütün eşyanın sanatındaki ihtimamat ve sanatkârane tasvirat ve mahirane tezyinat, bir ilm-i muhiti gösteriyor. Çünkü binler vaziyet-i muhtemele içinde, muntazam ve müzeyyen..." İzah eder misiniz?
-
"Hem icad ve ibda-ı eşyada kemal-i suhulet, bir ilm-i ekmele delalet eder." Sürat ve suhuletle yaratılmaya misaller verir misiniz?
-
"Hayretnüma bir derecede suhuletle, kolaylıkla, külfetsiz, dağdağasız, kısa bir zamanda, fakat muciznüma bir surette icat edilir." İzah eder misiniz?
-
"Madem şu kâinat sahibinin böyle bir ilmi vardır. Elbette insanları ve insanların amellerini görür ve insanlar neye layık ve müstehak olduklarını bilir..." İzah eder misiniz?
-
"Bütün mevcudat nasıl ki bir ilm-i muhite delalet ve şehadet eder. Öyle de o ilm-i muhit sahibinin irade-i külliyesine dahi delalet eder." İzah eder misiniz?
-
"İhtimalat içinde, muayyen bir ihtimalle ve pek çok akim yollar içinde, neticeli bir yolla ve pek çok imkânat içinde mütereddit iken gayet muntazam bir teşahhus verilmesi..." İzah eder misiniz?
-
"Her şeyin vücudunu ihata eden hadsiz imkânat ve ihtimalat içinde ve semeresiz, akim yollarda ve karışık ve yeknesak, sel gibi mizansız akan..." İzah eder misiniz?
-
"Bir kısım feylesofların irade-i İlahiyeyi nefiy ve bir kısım ehl-i bidatın kaderi inkâr ve bir kısım ehl-i dalaletin, cüz’iyata adem-i ıttılaını iddia etme..." İzah eder misiniz?
-
"Meşiet-i İlahiye ile vücuda gelen işlerde, 'inşallah, inşallah' yerinde, bilerek 'tabii tabii' demek ne kadar hata..." Günlük hayatta "tabii, tabii" demek mahsurlu mu?