Block title
Block content

İkinci Maksat, Birinci Nokta, İkinci Mebhas

İçerikler


  1. Kur’ân-ı Hakîmin hikmeti nokta-i nazarında tahavvülât-ı zerrâtın pek çok gayeleri, hikmetleri ve vazifeleri vardır. Cenab-ı Hakk'ın, zerratı süratle tahrikinin hikmetlerinden üç tanesini açıklar mısınız?

  2. “Hiçbir şey yoktur ki, Onu hamd ile tesbih etmesin.” ayetinin yerini ve manasını vererek tahavvülat-ı zerratla alakasını açabilir misiniz?

  3. Hikmetli ve müzeyyen olan masnuatı, hikmetsiz ve manasız, karmakarışık bir şeye isnat etmeleri ne demektir?

  4. Bu tahavvülat-ı zerrat nedir ki; ehl-i dalalet bunu bütün düsturlarında esas ittihaz etmişler ve ayrıca masnuat-ı ilahiyeye masdar olarak göstermişlerdir? Burayı izah eder misiniz?

  5. Akılları gözlerine inen maddiyunlar kimlerdir? Hikmetsiz hikmetleri ve abesiyet esasına dayanan felsefeleri ne anlama gelmektedir?

  6. "Abesiyet esasına istinad eden felsefeleri nazarında, tesadüfe bağlı olan tahavvülat-ı zerratı bütün düsturlarına üssül esas tutup, masnuat-ı ilahiyeye masdar göstermişler." cümlesini açıklar mısınız?

  7. Her şeyin mahiyetinin devam ettiği ancak itibari teşahhusların değiştiği ifade edilerek, mahiyetlerin manalarının ve hakikatlerinin ebediyen sabit olup baki kalacağı anlatılıyor. Burada ne kastediliyor ki harekât-ı zerrat bu gaye üzerine çalıştırılıyor?

  8. Cenab-ı Hak esma-i ilahiyesinin nakışlarını göstermek ve o esmanın cilvelerini ifade etmek için mahdut bir zeminde hadsiz nukuş göstermek ve küçük bir sahifede nihayetsiz maanileri ifade etmek hakikati ile ilgili mesleki bir iki misal verebilir misiniz?

  9. Her zaman her fasılda her ayda her günde belki her saatte yeni yeni birer kâinatın görünmesi harekât-i zerratla nasıl anlaşılmalıdır?

  10. Bir tek hakikatin başka başka surette görünmesine bazı örnekler verir misiniz? Bu mana, hakikat ilminde ayrı yollar tutan, hak meslek ve mezheplerde ayrı tarzda giden kimseler için de geçerli midir?

  11. Bir tek kitaptan ayrı ayrı muhtelif kitapların yazılması ne demektir? Bu muğlak ifadeyi nasıl anlamalıyız?

  12. Ruhları olmayanlar da tazeleniyor. O zaman bunların modelliğini hangi mahiyet yapıyor?

  13. Ruhların model ittihaz edilmeleri ve Cenab-ı Hakk'ın tecelliyat-ı icadiyesinin yenilenmesi ne demektir?

  14. "Bir tek hakikati başka başka surette göstermek" ifadesini örnekler misiniz?

  15. "Taayyünat-ı itibariyeyi değiştirmekle, manaları değişir ve çoğalır..." diye devam eden parağrafta, "taayyünat-ı itibariye", "teşahhüsat-ı itibariye" kavramlarını misallendirerek izah eder misiniz?

  16. Zerrenin hareketlerinin hikmetlerinden bahseden; Otuzuncu Söz, İkinci Maksattaki; "birincisi" ve "üçüncüsü" arasındaki fark nedir?

  17. "...Şu ağacın geçen bahardaki yaprak ve çiçek ve meyvelerinin ruhları olmadığından, şu bahardaki emsalinin hakikatçe aynılarıdır. Yalnız teşahhusât-ı itibariyede fark var." Ruhlu varlıklarda fark yok mu?

  18. Dünyadan akan nihayetsiz seylin; alem-i gayba ve bir kısmını da ahiret alemine dökmesi ne demektir?

  19. Cenab-ı Hakk'ın zerratı tahrik ederek; kâinatı seyyale ve mevcudatı da seyyare etmesi ne demektir?

  20. Alem-i misal, alem-i melekut ve uhrevi alemler ne anlama gelmektedir ki; bu fani dünyadan o alemlere mahsulat gönderiliyor? Gönderilen mahsulat nelerdir ve nasıl anlaşılmalıdır?

  21. "Hadsiz âlem-i misal gibi gayet geniş âlem-i melekût ve gayr-ı mahdut sair uhrevî âlemlere birer mahsulât veya tezyinat veya levazımat gibi onlara münasip şeyleri yetiştirmek için, şu dar mezraa-i dünyada, zemin yüzünün destgâhında ve tarlasında,.." İzah?

  22. "Kemâl-i intizamla tavzif ederek, mütenâhî bir zamanda, mahdut bir zeminde gayr-i mütenâhî tesbihât yaptırıyor, gayr-i mahdut tecelliyât-ı cemâliye ve celâliye ve kemâliyesini gösteriyor." Madde için, varlık için "sınırsız" ifadesi kullanılır mı?

  23. "Dünyada zemin yüzünün tezgahı ve tarlasında hakim-i zülcelal zerratı tahrik edip, kainatı seyyale ve mevcudatı seyyare ederek, şu küçük zeminde o pek büyük alemlere pek çok mahsülat-ı maneviye yetiştiriyor." izah eder misiniz?

  24. "Biri enfusi diğeri âfâkî iki hareket-i cezbekâranede zikir ve tesbih-i İlahî ile Mevlevî gibi zikreden ve deverana kalkan o zerreleri, kendi kendine, sersem gibi dönüp oynuyorlar zu'metmişler." cümlesini açıklar mısınız?

Yükleniyor...