Block title
Block content

Birinci Maksat

İçerikler


  1. "Silsile-i nübüvvet ve diyanet" ile "Silsile-i felsefe ve hikmet" acaba bidayette beraberler miydi? Nihayette de ittifakları mümkün olacak mıdır?

  2. Sihir derecesine çıkmış Mısır ve Babil felsefesi hakkında bilgi verebilir misiniz?

  3. "Evet, tabiatın perdesiyle Allah'ın nurunu görmeyen insan, her şeye bir ulûhiyet verip kendi başına musallat eder." cümlesini izah eder misiniz?

  4. "Asnâmı tevlid eden felsefe-i tabiiye bataklığıdır." ifadesine binaen "Tabiatperestlik işin temeli olup, bütün farklı vasıflarda ve isimlerdeki şirklerin ve dalaletlerin kaynağıdır." desek doğru olur mu?

  5. "Evet, Nemrutları, Firavunları yetiştiren ve dâyelik edip emziren, eski Mısır ve Babil'in, ya sihir derecesine çıkmış veyahut hususî olduğu için etrafında sihir telâkki edilen eski felsefeleri olduğu gibi, âliheleri eski Yunan kafasında..." İzah?

  6. "Tabiatın perdesi ile Allah’ın nurunu görmeyen insan, her şeye bir ulûhiyet verip, kendi başına musallat eder." cümlesini açıklar mısınız?

  7. "Kuvve-i şeheviye-i behîmiye dalında âliheleri, sanemleri ve ulûhiyet dâvâ edenleri semere vermiş, yetiştirmiş." cümlesini izah eder misiniz?

  8. "Silsile-i felsefenin silsile-i diyanete dehalet edip itaat etmesi" ne demektir ve ayrıldıklarında nasıl bir tablo ortaya çıkıyor?

  9. "Kuvve-i gadabiye dalında Nemrutları, Firavunları, Şeddadları beşerin başına atmış." İzah eder misiniz?

  10. "Kuvve-i akliye dalında dehriyyun, maddîyyun, tabiiyyun meyvelerini beşer aklının eline vermiş." cümlesini izah eder misiniz?

  11. Diyanete itaat etmeyen felsefe, bir şecere-i zakkum mahiyetinde olarak, ne gibi şirkleri ve dalaletleri tevlit etmektedir? Örnekler verir misiniz?

  12. Silsile-i nübüvvet ve diyanet tarafında da mahiyeti itibariyle hikmet ve felsefe yok mudur, bunları illa ayrı düşünmek icap eder mi?

  13. Hikmetten ve felsefeden uzak olan diyanet; dinde mutaassıb, aklî muhakemede nakıs grupların doğmasına zemin hazırlamıyor mu?

  14. "Her ne vakit o iki silsile imtizaç ve ittihad etmişse, yani silsile-i felsefe silsile-i diyanete dehalet edip itaat ederek hizmet etmişse..." Felsefe ve Nübüvvet mesleğinin ittihad ettiği zamanlar hakkında bilgi verir misiniz?

  15. "Kuvve-i akliye dalında dehriyyun... Ve kuvve-i gadabiye dalında Nemrutları... Ve kuvve-i şeheviye dalında aliheleri, sanemleri..." Bu cümleleri açıklar mısınız?

  16. Her iki unsurun ihtilafında; bütün hayır, güzellik ve kemâlat silsile-i diyanet ve nübüvvet tarafına toplanmış ise; bugünkü İslam âleminin perişanlığı ve sefaleti nasıl izah edilecektir?

  17. "Ve kuvve-i şeheviye-i behîmiye dalında âliheleri, sanemleri ve ulûhiyet dâvâ edenleri semere vermiş, yetiştirmiş." cümlesini açar mısınız?

  18. Her iki unsurun ittifakından ve ihtilafından hasıl olan neticeler, gelişmeler ve hadisattan bir iki örnek vererek bu mevzunun anlaşılmasına yardımcı olabilir misiniz?

  19. "Nemrutları, Firavunları yetiştiren ve onlara dayelik edip emziren eski Mısır ve Babilin sihir derecesine çıkmış veyahut hususi olduğu için etrafında sihir telakki edilen eski felsefeleri olduğu gibi aliheleri Yunan kafasında yerleştiren,.." izahı nasıl?

  20. "Beşer nasıl şu kâinatın en mükemmel bir meyvesi olduğunu gösteren o şecerenin menşei ile beraber, enenin iki cihetindedir." Açıklar mısınız?

