Birinci Maksat

İçerikler


  1. "İbni Sina ve Farabi gibi dahiler, şa’şaa-i surisine meftun olup, o mesleğe aldanıp, o mesleğe girdiklerinden âdi bir mü’min derecesini ancak kazanabilmişler..." İbni Sina'yı ve Farabi'yi çok büyük zatlar bilirdik, öyle değil mi?

  2. "İslâm hükemasından İbn-i Sina ve Fârâbî gibi dâhiler, şâşaa-i suriyesine meftun olup, o mesleğe aldanıp o mesleğe girdiklerinden, âdi bir mü’min derecesini..." Bu zevata “âdi bir mü’min derecesi”ni kimler vermiş?"Şaşaa-i suri" kavramından ne anlamalıyız?

  3. "Hattâ İmam-ı Gazzâlî gibi bir Hüccetü'l-İslâm, onlara o dereceyi de vermemiş." İmam-ı Gazzali bu gibi zevata manevî makam itibariyle ne demiştir? Ayrıca İmam-ı Gazzâlî de hükemadan mıdır? Hüccetü’l- İslâm olması ne mânaya gelmektedir?

  4. "Hem mütekelliminin mütebahhirîn ulemasından olan Mutezile imamları, ziynet-i surîsine meftun olup o mesleğe ciddî temas ederek aklı hâkim ittihaz ettiklerinden..." Mütekellimin uleması ne demektir? Bunların mütebahhirini ne mânaya geliyor?

  5. Mutezile mezhebi nasıl doğmuştur ve Ehl-i sünnet’ten ayrılma noktaları nelerdir?

  6. Mutezile imamlarının sapmalarını imanî konularda olduğunu biliriz. Hâlbuki Üstadımız burada felsefenin ve ene’nin zinet-i surisine meftun olarak aldandıklarını söylemektedir. Nasıl anlayacağız?

  7. “Hem üdeba-yı İslâmiyenin meşhurlarından, bedbinlikle maruf Ebu'l-Alâ-i Maarrî ve yetimâne ağlayışıyla mevsuf Ömer Hayyam gibilerin...” Ebu’l Alâ-i Maarri ve Ömer Hayyam kimlerdir ve meslekleri hakkında kısaca bilgi alabilir miyiz?

  8. "Hem meslek-i felsefenin esâsât-ı fâsidesindendir ki, ene, kendi zâtında hava gibi zayıf bir mahiyeti olduğu halde, felsefenin meş’um nazarıyla mânâ-yı ismî cihetiyle baktığı için, güya buhar-misal o ene temeyyü edip..." Bu paragrafı izah eder misiniz?

  9. "İşte o vakit Hâlık-ı Zülcelâlin evâmirine karşı mübareze vaziyetini alır, مَنْ يُحْيِ الْعِظَامَ وَهِىَ رَمٖيمٌ der, meydan okur gibi..." Geçen ayetin yeri ve tefsiri ile konumuzla münasebeti hususunda bilgi verir misiniz? Meydan okuma ne mânadadır?

  10. "Felâsifenin bir taifesi, Cenâb-ı Hakk’a “mûcib-i bizzat” demişler, ihtiyarını nefyetmişler, ihtiyarını ispat eden bütün kâinatın nihayetsiz şehadetlerini tekzip etmişler." Bu fikri savunanlar kimlerdir? "Mûcib-i bizzat" ıstılahını izah eder misiniz?

  11. "Şu kâinatta zerreden şemse kadar bütün mevcudat, taayyünatlarıyla, intizamatıyla, hikmetleriyle, mizanlarıyla Sâniin ihtiyarını gösterdikleri halde, şu kör olası felsefenin gözü görmüyor!" İzah eder misiniz?

  12. "Bir kısım felasife 'Cüz’iyâta ilm-i İlâhî taallûk etmiyor.' diye ilm-i İlâhînin azametli ihatasını nefyedip, bütün mevcudatın şehâdât-ı sâdıkalarını reddetmişler." cümlesini izah eder misiniz?

  13. "Hem felsefe esbaba tesir verip tabiat eline icad verir." Esbaba ve tabiata icat veren felsefe ayrı bir grup mudur?

  14. "Her şeyde Hâlık-ı külli şey’e has, parlak sikkeyi görmeyip..." Her şeyde Allah’a ait has bir sikke ne demektir, nasıl anlamalıyız?

  15. "Âciz, camid, şuursuz, kör ve iki eli tesadüf ve kuvvet gibi iki körün elinde olan tabiata masdariyet verip…" Bu ibareden ne anlaşılmalıdır? “Tabiata masdariyetin verilmesi” ne demektir ve tabiat nedir?

  16. "Binler hikmet-i âliyeyi ifade eden ve her biri birer mektubat-ı Samedaniye hükmünde olan mevcudatın bir kısmını ona mal eder." Bu kısmı izah eder misiniz?

  17. "Cenâb-ı Hak bütün esmâsıyla ve kâinat bütün hakaikiyle ve silsile-i nübüvvet bütün tahkikatıyla ve kütüb-ü semâviye bütün âyâtıyla gösterdikleri haşir…" Bu ifadeyi izah eder misiniz?

  18. "Ervahlara bir ezeliyet isnad etmişler." Bunlar kimlerdir? Felsefenin ruhlara ezeliyet isnad etmesini açıklar mısınız?

  19. "Evet şeytanlar, güya ene’nin gaga ve pençesiyle dinsiz feylesoflarının akıllarını havaya kaldırıp dalalet derelerine atıp dağıtmıştır." Burayı nasıl anlamalıyız; temsildeki "gaga" ve "pençe"den maksat nedir?

  20. "Küçük âlemde ene, büyük âlemde tabiat gibi tâğutlardandır. فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِنْ بِاللّٰهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقٰى لَا انْفِصَامَ لَهَا وَاللّٰهُ سَمٖيعٌ عَلٖيمٌ" Âyetin mealini verip münasebetini izah eder misiniz?

  21. "Meslek-i felsefeyle münasebette bulunan Eski Said'in Yeni Said'e inkılâb edeceği bir hengâmda…" Eski Said meslek-i felsefe ile nasıl bir münasebette bulunmuştur?

  22. “Fâtiha-i Şerifenin âhirinde صِرَاطَ الَّذٖينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالّٖينَ ile işaret ettiği üç mesleği düşünürken…” Söz konusu ayetin yeri, tefsiri ve zikredilen üç meslekle ilgili malumat alabilir miyiz?

  23. Ene bahsindeki "elektirik, alet, öteki taraf, bahar mevsimi, şenlik, sahra-yı azim, boğucu bulut, saik, tahtezzemin, denizin hiddeti, fırtınanın tehditi, seyyahlar, asansörler,.." ifadeleri ne mânâlara geliyorlar?

  24. "Ey hayaliyle benim seyahat-i hayaliyeme iştirak eden arkadaş!.." Paragrafın tamamını kısa bir makale tarzında nazara verir misiniz?

Yükleniyor...