İkinci Makam, Birinci Muktazi
İçerikler
-
"Bu masnuat, bir Hâkim-i Hakîmin, bir Kebir-i Kâmilin hudutsuz sıfat ve isimleriyle ve nihayetsiz, mutlak olan ilim ve kudretiyle yapılıyor, icad ediliyor." İzah eder misiniz?
-
"O Sâniin hem rububiyet-i âmme derecesinde hâkimiyeti ve âmiriyeti, hem ceberutiyet-i mutlaka derecesinde kibriyası ve azameti,.." ifadelerini izah eder misiniz?
-
"Şirki tevehhüm ve itikad edenleri gayet hiddetle dergâhından tard eder." cümlesini izah eder misiniz?
-
"Kâinattaki bütün makàsıd-ı rabbaniyenin temerküz ettiği yeri ve medarları olan zîhayat ve zîşuurları başkalara havalesi kàbil değil." cümlesini izah eder misiniz?
-
"Hem hilkat-ı insaniyenin ve hadsiz enva-ı nimetin icadındaki gayelerin tezahür ettiği yerleri, menşeleri olan zîhayatların cüz'iyatındaki ahval ve semeratı..." İzah eder misiniz?
-
"Rububiyetin azametine dokunur ve ulûhiyetin kibriyasına ilişir ve mâbudiyet-i mutlakanın haysiyetine dokundurur, celâlini müteessir eder." İzah eder misiniz?
-
"Amma kemalin sırr-ı vahdete işareti ... bu ise beş vecihle muhal içinde muhaldir." ifadesindeki "beş vecih" nedir?
-
"Kemaline nakîse ve ıtlakına kayıt konmak ve nihayetsizliğine nihayet vermek ve en kavî bir kudreti en zayıf bir acze sukut ettirmek ve nihayetsiz bir kudrete..." izahı nasıldır?
-
"Amma, ıtlak ve ihâta ve nihayetsizliğin vahdete şehadetleri ise, o dahi Siracü’n-Nur risalelerinde tafsilen zikredilmiş..." İzah eder misiniz?
-
"İştirak ve şirk ise, o ihatayı inhisar altına ve o ıtlakı kayıt altına ve o hadsizliği had altına alıp..." Şirk bunları nasıl yapıyor, izah eder misiniz?
-
"Itlakın mânâsı, hattâ mütenahi ve maddî ve mahdut birşeyde dahi olsa, yine istilâkârâne ve istiklâldârâne etrafa, her yere yayılır, intişar eder." cümlesini izah eder misiniz?
-
"Meselâ, hava ve ziya ve nur ve hararet, hatta su, ıtlaka mazhar olsalar, her tarafa yayılırlar." cümlesini izah eder misiniz; bunların her tarafa yayılmadığını müşahede ediyoruz?
-
"Bir fevkalâde kuvvet, faaliyete girmek için istilâ etmek ister, başka kuvvetleri dağıtır... Eğer hakimiyet-i âmme ve adalet-i mutlaka olmasaydı ve onları durdurmasaydı, her biri umum mevcudatı istilâ edecekti." İzah eder misiniz?
-
"Meselâ, kavak ağacını umum zeminde halk eden ve tedbirini gören bir kuvvet, hiç mümkün müdür ki, onun yanında ve efradı içinde yayılmış ve karışmış olan..." İzah eder misiniz?
-
"Evet, her bir nevi mahlûkatta, belki her bir fertte tasarruf eden öyle bir kuvvet ve kudret hissediliyor ki..." cümlesini açıklar mısınız?
-
"Ubudiyetlerini ve şükürlerini ... Kalblerini ve zahr-ı kalb denilen kuvve-i hâfızalarını başka kuvvetlere hiçbir cihetle kaptırmaz." Ne demektir?
-
"Daire-i mümkinatın ve kesretin en müntehâsında bulunan cüz’iyatta, belki o cüz’iyatın cüz’iyat-ı ahvâlinde ve keyfiyatında makàsıd-ı rububiyet temerküz ettiğinden..." Ne demek?
-
"Mevcudatın icadındaki en mühim makasıd-ı Rabbaniye, kendini zişuurlara tanıttırmak ve sevdirmek ve methüsenasını ettirmek ve minnettarlıklarını kendine celp etmektir." İzah eder misiniz?
-
İkinci Şua'da rızık, şifa ve hidayet ile alâkalı misaller verilirken; rızık için Rahman, şifa için Rahim, hidayet için Muhsin ismi neden kullanılmış?
-
"Elhâsıl, şecere-i hilkatin en müntehâsındaki en cüz'î ahvâl ve semerat, iki cihetle tevhide ve vahdete işaret ve şehadet ederler..." İzah eder misiniz?
-
"Hem hadisçe 'zahr-ı kalb' denilen insanın hafızası, ekser envaın bir çeşit muhtasar fihristesi ve bir küçük nümune haritası..." İzah eder misiniz?
-
"Meyve, faideliliği cihetiyle, tamam ağacının mâlikine bakar. Ve çekirdeği cihetiyle, bütün o ağacın ecza ve âzâ ve mâhiyetine nazar eder..." İzah eder misiniz?
-
"Öyle de daire-i kesretin nihayetlerindeki zîhayat ve zîhayatın ve hususan insanın yüzündeki sikke ve kalbindeki fihristiyet..." Devamıyla izah eder misiniz?