  21. Şeytan, genellikle felsefe ve hikmet tarafına müdahale ederek, onu mücadele ve muhalefet alanına sokuyor olabilir mi?

  22. Enbiya, mürselin, evliya, sıddıklar, neden kuvveyi akliye sınıfına konulmuş? Onlar sadece akılla mı terakki etmişler veyahut diğer gadap ve şehvani hislerin müspet inkişaf etmesi onlar da yok mu ki, sadece kuvveyi akliye ile değerlendirilmişler?

  23. "Kuvve-i câzibe dalında hüsn-ü sîret ve ismetli cemâl-i suret ve sehâvet ve keremnamdarlar meyvesini yetiştiren..." İzah edip örnekler misiniz?

  24. Silsile-i diyanet, kalp ayağı ve hissiyatıyla gitmek; silsile-i hikmet ve felsefe ise aklın mizanlarıyla hareket etmek şeklinde anlaşılabilir mi?

  25. "Kuvveyi akliye dalında enbiya mürselin, evliya ve sıddıkın meyvelerini yetiştirdiği, gibi kuvveyi dafia dalında adil hakimleri melek gibi melikler meyvesini ve kuvveyi cazibe dalında..." Devamıyla izah eder misiniz?

  26. "Kuvve-i dâfia dalında âdil hâkimleri, melek gibi melikler meyvesini veren…" İzah eder misiniz?

  27. Nübüvvet ve diyanetin, hikmetle felsefenin beraber zikredilmesinin hikmeti nedir? Yani şöyle anlayabilir miyiz: Nübüvvetten nasibini almayan hikmet, felsefe mi oluyor?

  28. Ene Risalesindeki, "Enenin bir vechini nübüvvet tutmuş gidiyor, diğer vechini felsefe tutmuş geliyor." ifadesini izah eder misiniz?

  29. "İşte, enbiya ve enbiya silsilesindeki asfiya ve evliya, eneye şu vecihle bakmışlar, böyle görmüşler, hakikati anlamışlar. Bütün mülkü Malikü’l-Mülke teslim etmişer ve hükmetmişler..." Devamıyla izah eder misiniz?

  30. "Nübüvvetin vechi olan birinci vecih: Ubûdiyet-i mahzânın menşeidir. Yani, ene kendini abd bilir; başkasına hizmet eder, anlar. Mahiyeti harfiyedir; yani başkasının mânâsını taşıyor, fehmeder..." Devamıyla izah eder misiniz?

  31. "Enenin bir vechini nübüvvet tutmuş gidiyor; diğer vechini felsefe tutmuş geliyor." İzah eder misiniz? Nübüvvet için “gidiyor” tabiri, felsefe için ise “geliyor” tabiri kullanılması bir hikmete mebni midir?

  32. “İkinci vecih ise, felsefe tutmuştur. Felsefe ise, eneye mânâ-yı ismiyle bakmış. Yani, kendi kendine delâlet eder, der; mânâsı kendindedir, kendi hesabına çalışır, hükmeder…” Devamını detaylıca izah eder misiniz?

  33. “Felsefe ise, eneye mânâ-yı ismiyle bakmış. Yani, kendi kendine delâlet eder, der; mânâsı kendindedir, kendi hesabına çalışır, hükmeder…” Mâna-yı ismi ile mâna-yı harfiyi birer örnekle izah eder misiniz?

  34. "Felsefe ise, eneye mânâ-yı ismiyle bakmış. Yani, kendi kendine delâlet eder, der; mânâsı kendindedir, kendi hesabına çalışır, hükmeder. Vücudu aslî, zâtî olduğunu telâkki eder. Yani, zâtında bizzat bir vücudu vardır,.." Bu paragrafı izah eder misiniz?

  35. "Bütün zaman-ı mazideki zulümatı dağıtıp o uzun zaman-ı mazi; felsefenin gördüğü..." Burada ölümün ve ahiretin öne çıkarılması ne hikmete mebnidir? "Ervâh-ı âfilîne bir medar-ı envar ve muhtelif basamaklı bir mirac-ı münevver" kısmını izah eder misiniz?

  36. "İşte, şu parlak, nuranî, güzel yüz, hayattar ve mânidar bir çekirdek hükmüne geçmiş ki, Hâlık-ı Zülcelâl, bir şecere-i tûbâ-i ubûdiyeti ondan halk etmiştir ki, onun mübarek dalları, âlem-i beşeriyetin her tarafını nuranî meyvelerle tezyin etmiştir."İzah?

