Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.)
1947 yılında Erzurum’da doğdu. İlk, orta ve yüksek tahsilini aynı ilde tamamladı.
1969 yılında İşletme Fakültesinden mezun oldu.
1970 yılında asistan, 1974’de doktor, 1978’de doçent, 1988’de profesör oldu. Aynı fakülteden 2011 yılında emekli oldu.
Sitelerimizde binlerce soru-cevap, makale ve video içeriği bulunan kıymetli ağabeyimiz; tüm mesaisini iman ve Kur’an hizmeti ile geçirerek, bu sahada eserler telif ederek, ilmi çalışmalar yaparak 07.02.2023'te ruhunu Rahman'a teslim eyledi, Allah rahmet eylesin, mekanı cennet makamı âli olsun, amin...
Sitedeki Yazıları
Recm-i Şeyatin için atılan şahapların üçüncü manasında geçen "casus şeytanlar" kimlerdir? Semayı nasıl telvis edebilirler? "Nüfus-u habise hesabına tecessüs ettirmemek" ne demektir?
"Ayette يَا مَعْشَرَالْجِنِّ وَالْإِنسِ" / "Ey cin ve ins topluluğu!" şeklinde olan hitapta, "cin" kelimesinin insandan önce gelmesinin hikmeti nedir?
Rahman Sûresi 33. ayet-i kerimesinde ins ve cinnin temerrüdlerinin, mu'cizane bir belağatle kırılmasını nasıl anlamalıyız?
"وَجَعَلْنَاهَا رُجُومًا لِلشَّيَاطِينِ" Bu âyette şeytan çoğul olarak kullanılıyor. Acaba iblisten başka şeytanlar var mıdır? Var ise, bu şeytanlar imtihana tabi midirler?
"Ey hakareti içinde mağrur ve mütemerrid ve ey za'f ve fakrı içinde serkeş ve muannid olan cin ve ins!’’ Gurur ve temerrüdün kaynağı, "hakaret, zaaf ve fakirlik" midir?
On Beşinci Söz, Altıncı Basamağa serlevha edilen, Sure-i Rahman'da geçen ayetleri kısaca açıklar mısınız?
Şeytanlar ile meleklerin en dar daireden en geniş daireye kadar mücadele ve muharebesinin hikmetini biraz açıklar mısınız?
"Tecelliyat-ı celâliye ve tezahürat-ı cemâliye ile pek çok şuunatı ve unvanları vardır." Burada celâlî tasarrufa "tecelliyat"; cemâlî tasarrufa ise "tezahürat" denilmesinin hikmeti nedir?
Arzdan semaya ve semadan arza gidip gelmeler ervah-ı habise için de geçerli midir?
Eskiden semaya çıkma serbestiyeti ile sonradan yasak arasında nasıl bir fark vardır? Yani bu yasak kevni bir yasak mıdır, yoksa kelami bir yasak mıdır?
"Hem şu hikmet, zaman-ı Âdem'den beri meşhurdur ve ehl-i hakikat için meşhuddur." Şerli ruh ve cinlerin, kâhinlere malumat getirmelerinin yasaklanması diğer dinler için de geçerli değil mi?
Hâdisat-ı cevviye ve semâviyenin yegâne maksadı semayı şerli şeylerden korumak mıdır? Kalbin de vesveselere karşı inayet-i İlâhîye ile korunması söz konusu olabilir mi?
"Hem şu mahdud arz, hadsiz mu'cizât-ı kudrete mazhar olduğundandır ki, en mühim sekeneleri olan ins ve cinnin kuvalarına, sâir zîhayatlar gibi fıtrî bir had..." İzah eder misiniz?
Cenâb-ı Hakk’ın; küffara karşı sahabe safında muharebe etmek için melaikeleri tavzif eden isimleri ve ahkâmları hakkında kanaatiniz nedir?
"Mânâ-yı harfî, mânâ-yı ismî, niyet, nazar’dır." Üstadımızın kırk sene ömründe, otuz sene tahsilinde öğrendim dediği dört kelime hakkında geniş mâlumat verir misiniz?
