"Arzda dağınık bulunan efrad arasındaki uzaklıkla beraber,.. Husule gelen tevafuk, küre-i arz yed-i tasarrufunda, ilminde, hükmünde,.. Bulunan Zâta mahsustur." Ne demektir?
Değerli Kardeşimiz;
"Ve keza, arzda dağınık bulunan efrad arasındaki uzaklıkla beraber, suretçe, vücutça, teşkilâtça aralarında husule gelen tevafuk, küre-i arz yed-i tasarrufunda, ilminde, hükmünde, hikmetinde bulunan Zâta mahsustur." (Mesnevi-i Nuriye, Lâsiyyemalar)
Dünyanın bir ucundaki tarlada yetişen bir buğday tanesi ile başka bir ucunda bulunan bir buğday tanesi arasındaki müthiş benzerlikler, o buğday tanesini yaratan sanatkârın bir olduğunu ispat ediyor. Yani eserler arasında görülen benzerlikler, eser sahibinin aynı olduğunu gösteriyor.
Allah kâinatta yaratmış olduğu her bir eserinin üstüne kendi silinmez mührünü koymuş. Dolayısı ile bir başka elin o eserlere müdahale etmesi mümkün değildir.
İnsanların her ne kadar milliyetleri, ırkları, âdetleri ve inançları farklı olsa da umumî sıfatları birbirinin aynıdır. Mesela, her insanın vücut yapısı, organlarının yerleri ve vazifeleri, sindirim ve solunum sistemi aynıdır. Bu da her insanın sahibinin ve yaratanının aynı olduğunu gösterir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Üstadımız risalei nurda tevhidi güzel izah ediyor. İnsanların uzuv ve azalarında ve diğer canlılardaki benzer durumu göstererek birini yapan hepsini yapmıştır diyor ve vahdeti gösteriyor. Bunu anlama noktasında bir sorunum yok fakat şu noktayı bu misale tatbik edemiyorum. Dünyanın her tarafında otomobiller var dört tekerlekli ve tek direksiyonlu, aynı şekilde motorlar vs. Bunlarında pek çok aleti bir ama tek bir elden çıktılar diyemiyoruz? Hepsinin mühendisi, üreticisi tasarımcısı farklı farklı. Üstadın verdiği misalle bu misali yanyana koyamıyorum. İzah edermisiniz?
İnsanların uzuvlarının birbirlerine benzer oluşu yaratanın tek oluşuna kuvvetli bir delil olduğu gibi her insanın kendine özel yüzünün, sesinin, kokusunun, DNA’sının vesairenin olması da İlahi ilim ve iradenin azametine işaret ediyor.
Araba kul yapısı kul icadı olduğu için araba örneğinden hareket ederek genel bir önermeye varmak yüzeysel ve yanlış olur. Araba üzerinde taklit edilemez mucizevi bir durum bulunmuyor. Sermayesi ve tecrübesi olan her grup bir fabrika kurarak araba üretebilir.
Ama bütün insanlık bir araya gelse bir sineği icat edip yaratamaz. Çünkü sinek üzerinde taklit edilemez bir mühür bir imza bir sikke bulunuyor. Sinek ile arabanın mukayese edilmesi mümkün değildir.
Sineği yoktan var edip hayatının devamını sağlayabilmek için bütün kainatın avucunun içinde olması gerekiyor. Mesela güneşe sahip değilsen sineğe sahip çıkamazsın çünkü güneş olmadan sinek yaşayamaz.
Diğer bir husus örnekler ve temsiller bire bir hakikate uyarlanmaz temsiller belli hususlarda ve belli noktalarda hakikatin anlaşılmasına hizmet ederler yoksa temsilin her noktasını her köşesini hakikate tatbik etmek doğru değildir.
Mesela aslan gibi adam denildiğinde adamın kuvvetli ve cesur olduğuna işaret edilir yoksa aslanın yelesi ve kuyruğu adama tatbik edilmez edilse adama edepsizlik ve hakaret edilmiş olur.
Araba örneği de aslan örneği gibidir bu örneğin her noktası ve her köşesi hakikate tatbik edilmek gerekmiyor.
Ve keza, arzda dağınık bulunan efrad arasındaki uzaklıkla beraber
burada dağınıklık eşyada sanki intizamsız ölçüsüzlük var anlamında gibi burada dağınıklıktan ne kast ediliyor
Buradaki "dağınık" kelimesi, bir düzensizliği veya intizamsızlığı değil, mekânsal olarak geniş bir alana yayılmış olmayı ifade eder.
Dağınıklıktan Kastedilen Nedir?
Bu bağlamda "dağınık" tabiri şu üç ana noktayı anlamamıza yardımcı olur:
Coğrafi Yayılım: Bir türün (nev'in) bireylerinin dünyanın her tarafına, farklı kıtalara ve iklimlere dağılmış olmasıdır. Örneğin, çiçekli bitkilerin veya karıncaların dünyanın her yerinde eş zamanlı olarak bulunması "dağınık bir nev" olduklarını gösterir.
Ayrı Ayrı Mekânlar: Aynı türün fertlerinin birbirinden uzak, aralarında hiçbir bağ veya iletişim yokmuş gibi görünmesidir. İnsan bakışıyla bu bir "dağınıklık" gibi görünse de, aslında her bir ferdin aynı merkezden idare edildiğini gösteren bir durumdur.
Vahdet ile Bağlantısı: Metinde vurgulanan asıl mesele şudur: Bu kadar geniş bir alana yayılmış (dağınık) olan milyonlarca ferdin, sanki tek bir elden çıkmışçasına mükemmel, ölçülü ve sanatlı yapılması, ancak bir Vahid (tek bir yaratıcı) ile mümkündür. Eğer iş sebeplere kalsaydı, bu kadar uzak mesafelerdeki varlıkların aynı standartta ve kolaylıkta (suhulet) icadı mümkün olmazdı.
Nasıl Anlamalıyız?
Buradaki "dağınıklık", kaos veya ölçüsüzlük değildir. Aksine, "her yere yayılmışlık" anlamına gelir.
Cenab-ı Hak, bir türü (mesela meyve ağaçlarını) yeryüzünün her tarafına "dağıtarak" aslında şunu ilan eder: Bu varlıkları her yerde aynı kolaylıkla yaratan zat, her yerin hakimidir. Yani bu dağınıklık, aslında tevhidin bir delilidir. Çünkü uzaklıklar ve farklı mekanlar, O'nun kudreti için bir engel teşkil etmez.