  37. "Eflâtun ve Aristo, İbn-i Sînâ ve Farâbî gibi adamlar; 'İnsaniyetin gâyetü'l-gâyâtı, teşebbüh-ü bilvâcibdir, yani Vâcibül-Vücuda benzemektir.' deyip, Firavunâne bir hüküm vermişler." felsefeciler ne demiş, nasıl yanılmış, doğrusu nasıl olmalı?

  38. "Tabiata saplanıp, şirkten tamamen çıkamayıp, şükrün geniş kapısını bulamamışlar." İzah eder misiniz?

  39. “İnsaniyetin esasında münderiç olan acz ve zaaf, fakr ve ihtiyaç, naks ve kusur kapılarını kapayıp ubûdiyetin yolunu seddetmişler.” İzah eder misiniz?

  40. “O dahilerden bazılarının kurtulma ihtimallerinin olduğu bilinmektedir.” O dahiler hangileridir? Ayrıca bunların içerisinde nebi olma ihtimali olanlar var mıdır?

  41. "Enaniyeti kamçılayıp şirk derelerinde serbest koşturarak esbab-perest, sanem-perest, tabiat-perest, nücum-perest gibi çok enva-ı şirk taifelerine meydan açmışlar." cümlesini izah eder misiniz?

  42. Eflâtun ve Aristo, İbn-i Sina ve Fârâbî gibi adamlar, “İnsaniyetin gayetü’l-gayâtı teşebbüh-ü bi’l-Vâcib'dir, yani Vâcibü’l-Vücud'a benzemektir.” deyip, firavunâne bir hüküm vermişler. Burada, "Allah'a benzemek" derken ne kasdediliyor?

  43. "İnsaniyetin gayetü'l-gayâtı teşebbüh-ü bi'l-Vâcibdir, yani Vâcibü'l-Vücuda benzemektir." Bu fikre nereden kapılmışlardır?

  44. "Nübüvvet ise, gaye-i insaniyet ve vazife-i beşeriyet, ahlâk-ı İlâhiye ile ve secâyâ-yı hasene ile tahallûk etmekle beraber, aczini bilip kudret-i İlâhiyeye iltica, zaafını görüp kuvvet-i İlâhiyeye istinad..." İzahı?

  45. "Hattâ silsile-i felsefenin en mükemmel fertleri ve o silsilenin dâhîleri olan Eflatun ve Aristo, İbn-i Sina ve Farabi gibi adamlar..." Bu zevatın fikir ve düşüncelerini ve hak dinlerle olan münasebetlerini kısaca alabilir miyiz?

  46. "Hattâ silsile-i felsefenin en mükemmel ferdleri ve o silsilenin dâhîleri olan Eflatun ve Aristo, İbn-i Sina ve Farabî gibi adamlar..." Bu zatlar vahdetü'l-vücutçu mu, yoksa materyalistler mi?

  47. "Aristo, Eflatun, İbni Sina, Farabi... Tabiata saplanıp şirkten tamamen kurtulamayıp, şükrün geniş kapısını bulamamışlar." ifadesini nasıl anlamalıyız?

  48. İbni Sina ve Farabi ile ilgili; "Teşebbüh-ü bil-vacip deyip şirk derelerine düşmüş olabilecekleri..." ile "Adi bir mü'min derecesini ancak kazanabildikleri..." ifadelerini nasıl anlamalıyız?

  49. Ahlak-ı İlahiye Risalelerde nasıl anlatılıyor?

  50. Üstad niçin akla "kuvve" namını vermiştir? Akıl, kuvve-i gadabiye ve kuvvey-i şeheviyeden mahiyet olarak farklı gibi gözüküyor. Freud da bu diğer iki kuvveden bahsediyor. Freud'un yanıldığı husus nedir, nerede dalalete gitmiştir?

  51. "Sanem misalleri kendi abidlerine abide yapmıştır." cümlesini izah eder misiniz?

  52. "İşte o şecerenin kuvve-i şeheviye-i behimiyye dalında beşerin enzarına verdiği meyveler ise esnamlar ve alihelerdir. Çünkü felsefenin esasında kuvvet müstahsendir." burada "kuvve-i şeheviye" ile "kuvvet" arasında ne gibi alaka vardır?

  53. "Enenin başı üstünde bir şecere-i zakkum neşvünemâ bulup, âlem-i insaniyetin yarısından fazlasını kaplamış." İnsanların çoğu enaniyet hastalığına mı mübteladır?

