Block title
Block content

Zerre

İçerikler


  1. "Zahirde görünen hayat, şuur, kemal ve saire, ancak batından zahire süzülen zayıf bir tereşşuhtur. " cümlesini açıklar mısınız?

  2. "Her şeyin batını zahirinden daha ali, daha kamil, daha latif, daha güzel, daha müzeyyen olduğu gibi, hayatça daha kavi, şuurca daha tamdır." Şuurca daha tam olması ne demektir?

  3. Binaenaleyh alem-i melekut, alem-i şehadetten; alem-i gayb, dünya ve ahiretten daha ali ve daha yüksektir; cümlesini açıklar mısınız?

  4. Âdi bir yol kapandığı zaman bütün yolların kapanmış olduğunu tevehhüm etmek, cehaletin en büyük bir şahididir.. Cümlesini açar mısınız?

  5. Binaenaleyh, âlem-i melekût âlem-i şehadetten, âlem-i gayb dünya ve âhiretten daha âli ve daha yüksektir.. Cümlesini açar mısınız?

  6. Cenab-ı Hakk'a nazır ve ona vasıl olan yollar, kapılar; alemin tabakaları, sayfaları, mürekkebatı nisbetinde bir yekun teşkil etmektedir. Bu cümleyi açıklar mısınız?

  7. "Herşeyin bâtını zahirinden daha âli, daha kâmil, daha lâtif, daha güzel, daha müzeyyen olduğu gibi, hayatça daha kavî, şuurca daha tamdır..." İ'lem'i izah eder misiniz?

  8. "Cenâb-ı Hakka nâzır ve Ona vasıl olan yollar, kapılar, âlemin tabakaları, sahifeleri, mürekkebatı nisbetinde bir yekûn teşkil etmektedir. Âdi bir yol kapandığı zaman bütün yolların kapanmış olduğunu tevehhüm etmek, cehaletin en..." İ'lem'in izahı?

  9. "Tesadüf, şirk ve tabiattan teşekkül eden fesat şebekesinin alem-i İslam'dan nefiy ve ihracına, Risale-i Nur'ca verilen karar infaz edilmiştir." cümlesini açıklar mısınız?

  10. "İnsan nevinde şu tehalüfle beraber buğday, üzüm, arı, karınca nevilerindeki tevafuk, kör tesadüfün işi olmadığı güneş gibi aşikârdır..." izahı?

  11. "Bütün insanlarda, biri tevafuk, diğeri tehalüf olmak üzere iki cihet vardır. Tehalüf ciheti Sâniin muhtar olduğuna, tevafuk ciheti ise Sâniin Vahid-i Ehad olduğuna delâlet ederler..." cümlesini açıklar msısnız?

  12. "Senin yüzün, vechin o kadar küçüklüğü ile beraber geçmiş ve gelecek bütün insanların adedince kendisini onlardan ayıran ve tarif eden nişan ve alâmetleri hâvi olduğu gibi, yüzünü teşkil eden esas ve erkânında da bütün insanlar..." İ'lem'in izahı?

  13. "Fesubhanallah! Yüzün o küçük sayfasında nasıl gayr-ı mütenahi nişanlar derc edilmiştir ki, gözle okunur da nazarla, yani akılla görülmez." cümlesini açıklar mısınız?

  14. "Mâlûmdur ki, dahilden harice süzülen cüz-ü ihtiyarî mizanıyla, ihtiyaç derecesiyle, kabiliyetin müsaadesiyle, hâkimiyet-i Esmânın nizam ve tekabülüyle feyz alınabilir." cümlesini izah eder misiniz?

  15. Kader, herşeye bir miktar ve o miktara göre bir kalıp vermiştir. Feyyaz-ı Mutlaktan aldığı feyze olan kabiliyeti o kalıba göredir.. Acaba burada cüz-i ihtiyariye yapılan bir icbar yok mudur?

