Block title
Block content

İkinci Söz

İçerikler

  1. "Biri hodbin talihsiz bir tarafa, diğeri hüdâbin bahtiyar diğer tarafa sülûk eder, giderler." İzah eder misiniz; "hodbin" veya "hüdabin" olmak insanın kendi elinde mi? Bu özelliklerin "gayb" ve "iman" ile ilişkisi nereden gerçekleşiyor?

  2. "Bütün memlekette yaşasınlar ve teşekkürler ile bir terhisât-ı umumiye şenliği görüyor. Hem tekbir ve tehlil ile mesrurâne ahz-ı asker için bir davul, bir musiki sesi işitiyor." ifadelerini açıklar mısınız?

  3. "Herkes ona dost ve akraba görünür. Bütün memlekette yaşasınlar ve teşekkürler ile bir terhisât-ı umumiye şenliği görüyor." deniyor. İkinci Söz'de geçen bu ifadeleri değerlendirir misiniz?

  4. "Hodbin adam hem hodgâm, hem hodendiş, hem bedbin olduğundan, bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer. Bakar ki, her yerde âciz bîçâreler, zorba müthiş adamların ellerinden ve tahribatlarından vâveylâ ediyorlar..." izahı?

  5. "Hodbîn adam, hem hodgâm, hem hodendiş, hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer." deniyor; karamsar olmak suç mu?

  6. "İmanda ne kadar büyük bir saadet ve nimet ve ne kadar büyük bir lezzet ve rahat bulunduğunu..." İkinci Söz'deki temsili şematik olarak gösterebilir misiniz?

  7. "O takva sahipleri öyle kimselerdir ki, gayb’a iman ederler..." Takva sahiplerinin gayba iman etmeleri, niçin bir özellik olarak nazara veriliyor? İman ile gayb arasındaki münasebeti nasıl anlamalıyız? Gaybtan maksat nedir?

  8. ''İmanda ne kadar büyük bir saadet ve nimet ve ne kadar büyük bir lezzet ve rahat bulunduğunu anlamak istersen..." deniyor. Buradan, iman ettiğimiz şeyler -haşa- mevcut olduğu için değil de, öyle iman ettiğimiz için huzur buluyoruz, şeklinde anlaşılıyor?

  9. İkinci Söz'de "Ahz-ı asker için bir davul, bir musiki sesi işitiliyor,.." cümlesinde, Üstad'ın, bu tabirleri seçmesinin hikmeti ne olabilir?

  10. İkinci Söz'ün başında,"O muttakiler ki gayba inanırlar" ayeti var ki, gayba imandan bahsediyor. İkinci Sözde ise, imanın ne kadar büyük bir emniyet ve selamet olduğu anlatılıyor. Bağlantı kuramadım; açıklar mısınız?

  11. İkinci Söz; Yirmi Üçüncü Söz, Birinci Mebhas ve Otuz İkinci Söz, Üçüncü Mevkıf, İkinci Nokta, İkinci Mebhas'ın hülasası mıdır? Bu mevzuda haricen nerelere başvurulmalı?

  12. Malum olduğu üzere "hodbin", "hodendiş", "hodgam" kelimeleri; sadece kendini düşünen, kendine yanan manalarına geliyor. Üstad, temsili hikayede bu adamın, başkalarına yapılan zulümler karşısında olumsuz etkilendiğini ifade ediyor. Bu bir çelişki değil mi?

  13. Sözlerde yer alan İkinci Söz imanı anlatıyor. Ancak ne anlatmak istediğini tam anlayamadım, yardımcı olur musunuz?

  14. Temsilde hodbin ve hudabin adamların karşılaştıkları hadiseler anlatılırken her iki adamın “nazarında” ifadesine vurgu yapılıyor. Acaba her iki şahsın farklı nazarları mı hadiseleri değiştiriyor?

  15. "..Dağlar ve denizler gibi büyük mevcudat, ruhsuz, müthiş cenazeler hükmündedirler." cümlesini açıklar mısınız?

  16. "Bu alemin bir zikirhane-i Rahmân olması" meselesini izah eder misiniz?

  17. "Bu dünyanın, beşerin ve hayvanların bir talimgâhı olması" meselesini izah eder misiniz?

  18. "Bütün zihayat firak ve zeval sillesiyle ağlayan yetimlerdir. Hayvan ve insan ise, ecel pençesiyle parçalanan başı bozuklardır." cümlesini Üstat hangi risalelerde, nerelerde izah ediyor?

  19. "Bütün zîhayat, firak ve zeval sillesiyle ağlayan yetimlerdir,.." ifadesini nasıl anlamalıyız?