  54. "El-hükmü li'l-galib, bir düsturudur." (Galebe edende bir kuvvet var; kuvvette hak vardır, der.) İzah eder misiniz?

  55. "Enenin başı üstünde bir şecere-i zakkum neşvünemâ bulup âlem-i insaniyetin yarısından fazlasını kaplamış." Yarısından maksat ne olabilir? Bu nispet asırlar itibariyle değişir mi?

  56. “Diyanete itaat etmeyen felsefenin böyle yolunu şaşırdığı içindir ki, ene kendi dizginini eline almış, dalâletin her bir nev'ine koşmuş.” İzah eder misiniz? Dalaletin kaç nevi vardır; ana hatlarıyla öğrenebilir miyiz?

  57. "Hayat bir cidaldir, diye eblehâne hükmetmişler." cümlesini nasıl anlamalıyız?

  58. "Ahlâk-ı İlâhiye ile muttasıf olup Cenâb-ı Hakka mütezellilâne teveccüh edip, acz, fakr, kusurunuzu bilip dergâhına abd olunuz..." Bunun için ne yapmak lazım?

  59. Kainatta düzenin kurulması için, bazı canlılar bazılarına yiyecek oluyor. İşte bu dengenin sağlanması için illa bir varlığın acı çekmesi mi lazım? Evet, netice itibariyle hayırdır, ancak ilk sebep zahiren şer gözüküyor. Maddecilerin cidal dedikleri bu mu?

  60. "Nübüvvetin hayat-ı içtimaiyedeki düsturî neticelerinden ve şems ve kamerden tut, tâ nebâtât hayvânâtın imdadına ve hayvânât insanın imdadına, hattâ zerrât-ı taamiye hüceyrât-ı bedenin imdadına ve muavenetine koşturulan düstur-u teâvün,.." İzah?

  61. "Nübüvvetin hayat-ı içtimaiyedeki düsturî neticelerinden ve şems ve kamer..." Detaylı olarak izah eder misiniz? Ayrıca düstur-u teavün, kanun-u kerem ve namus-u ikram tabirleri ne anlama geliyor? Vahşi hayvanların fıtratlarının su-i istimali ne demektir?

  62. "Bütün eşyada bir birlik var, demek bir tek Zatın icadıdır." cümlesini izah eder misiniz?

  63. "Her birliği bulunan, yalnız birden sudûr edecektir. Madem her şeyde ve bütün eşyada bir birlik var, demek bir tek zâtın icadıdır." İzahı? Ayrıca vahdaniyet Allah'ın zati sıfatlarındandır. Zati sıfatların mahlukata tecellisi yoktur. Nasıl anlayabiliriz?

  64. Alem sonradan yaratılmışsa, Allah'ın alemi yaratmadan önceki iradesi ile sonraki iradesi arasında fark olacağı, irade sıfatındaki değişiklilik zatında değişikliği akla getireceğinden, Sudur teorisini bazı İslam filozofları da söylemişler. İzahı nasıldır?

  65. "Nübüvvetin düstur-u hakîmânesinden..." Dördüncü misâli detaylı olarak izah eder misiniz? İlgili ayetin yeri, tefsiri ve konumuzla münasebeti ve sonraki cümle ile ayet arasındaki münasebeti izah eder misiniz?

  66. "Nübüvvetin tevhid-i İlâhî hakkındaki netâic-i âliyesinden ve düstur-u gàliyesinden..." Bu üçüncü misali detaylı olarak izah eder misiniz? Ayrıca paragrafta geçen iki ibarenin mânası ve kaynağı nedir? Akl-ı evvel tabiri ne demektir, bu bir dava mıdır?

  67. "Hem meslek-i felsefenin esâsât-ı fâsidesindendir ki, ene, kendi zâtında hava gibi zayıf bir mahiyeti olduğu halde, felsefenin meş’um nazarıyla mânâ-yı ismî cihetiyle baktığı için, güya buhar-misal o ene temeyyü edip, sonra ülfet..." Açıklar mısınız?

  68. "Hem, üdeba-yı İslamiyyenin meşhurlarından bedbinlikle maruf Ebu-l Ala-i Maarri ve yetimane ağlayışıyla mevsuf Ömer Hayyam gibilerin, o mesleğin nefs-i emmareyi okşıyan zevkiyle zevklenmesi sebebiyle,.." cümlesini izah eder misiniz?