  16. "İnsan, hikmetle yapılmış bir masnûdur. Ve Sâniin gayet hakîm olduğuna, yaptığı vuzuh-u delâletle, sanki mücessem bir hikmet-i nakkaşedir. Tecessüd etmiş bir ilm-i muhtardır. İncimad etmiş bir kudret-i basîre olduğu gibi,.." Devamıyla izahı?

  17. Eğer atası, in'amı bu kaideden hariç olsaydı, senin eşeğinin kulağı senden ve senin üstadlarından daha akıllı, daha alim olması lazımdı.. Devamıyla izah eder misiniz?

  18. "Cenab-ı Hak her şeye layıkını veriyor." deniyor. Mesela ağaçlar yürüseydi, gel deyince gelse, eğil deyince eğilse ve meyvelerini kolayca toplasak daha güzel olmaz mıydı?

  19. "Kader, herşeye bir miktar ve o miktara göre bir kalıp vermiştir. Feyyaz-ı Mutlaktan aldığı feyze olan kabiliyeti o kalıba göredir..." izahı nasıldır?

  20. "Şeytanın ilka etmekte olduğu vesveselerden biri: Yahu, şu koyun veya inek, eğer Kadîr ve Alîm-i Ezelî'nin nakşı, mülkü olmuş olsa idi; bu kadar miskin bîçare olmazlardı..." İ'lem'i izah eder misiniz?

  21. Malumdur ki, dahilden harice süzülen cüz-ihtiyari mizanıyla, ihtiyaç derecesiyle, kabiliyetin müsaadesiyle, Hakimiyet-i Esmanın nizam ve tekabülüyle feyz alınabilir; ifadesini açıklar mısınız?

  22. "İnsan,.. öyle bir fiilin mahsulüdür ki, istidadı irade ettiği şeyi kendisine veriyor." ifadesini devamıyla birlikte açıklar mısınız?

  23. "Bir insanı yaratan Halık'ın, alemi müştemilatıyla beraber yaratmasında bir bu'd, bir garabet yoktur." cümlesini devamıyla açıklayabilir misiniz?

  24. "Senin iktidarın kısa, bekan az, hayatın mahdud, ömrünün günleri ma'dud ve her şeyin fânidir. Öyle ise, şu kısa, fâni ömrünü fâni şeylere sarfetme ki, fâni olmasın. Bâki şeylere sarfet ki, bâki kalsın..." izah eder misiniz?

  25. "Basir", "Şehid" ve "Rakib" isimlerini ve aralarındaki farkları izah edebilir misiniz?

  26. "İnsan, öyle bir in'am ve ihsanın kesifidir ki, bütün hacatına vakıftır. Öyle bir kaderin tersim ettiği bir surettir ki, bünyesine lazım ve münasip şeyleri bilir." izahı?

  27. "Bir insanı yaratan Hâlık'ın, âlemi müştemilâtıyla beraber yaratmasında bir bu'd, bir garabet yoktur..." İ'lem'i izah eder misiniz?

  28. "İnsan, hikmetle yapılmış bir masnûdur. Ve Sâniin gayet hakîm olduğuna, yaptığı vuzuh-u delâletle, sanki mücessem bir hikmet-i nakkaşedir..." İ'lem'i izah eder misiniz?

  29. "Ey nefs-i emmare! Eğer evamire imtisal dairesinden çıkarsan, ya herkesin ayağını öpercesine müraat ve ihtirametmeye mecbur olursun. Ve ya ehemmiyet vermeyerek zalim-i ale"l küll olacaksın." cümlelerini açıklar mısınız?

  30. "Nefis, kendini kader ve sıfat-ı İlahiyenin tecelliyat dairesinden haric addeder. Sonra tecelliyata mazhar olanlardan birisinin mevkiinde kendisini farz eder, onda fena olur." ifadelerini açıklar mısınız?

  31. "Hülâsa: Nefis, devekuşu gibidir. Şeytan Sofestâî, hevâ da Bektâşîdir." vecizesini açıklar mısınız?

  32. "Gafil nefis, ahireti dünyanın bitişiğinde ve dünyayla bağlı bir menzil zannediyor. Bu itibarla nefsin elinde iki silah vardır. Dünyanın zeval ve fenasının eleminden kurtulmak için ahireti düşünmekle ümitvar olur..." izahı?