Dört çeşit hastalıktan üçüncüsü olan “gurur” hakkında bilgi verir misiniz?
Sema ile zemin sakinlerinin fıtratları ile mekânları arasında tenasüb ve muvazene var. Yer küresinde bulunan meleklerin, semavatta vazife yapmaları onlar için bir sıkıntı ve meşakkat sebebi mi?
Birinci Basamağın başında mesele, hakikat ve hikmet açısından nazara verilmektedir. Bu hakikat ve hikmet bakışını biraz daha izah eder misiniz?
Melaike ve ruhaniyatın semâvâtı mesken etmesi ve onların meskenlerinin köşklere ve saraylara benzetilerek daha süslü olarak nazara verilmesi nasıl olur?
"Bir kısım ecsam-ı seyyare, seyyarattan tut tâ katarata kadar, bir kısım Melâikenin merakibidirler. Onlar bunlara izn-i İlahî ile binerler, âlem-i şehâdeti seyredip gezerler." İzah eder misiniz?
"Bir kısım ecsam-ı hayvâniyye, hadiste 'Tuyurun Hudrun' tesmiye edilen cennet kuşlarından..." Niçin bütün hayvanlar değil de sadece belli hayvanlar nazara verilmiştir?
Kesafetli topraktan letafetli hayatın, küduretli sudan nuraniyetli zevilidrakin yaratılmasını izah eder misiniz? Zulmet bahrinden, zişuur mahlukatın yaratılması ne manaya gelmektedir?
Semâvatın sekenelerine şeriatta melaike ve ruhaniyat tesmiye edildiği ifade ediliyor. Bu sekeneler hakkında biraz bilgi verir misiniz?
Birinci Basamak'ta, semâvatın sekenelerinin idrak sahibi olduğu ifade ediliyor. Zeminde olduğu gibi, semâvatta da idrak sahibi olmayan mahlûkat yok mudur?
Birinci Basamak'ta, semavatın sekeneleri olan meleklerin de insanlar ve cinler gibi "seyir, mütalaa ve dellallık" yaptıkları ifade ediliyor. Bu benzetmenin ana maksadı ne olabilir?
"İns ve cin, şu nihâyetsiz vazifeye, şu haşmetli nezarete ve şu vüs'atli ubûdiyyete karşı milyondan birisini ancak yapabilir." İnsanın, melek ve ruhanîlerle mukayesesini yapar mısınız?
"Hayatta hissiyat suretinde kaynayan memzuç nakışlar, pek çok esma ve şuûnât-ı zatiyeye işaret eder, gayet parlak bir surette Hayy-ı Kayyumun şuûnât-ı zatiyesine ayinedarlık eder." Ne demektir?
On Beşinci Söze serlevha edilen "And olsun ki, biz dünya semasını kandillerle süsledik ve onları şeytanlar için atılacak şeyler yaptık." ayeti açar mısınız?
İnsanın "zaaf ve acziyle, fakr ve hâcâtıyla, naks ve kusuruyla" Kadir-i Zülcelalin "kudretini, kuvvetini, gınasını, rahmetini" bildirmesini izah eder misiniz?
Enbiya tevatürlerinin icmaları ile evliya ve asfiyaların icmakârane tevatürleri ne demektir? Muhterem zatların, o pencerelerden bakıp başkalarına da göstermeleri ne demektir?
Üstad Hazretleri, İzmir ve Erzincan depremleri için farklı tefsirler yapmaktadır. Bir depremin nerede imtihan sırrı, nerede ilahî ikaz olduğunun tespitinde ölçü ne olabilir?
Âdil ve Rahîm, Kadîr ve Hakîm, neden hususî hatalara hususî ceza vermeyip, koca bir unsuru musallat eder? Bu hal cemal-i rahmetine ve şümul-ü kudretine nasıl muvafık düşer?
