"Yedi tabaka, herbir tabaka âlem-i Arzdan, tâ âlem-i Berzaha, âlem-i misâle; tâ âlem-i âhirete kadar birer âlemin damı hükmünde birer semanın bulunması, hikmeten, aklen iktiza eder." cümlesini açıklar mısınız?

Soru Detayı

Bu alemler her tabakada var mı, tabakanın kendi içinde sıralaması bu mu?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Mâdem âlem-i ulvîde muhtelif teşkilât var, muhtelif vaziyetlerde muhtelif ahkâmlar görünüyor; öyle ise, o ahkâmların menşe'leri olan semâvât muhteliftir. İnsanda, cisimden başka nasıl akıl, kalb, ruh, hayal, hâfıza gibi mânevî vücudlar da var; elbette, insan-ı ekber olan âlemde ve şu insan meyvesinin şeceresi olan kâinatta, âlem-i cismâniyetten başka âlemler var. Hem âlem-i arzdan, tâ Cennet âlemine kadar her bir âlemin, birer semâsı vardır."

"Yedi tabaka, her bir tabaka âlem-i Arzdan, tâ âlem-i Berzaha, âlem-i misâle; tâ âlem-i âhirete kadar birer âlemin damı hükmünde birer semanın bulunması, hikmeten, aklen iktiza eder." (1)

Bizler daha çok maddi şeylere ülfet ettiğimiz, alıştığımız için, manevi alemdeki bir tabakayı ve onun çatısı hükmündeki semasını tahayyül edemeyebiliriz. Ancak bunu bizler kendi cüz'i ölçücüklerimize ve ilmimize göre karar verebiliyoruz. Hâlbuki Cenab-ı Hak gücümüzün yetmeyeceği şeyleri bizlere tahmil edip yüklememiş. Bazı kıyaslarla bir derece bu hakikatları anlayabiliriz. Ama tam olarak anlamamamız da muhtemeldir.

Fevkiyet ve tahtiyet bize göredir. Yani bir kat üstte oturana göre kendisi altta arkadaşı üsttedir. Ama arkadaşının üzerinde başka birise de varsa o zaman arkadaşı en üstte değil ortada olmuş olur. İşte aynen bunun gibi deniz suyunun seması, insanların ve gemilerin yüzdüğü yüzey kısımdır. Bulutun seması uçakların alt kısmında kalan bulutların en üst kısmıdır. Maneviyatta da bu şekildeki açılımlar muhakak ki var. Bir şairin dediği gibi; "İdraki meali bu küçük akla gerekmez. Zira bu terazi o kadar sıkleti çekmez" hakikatından da anlaşılacağı üzere, bu aklımız o manevi şeylerin semasını derk edip anlamaktan acizdir.

Miraç hadisesinde Hz. Peygamber (a.s.m.) bu tabakaların tümünü gezmiş dünya gözüyle müşahede etmiş ve varlıklarından bizleri haberdar etmiştir.

Sorunun ikinci kısmına gelince;

Burada bir sıralama yapılmıyor, her tabakanın kendine özgü bir semasının, yani damının olduğu vurgulanıyor.

Kur’an, semavatı yedi tabaka olarak ifade ederken, bugünki fen ilimleri bu tabakaları inkar ederek, semanın tek bir tabaka olduğunu iddia ediyor.

Sema alemine dikkat ile bakıldığında, cisimlerin sınıflara ve kısımlara ayrıldığı anlaşılıyor. Samanyolu sistemi ile diğer galaksi sistemleri arasında çok açık bir sınıf farkının olduğu anlaşılıyor. İşte Kur’an’ın "yedi tabaka" ile ifade ettiği mana; semaların sınıflarının ve tabakalarının çokluğuna işaret ediyor, bunları görmezden gelip inkar etmek kabil değildir.

Bunun dışında "yedi sema" ifadesinde, sadece maddi alemin semaları değil, gaybi alemlerin semaları da dahildir. Zira Kur’an Allah’ın kelamı olduğu için, sadece maddi alemlere değil, bütün alemlere ve onların semalarına da bakar bir mahiyettedir.

Nasıl şu dünyanın bir seması, damı varsa, cennet ve cehennemin de kendine özgü bir seması ve damı vardır. Aynı şekilde kabir aleminin, misal aleminin de kendine mahsus semaları ve damları bulunmaktadır. Kur’an ayette "yedi sema" ifadesi ile bu kesrete işaret ediyor.

Dünya bir tabaka, gökyüzü de ona bir sema ve damdır; diğer tabakaları da buna kıyas edebiliriz..

(1) bk. Sözler, Otuz Birinci Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...