  33. Nefis, kendini kader ve sıfat-ı İlahiyenin tecelliyat dairesinden haric addeder. Sonra tecelliyata mazhar olanlardan birisinin mevkiinde kendisini farz eder, onda fena olur. Sonra, başlar,.. ifadelerini devamıyla açıklar mısınız?

  34. "Gâfil nefis, âhireti dünyanın bitişiğinde ve dünya ile bağlı bir menzil zannediyor. Bu itibarla nefsin elinde iki silâh vardır... Nefis, devekuşu gibidir. Şeytan sofestaî, heva da bektaşîdir." İ'lem'i izah eder misiniz?

  35. "Evham, şübehat, dalâletin menşe' ve mahzenlerinden biri: Nefis, kendisini kader ve sıfât-ı İlahiyenin tecelliyat dairesinden hariç addeder... Nefs-i emmare, devekuşu gibi aleyhine olan şeyi lehine zanneder. Veya sofestaî gibi münakaşa,.." İ'lem'in izahı?

  36. "Nefs-i emmare, devekuşu gibi aleyhine olan şeyi lehine zanneder. Veya Sofestai gibi münakaşa edenleridir ki, vekilleri birbirini reddeder. Tearuzan, tesakutan kabilinden,"Hiçbirisi de hak değildir" diye hükmeder." izahı?

  37. "İ’lem eyyühe’l-aziz! Evham, şübehat, dalâletin menşe’ ve mahzenlerinden biri: Nefis, kendisini kader ve sıfât-ı İlâhiyenin tecelliyat dairesinden hariç addeder..." Bu cümleleri izah edebilir misiniz?

  38. "Matlublarımın dünyada semereleri olmasa da, esasları âhiret ile muttasıl ve âhirette faideleri vardır." diye müteselli oluyor. Meselâ: İlim gibi, "Dünyada menfaati olmasa bile âhirette faidesi vardır." diye iyi ciheti göstermekle..." Açıklar mısınız?

  39. "Nefis, devekuşu gibidir. Şeytan Sofestâî, hevâ da Bektâşîdir." izah eder misiniz?

  40. "Bazı dünyevî işlerini ebedîleştirmek için şöyle bir desisesi de vardır ki, “Matluplarımın dünyada semereleri olmasa da esasları âhiretle muttasıl ve âhirette faideleri vardır” diye mütesellî oluyor..." izah eder misiniz, bunu desise kılan şey nedir?

  41. "Masnudaki kemalat, tamamen Sani'deki kemalden akan bir feyizdir. Fakat kuşlardan yalnız sineği gören, tanıyan bir mikrop, kartalı gördüğü zaman 'Bu kuş değildir.' der. Çünki sinekteki şeyler onda yoktur. " Açıklar mısınız?

  42. "Maahaza, nuru neşredenin nursuz, icad edenin vücudsuz, icab ettirenin vücubsuz olması muhaldir." cümlesini izah eder misiniz?

  43. "Halk-ı eşya hakkında mûcibe-i külliye sadık olmadığı takdirde, sâlibe-i külliye sadık olur. Yani, ya bütün eşyanın hâlıkı Allah’tır veya Allah hiçbir şeyin hâlıkı değildir." İ'lem'i izah eder misiniz?

  44. "Herşeyde illetin ademini tevehhüm eden vehmin vahi hükmünde bir kıymet yok." cümlesini izah eder misiniz?

  45. "Ve keza, ayn’ı tersim, basarı tasvir ve nazarı tenvir edenin basarsız olduğunu düşünmek, ancak basar ve basiretten mahrum olan adamın işidir." izah eder misiniz?

  46. "Her şeyde illetin ademini tevehhüm eden vehmin, vahi hükmünde bir kıymet yok." cümlesini açıklar mısınız?

  47. " Eşyanın arasında muntazam tesanütle halk ve yaratmak, tecezziyi kabul etmez bir külldür, bazıyet yoktur." ifadesini açıklar mısınız?