"Haydi madenî inkılabat dahi olsa, yine emir ve hikmet-i İlahî ile olur; başka olamaz." İnkılabat-ı madeniyenin hiç mi hakikati yoktur?
Ehl-i ilhad, ilmî hakikatlere rağmen, inat ve mukabeleyi neden yapıyor? Cenâb-ı Hakk'ın kendisini musibetlerle dahi olsa tanıttırmak istemesinin sırrı nedir?
"Çok mühim ve hikmetli hakikatlere fenni bir nam takmak" ile "Fıtrî kanunların birisine, hususî ve kasdî bir hâdise-i rububiyeti irca" etmekle ilgili misâl verir misiniz?
"Madem bu zelzele musibeti, hataların neticesi ve keffaret-üz zünubdur. Masumların ve hatasızların o musibet içinde yanması nedendir? Adaletullah nasıl müsaade eder?"
Zelzele gibi umumî musibetlerde, rahmetle taltif edilenler masum ve mazlum olarak nazara veriliyor. Rahmetin iltifatı için iman şart değil midir?
"Niçin gâvurların memleketlerinde bu semâvî tokat başlarına gelmiyor, bu biçare Müslümanlara iniyor?" İzah eder misiniz?
"Bazı eşhasın hatasından gelen bu musibet bir derece memlekette umumî şekle girmesinin sebebi nedir?" Zulme veya isyana fiilen, iltizamen ve iltihaken taraftar olmak ne demektir?
"O vakit nev-i insan, hak ve hakikat lisanıyla, hikmet ve intizamın diliyle der ki..." Devamıyla özetler misiniz?
"İnsana verilen nümuneler nevinden cüz'î ilim, kudret, basar, sem', mâlikiyet, hâkimiyet..." Birkaç tane daha misalle açıp, Cenab-ı Hakk’ı nasıl tarif ettiğini öğrenebilir miyiz?
"Bu büyük zelzelenin maddî musibetinden daha elîm manevî bir musibeti olarak, şu zelzelenin devamından gelen..." Bu sual ve cevapta gelecek dehşetli bir zelzeleden mi haber veriliyor?
"İkinci adam ise, yüzde doksan dokuz dostları buradan gitmişler. Bir kısmı mahvolmuşlar..." İkinci adamın bakış açısını biraz açar mısınız?
"Zaman değişmiş, asır başkalaşmış, herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder..." Nefsin şikâyet ettiği konular, çoğu insanın bahanesidir, bunlara nasıl cevap verilebilir?
"Acz-i beşerî, fakr-ı insanî değişmiyor, ziyadeleşiyor." cümlesini nasıl anlamalıyız? Asrımız medeniyet ve teknoloji asrı olarak görülüyor ve insanların düne göre daha güçlü olduğu zannediliyor.
İnsan neden kendini mukayese etme ihtiyacı hisseder? Herkesin arkadaşlığı kabir kapısına kadar mıdır? "Musibette beraber olmak" tesellisi niçin kabrin öbür tarafında esassızdır?
"Zemine nebatat ve hayvanat envaından giydirilen birbiri üstünde..." Burada "Meczup mevlevî" tâbiri niçin kullanılmıştır?
"Belki öyle hâdiseler, bir Hakîm-i Rahîm'in emriyle ehl-i imanın fâni malını, sadaka hükmüne çevirip ibka etmektir ve küfran-ı nimetten gelen günahlara keffarettir." Ne demektir?
"Nasılki bir gün gelecek, şu müsahhar zemin, yüzünün zîneti olan âsâr-ı beşeriyeyi şirk-âlûd, şükürsüz görüp, çirkin bulur." Burada; “âsâr-ı beşeriye” ziynet olarak nazara veriliyor, hikmeti nedir?
On Dördüncü Söz’ün Zeyline konu olan Zilzal Sûresine göre, küre-i arzın hareket ve zelzelesinde vahiy ve ilhama mazhar olmasını nasıl anlamamız gerekiyor; kısaca açıklar mısınız?