  69. "Hem meslek-i felsefenin esâsât-ı fâsidesindendir ki, ene, kendi zâtında hava gibi zayıf bir mahiyeti olduğu halde, felsefenin meş’um nazarıyla mânâ-yı ismî cihetiyle baktığı için, güya buhar-misal o ene temeyyü edip..." Bu paragrafı izah eder misiniz?

  70. İbn-i Sina ve Fârâbî gibi dahi olan bu alimler, nasıl oluyor da vahyin nurlu yolundan ziyade akıl yolunu seçmişler? İslam alimleri neden Yunan felsefesiyle uğraşmak zorunda kalmış?

  71. “Hem üdeba-yı İslâmiyenin meşhurlarından, bedbinlikle maruf Ebu'l-Alâ-i Maarrî ve yetimâne ağlayışıyla mevsuf Ömer Hayyam gibilerin...” Ebu’l Alâ-i Maarri ve Ömer Hayyam kimlerdir ve meslekleri hakkında kısaca bilgi alabilir miyiz?

  72. Mutezile imamlarının sapmalarını imanî konularda olduğunu biliriz. Halbuki Üstadımız burada felsefenin ve enenin zinet-i surisine meftun olarak aldandıklarını söylemektedir. Nasıl anlayacağız?

  73. İmam Rabbani, Mektubat isimli eserinde Eflatun için kurtulamadığına dair ifadeler kullanıyor ve Hz. İsa ile aynı zamanda yaşayıp iman etmediğini ifade ediyor. Bunu nasıl değerlendirmeliyiz?

  74. Mutezile mezhebi nasıl doğmuştur ve Ehl-i sünnet’ten ayrılma noktaları nelerdir?

  75. "İslâm hükemasından İbn-i Sina ve Farabî gibi dâhîler, şaşaa-i suriyesine meftun olup, o mesleğe aldanıp, o mesleğe girdiklerinden,.." cümlesindeki, "şaşaa-i suri" kavramından ne anlamalıyız?

  76. "Hem mütekelliminin mütebahhirîn ulemasından olan Mutezile imamları, ziynet-i surîsine meftun olup o mesleğe ciddî temas ederek aklı hâkim ittihaz ettiklerinden, ancak fâsık..." Mütekellimin uleması ne demektir? Bunların mütebahhirini ne anlama geliyor?

  77. "Sonra isyanla tekeddür eder, şeffafiyetini kaybeder... Sonra sair insanları, hattâ esbabı kendine ve nefsine kıyas edip, onlara kabul etmedikleri ve teberrî ettikleri halde-birer firavunluk verir." İzah eder misiniz?

  78. Üstad, İbni Sina'nın makamı, adi bir mümin derecesinde olduğu halde, haşir meselesinin müşkülatlı olduğunun anlaşılması için, neden İbni Sina'yı örnek göstermiştir? İbni Sina'nın iman mertebesi zaten malum değil mi?

  79. "Hattâ, İmam-ı Gazâlî gibi bir Hüccetü'l-İslâm, onlara o dereceyi de vermemiş." İmam-ı Gazali bu gibi zevata manevî makam itibariyle ne demiştir? Ayrıca İmam-ı Gazâlî de hükemadan mıdır? Hüccetü’l- İslâm olması ne anlama gelmektedir?

  80. "İslâm hükemasından İbn-i Sina ve Fârâbî gibi dâhiler, şâşaa-i suriyesine meftun olup, o mesleğe aldanıp o mesleğe girdiklerinden, âdi bir mü’min derecesini ancak kazanabilmişler." Bu zevata “âdi bir mü’min derecesi”ni kimler vermiş?

  81. İmam-ı Gazali Hazretleri, İbni Sina'nın imansız gittiğini mi söylüyor? İbni Sina imansız gitmemişse İmam-ı Gazali -haşa- onu tekfir ettiği için kendisi tekfire uğramış olmaz mı? Üstad'ın ona verdiği "adi bir mü'min" derecesini açıklar mısınız?

  82. "İbni Sina ve Farabi gibi dahiler, şaşaai surisine meftun olup, o mesleğe aldanıp, o mesleğe girdiklerinden adi bir mümin derecesini ancak kazanabilmişler..." İbni Sina'yı ve Farabi'yi çok büyük zatlar bilirdik, öyle değil mi?

  83. İbn-i Sina'nın, "Âdi bir mümin derecesini ancak kazanması." nasıl olur?