  48. Halk-ı eşya hakkında mûcibe-i külliye sadık olmadığı takdirde, sâlibe-i külliye sadık olur. Yani, ya bütün eşyanın hâlıkı Allah’tır veya Allah hiçbir şeyin hâlıkı değildir.. Cümlesini açar mısınız?

  49. "Şu görünen âlem, İlahî bir dükkân ve bir mahzendir. İçerisinde envaen türlü türlü mensucat kumaşlar, me'kulât yemekler, meşrubat şerbetler vardır. Bir kısmı kesif bir kısmı latif, bir kısmı zâil, bir kısmı daimî, bir kısmı katı bir lüb,.." izahı?

  50. "Ey nefis! Seni tutup düşmekten muhafaza eden Zât-ı Kayyûma dayan. Senin mevcudiyetinden dokuz yüz doksan dokuz parça Onun uhdesindedir. Senin elinde yalnız bir parça kalır. En iyisi o parçayı da Onun hazinesine at ki rahat olasın." Açıklar mısınız?

  51. "Sen kendi vücudunu yapmaya kadir değilsin. Ve elin onu icad etmekten kasırdır. Başkaları dahi o işten âciz ve kasırdırlar. İstersen tecrübe et bakalım. Şecere-i kelimat denilen bir lisanı veya muhaberat ve ezvak santralı olarak bir ağızı yap..." izah?

  52. "Ey nefis! Seni tutup düşmekten muhafaza eden Zât-ı Kayyum'a dayan. Senin mevcudiyetinden dokuz yüz doksan dokuz parça Onun uhdesindedir. Senin elinde yalnız bir parça kalır. En iyisi o parçayı da Onun hazinesine at ki rahat olasın." izah eder misiniz?

  53. "Nefs-i nâtıkanın en yüksek matlubu devam ve bekadır. Hattâ vehmî bir devam ile kendisini aldatmazsa hiçbir lezzet alamaz..." devamıyla izah eder misiniz?

  54. Lâkin bir kısmı icadî bir nescdir. Bir kısmı da tecellîyata bir nakıştır. Felâsifenin dalâletince, icad ile nakış birdir. Ve o dükkân sahibi de mûcib-i bizzattır.. Cümlesini açar mısınız?

  55. "Ey devamı isteyen nefis! ...Esma-i İlahiyeden birisinin hayt-ı şuasıyla temessük et ki, adem deryasına düşmeyesin" şeklinde devam eden cümleyi açıklar mısınız?

  56. "Ey devamı isteyen nefis!...Onun cevherine sadef ve zarf ol ki, kıymetli olasın." Bu cümleyi devamı ile birlikte açıklar mısınız?

  57. Şu görünen âlem, İlâhî bir dükkân ve bir mahzendir. İçerisinde envâen türlü türlü mensucat kumaşlar, mekûlât yemekler, meşrubat şerbetler vardır..." ifadelerini devamıyla açıklar mısınız?

  58. "Felâsifenin dalâletince, icad ile nakış birdir." cümlesini izah eder misiniz?

  59. "Enaniyetten neş'et eden şirk-i hafî katılaştığı zaman, esbab şirkine inkılab eder. Bu da devam ederse, küfre tahavvül eder. Bu dahi devam ederse, ta'tile yani hâlıksızlığa incirar eder. El'iyazübillah!" izah eder misiniz?

  60. " İnsanın hilkatinden maksat bu gibi şeyler olduğu halde, kısm-ı ekserisi perde olurlar, sedd olurlar. Vazifesi fetih ve açmak iken kapatıyor, bağlıyor. Ziya ve ışığı neşir iken söndürüyor." ifadelerini açıklar mısınız?

  61. "Enaniyetten neş'et eden şirk-i hafi katılaştığı zaman esbab şirkine inkılâb eder. Bu da devam ederse küfre tahavvül eder. Bu dahi devam ederse, ta'tile, yâni Hâliksızlığa incirar eder. El-iyâzü billah." Küfr ve ta'til arasındaki fark nedir?