  20. "Bütün zîhayat, firak ve zeval sillesiyle ağlayan yetimlerdir. Hayvan ve insan ise; ecel pençesiyle parçalanan kimsesiz başıbozuklardır." cümlelerini açar mısınız?

  21. "Diğer adam ise mü´mindir. Cenab-ı Halık'ı tanır, tasdik eder. Onun nazarında şu dünya bir zikirhane-i Rahman, bir ta'limgah-ı beşer ve hayvan ve bir meydan-ı imtihan-ı ins ü candır." Bu ifadeleri devamı ile birlikte açıklar mısınız?

  22. "İman öyle bir iksirdir ki insanı bütün kainatla dost ve ahbap yapar; her şeye karşı bir ülfet ve ünsiyet kazandırır." İnsanın kendini yalnız hissetmesi iman zayıflığından mı kaynaklanır? İkinci Söz'de bu mu anlatılıyor?

  23. "Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, riayetperver, muktedir, intizamperver, müşfik bir melikin memleketi, hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemâlât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz." cümlesini izah eder misiniz?

  24. "Zira, nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi, hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemâlât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği..." izahı?

  25. İkinci Söz'de geçen: "Terhisatı soymak ve talan etmek tevehhüm etmişsin..." cümlesindeki bağlantıyı açıklar mısınız?

  26. İkinci Söz'de inanmayan insanların nazarına görünen hadiselerin dehşetine ve zulmetine bakıldığında; bu özellikte olanların yaşayamaması ve hayata tahammül edememesi icap eder. Fakat çok keyifli gibi görünüyorlar. Bunu nasıl izah edersiniz?

  27. İkinci Söz'de, "Zira nihayet derecede adil, merhemetkar, raiyetperver, muktedir, intizamperver, müşvik bir melikin memleketi..." deniyor. Neden özellikle bu sıfatlara vurgu yapılıyor; Külliyat'ta bu sıfatları açıklayan yer var mıdır?

  28. Kâfir ve Fasığın Dünyayı Matemhane-i Umumi Görmesi Ne Demektir?

  29. "Bütün mevcudât, o mü'minin nazarında, Seyyid-i Kerîminin ve Mâlik-i Rahîminin birer mûnis hizmetkârı, birer dost memuru, birer şirin kitâbıdır." cümlesini açar mısınız?

  30. "Bütün mevcudatın Allah Teâlâ’nın birer şirin kitabı olmasını" izah eder misiniz?

  31. "Bütün sadâlar ise, ya vazife başlamasındaki zikir ve tesbih ve paydostan gelen şükür ve tefrih veya işlemek neş’esinden neş’et eden nağamattır..." cümlesinin izahını yapar mısınız?

  32. "Demek selamet ve emniyet, yalnız İslâmiyette ve imandadır." cümlesinde; selamet ile İslâmiyet ve emniyet ile iman arasında nasıl bir münasebet vardır?

  33. "Demek, iman bir manevi tûbâ-i cennet çekirdeğini taşıyor. Küfür ise manevi bir zakkum-u cehennem tohumunu saklıyor." cümlelerini izah eder misiniz?

  34. "İman bir manevi Tuba-i Cennet çekirdeği taşıyor. Küfür ise manevi bir Zakkum-u Cehennem tohumu saklıyor." Bu cümlelerde geçen, taşımak ve saklamak ifadelerini izah eder misiniz?

  35. "İman bir manevi Tuba-i Cennet çekirdeği taşıyor. Küfür ise manevi bir Zakkum-u Cehennem tohumu saklıyor." ifadesinde 'çekirdeği taşımak' ile 'tohumu saklamak' denilmesinde ne gibi bir incelik olabilir?

  36. İkinci Söz'de geçen; tuba-i cennet ve zakkum-u cehennem kavramlarını açıklar mısınız?

  37. İkinci Söz'de; Seyyid-i Kerîm ve Mâlik-i Rahîm ibaresinde, neden seyyid ve malik sıfatlarına özellikle vurgu yapılıyor? Ve yine neden cennete çekirdek, küfüre tohum demiş?

  38. İman için çekirdek, küfür için tohum kullanılmış. Çekirdek ile tohum arasındaki farkı nasıl anlamalıyız?

  39. İmanın manevî tuba-i cennet çekirdeği taşımasını, küfrün ise yine manevî bir zakkum-u cehennem tohumu saklamasını nasıl anlamalıyız?

  40. Risalelerde imanın manevî bir tuba-i cennet çekirdeği taşıdığı, küfrün ise manevî bir zakkum-u cehennem tohumu sakladığı belirtiliyor. Tûbâ ve zakkum hakkında bilgi verir misiniz?

  41. Şecere-i tubanın menşei için “çekirdek”, şecere-i zakkum için “tohum” ifadesinin kullanılmasının bir hikmeti var mıdır?

Yükleniyor...