  84. “Cüz'iyâta ilm-i İlâhî taallûk etmiyor.” diyenler kimlerdir? Ayrıca ilm-i İlâhînin en küçük cüziyatı dahi ihata etmesi ile ilgili bir örnek verebilir misiniz?

  85. "Felâsifenin bir tâifesi, Cenâb-ı Hakk'a 'mûcib-i bizzat' demişler, ihtiyârını nefyetmişler,.." Bu cümleyi "mucib-i bizzat" kavramı ile izah eder misiniz?

  86. "Şu kâinatta zerreden şemse kadar bütün mevcudat, taayyünatlarıyla, intizamatıyla, hikmetleriyle, mizanlarıyla Sâniin ihtiyarını gösterdikleri halde, şu kör olası felsefenin gözü görmüyor!" İzah eder misiniz?

  87. "Ervahlara bir ezeliyet isnad etmişler." Felsefenin ruhlara ezeliyet isnad etmesi tam olarak nedir; insan ruhu mu, ruhun bekası ile aynı mı? Materyalistler ruhu kabul etmiyorlar, bunlar hangi grup?

  88. "Felâsifenin bir taifesi, Cenâb-ı Hakka “mûcib-i bizzat” demişler, ihtiyarını nefyetmişler, ihtiyarını ispat eden bütün kâinatın nihayetsiz şehadetlerini tekzip etmişler." Bu fikri savunanlar kimlerdir?

  89. "İşte o vakit Hâlık-ı Zülcelâlin evâmirine karşı mübareze vaziyetini alır, مَنْ يُحْيِ الْعِظَامَ وَهِىَ رَمٖيمٌ der, meydan okur gibi..." Geçen ayetin yeri ve tefsiri ile konumuzla münasebeti hususunda bilgi verir misiniz? Meydan okuma ne mânadadır?

  90. "Hem bir kısım felasife 'Cüz’iyâta ilm-i İlâhî taallûk etmiyor.' diye ilm-i İlâhînin azametli ihatasını nefyedip, bütün mevcudatın şehâdât-ı sâdıkalarını reddetmişler." cümlesini izah eder misiniz?

  91. "Ervahlara bir ezeliyet isnad etmişler." Bunlar kimlerdir?

  92. "Cenâb-ı Hak bütün esmâsıyla ve kâinat bütün hakaikiyle ve silsile-i nübüvvet bütün tahkikatıyla ve kütüb-ü semâviye bütün âyâtıyla gösterdikleri haşir…" Bu ifadeyi izah eder misiniz?

  93. "Binler hikmet-i âliyeyi ifade eden ve her biri birer mektubat-ı Samedaniye hükmünde olan mevcudatın bir kısmını ona mal eder." Bu kısmı izah eder misiniz?

  94. "Âciz, camid, şuursuz, kör ve iki eli tesadüf ve kuvvet gibi iki körün elinde olan tabiata masdariyet verip…" Bu ibareden ne anlaşılmalıdır? “Tabiata masdariyetin verilmesi” ne demektir ve tabiat nedir?

  95. "Her şeyde Hâlık-ı külli şey’e has, parlak sikkeyi görmeyip..." Her şeyde Allah’a ait has bir sikke ne demektir, nasıl anlamalıyız?

  96. "Hem felsefe esbaba tesir verip tabiat eline icad verir." Esbaba ve tabiata icat veren felsefe ayrı bir gurup mudur?

  97. "Küçük alemde ene, büyük alemde tabiat gibi tağutlardandır." ifadesi ne demektir, açıklar mısınız?

  98. “Fâtiha-i Şerifenin âhirinde صِرَاطَ الَّذٖينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالّٖينَ ile işaret ettiği üç mesleği düşünürken…” Söz konusu ayetin yeri, tefsiri ve zikredilen üç meslekle ilgili malumat alabilir miyiz?

  99. "Meslek-i felsefeyle münasebette bulunan Eski Said'in Yeni Said'e inkılâb edeceği bir hengâmda…" Eski Said meslek-i felsefe ile nasıl bir münasebette bulunmuştur?

  100. "Küçük âlemde ene, büyük âlemde tabiat gibi tâğutlardandır. فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِنْ بِاللّٰهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقٰى لَا انْفِصَامَ لَهَا وَاللّٰهُ سَمٖيعٌ عَلٖيمٌ" Âyetin yeri ve vecize ile münasebet ve izahı nedir?

Yükleniyor...