  62. "İnsanın hilkatinden maksad, mahfî hazine-i İlahiyeyi keşif ile göstermek ve Kadîr-i Ezelî'ye bir bürhan, bir delil, bir ma'kes-i nuranî olmakla cemal-i ezelînin tecellisi için şeffaf bir mir'at, bir âyine olmaktır..." İ'lem'i izah eder misiniz?

  63. "İnsanın da istidadına bakılırsa, vazife-i fıtriyesinin ubudiyet olduğu anlaşıldığı gibi, ruhani ulviyyetine ve ebediyyete olan derece-i iştiyakına da dikkat edilirse,.." cümlesini devamıyla izah eder misiniz?

  64. "İnsanlardan bir çekirdek var ki, Cenâb-ı Hak şecere-i hilkati o çekirdekten inbat etmiştir. O çekirdek de ancak ve ancak bütün ehl-i kemalin ve belki nev'-i beşerin nısfının ittifakıyla efdal-ül halk, seyyid-ül enam Hazret-i Muhammed'dir." izah?

  65. "İ’lem Eyyühel-Aziz! Arslan gibi hayvanların diş ve pençelerine bakılırsa, iftiras ve parçalamak için yaratılmış oldukları anlaşılır. Ve kavunun, meselâ, letafetine dikkat edilirse, yemek için yaratılmış olduğu hissedilir..." devamıyla izah eder misiniz?

  66. "Vâcib-ül Vücud zâtında, mahiyetinde mümkine benzemediği gibi, ef'alinde de benzemiyor. Çünki Vâcib-ül Vücud'un kudretine nisbeten yakın-uzak, az-çok, küçük-büyük, ferd-nev', cüz'-küll aralarında fark yoktur." izahı nasıldır?

  67. Ey nefis! Eğer takva ve amel-i sâlih ile Hâlıkını razı etti isen, halkın rızasını tahsile lüzum yoktur; o kâfidir. Eğer halk da Allah'ın hesabına rıza ve muhabbet gösterirlerse, iyidir..." İ'lem'i izah eder misiniz?

  68. "Vâcibü’l-Vücudun kudretine nisbeten yakın-uzak, az-çok, küçük-büyük, fert-nev’, cüz-küll aralarında fark yoktur. Ve keza, Onun fiilinde bizzat mübaşeret yoktur..." cümlelerini devamı ile birlikte izah eder misiniz?

  69. "Küll ile cüzde, nev ile fertte yapılan tasarrufat, birbirinin içinde mütedahil ve yekdiğerine mütesanid olduğundan o tasarrufları ayrı-ayrı faillere vermek mümkün değildir." cümlesini açıklar mısınız?

  70. "Siyah ve beyaz nakışlarla nakışlı bir imâmeyle küre-i arzın kafasını saran semâvat ve arzın Nâzım ve Hâlıkı olan Allah'ın ulûhiyetine lâyık mıdır ki, âlemin bazı safahatını miskin bir mümkine tevdi ve tefvîz etsin?" ifadesinin izahı?

  71. "Hüceyrat-ı bedeniye ile zerrat dahi yaratılıyor." cümlesine binaen zerratta ibda tarzı yaratılma devam ediyor mu?

  72. "İ’lem eyyühe’l-aziz! Siyah ve beyaz nakışlar ile nakışlı bir imâme ile küre-i arzın kafasını saran semâvat ve arzın Nâzım ve Hâlıkı olan Allah’ın ulûhiyetine lâyık mıdır ki, âlemin bazı safahatını miskin bir mümkine..." İ'lem'in izahı?

  73. "Ve hüceyrat-ı bedeniyeyle zerrat dahi yaratılıyor. Ve hakezâ, bütün bu tasarrufat bütün safahata aynı kudretle yapılır... Bütün eşya o nurla tenevvür ediyor." cümlelerini izah eder misiniz?

  74. "Maahaza, ceberûtiyet ve istiklâliyetin izzeti ve kendini sevdirmek ve tanıttırmak muhabbeti, gayre müsaade etmiyor ki, arada ibâdullahın enzarını kendine celb eden ismî bir vasıta bulunsun." cümlesini açıklar mısınız?

  75. "İ’lem eyyühe’l-aziz! Allah, ilmi, iradesi, kudreti ve sair sıfâtıyla muhittir. Daire-i ihâtasından hariç birşey yoktur..." İ'lem'i izah eder misiniz?

  76. "... İşte bu hal, hilkat-i eşyada Saniin külfeti olmadığına ve her şeyin vücuda gelmesi ancak "Kün" emriyle olduğuna bahir bir bürhandır." Anlatılanların "OL" emriyle ilgisini anlıyamadım; izah eder misiniz?

  77. "Sinek, örümcek, pire gibi küçük hayvanlar, fil, camus, deve gibi büyük hayvanlardan daha zeki, hilkatçe daha güzel, san'atça daha tam oldukları halde, bunların ömrü kısa onlarınki uzun, bunların zâhiren menfaatleri yok, onlarınki var..." izah?

  78. "Herbir masnûda, herbir zerrede görünen tasarruf-u mutlak, kudret-i muhîta ve hikmet-i basîrenin delâlet ve şehadetleriyle sabittir ki, bütün eşyânın Sânii vahiddir, şeriki yoktur. Ne kudretinde inkısam var, ne iktidar ve ihtiyarında tecezzî..." izah?

  79. "İ'lem eyyühe'l-aziz! Umumî olan bir in'âm ile inâyet-i şahsiye arasında münâfat yok. Meselâ, bir ziyafete yapılan umumî bir davet altında şahıslar da davet edilmiş olur..." Bu İ'lem'i açar mısınız?

  80. "İ’lem eyyühe’l-aziz! Fısk çamuruyla mülevves olan medeniyet, insanları da o çamur ile telvis ediyor. Ezcümle: Riyâyı şan ve şeref ile iltibas etmiş. İnsanları da o pis ahlâka sevk ediyor..." İ'lem'i izah eder misiniz?

  81. "Yarın seni zillet ve rezaletlere mâruz bırakmakla terk edecek olan dünyanın sefahetini bugün kemâl-i izzet ve şerefle terk edersen, pek aziz ve yüksek olursun. Çünkü, o seni terk etmeden evvel sen onu terk edersen, hayrını alır, şerrinden..." izah?

  82. "İ’lem Eyyühel-Aziz! Umumî olan bir in'am ile inayet-i şahsiye arasında münafat yok. Meselâ: Bir ziyafete yapılan umumî bir davet altında şahıslar da davet edilmiş olur..." İ'lem'i izah eder misiniz?

  83. "Fısk çamuruyla mülevves olan medeniyet, insanları da o çamurla telvis ediyor... Riyaya şan ve şeref namını vermiş; insanları da o pis ahlaka sevk ediyor." izah eder misiniz?

  84. "Gazeteleri o riyâya dellâl, tarihleri de alkışçı yapmışlardır. Bu yüzden şahsî hayatlar 'hamiyet-i cahiliye' ünvanı altında unsurî hayatlara fedâ edilmektedir." izahını yapar mısınız?

  85. "Sath-ı âlemde kurulan şu sergi-yi İlahîde teşhir edilen tezyinata, kemalâta, güzel manzaralara ve rububiyetin haşmetiyle uluhiyetin azametine bir müşahid, bir mütenezzih, bir mütehayyir, bir mütefekkir lâzımdır ki,.." izah?

  86. "Rububiyetin haşmetiyle ulûhiyetin azametine bir müşahit, bir mütenezzih, bir mütehayyir, bir mütefekkir lâzımdır ki, o güzellikleri görsün, o manzaralar arasında tenezzüh etsin,.." ifadelerini açıklar mısınız?

  87. "İ’lem Eyyühel-Aziz! Nübüvvet-i Ahmediyeyi (A.S.M.) isbat eden delillerden biri de tevhiddir..." İ'lem'i izah eder misiniz?

  88. Sonra o sergiden Sâniinin celâline, Mâlikinin iktidar ve kemâlâtına intikal ile Onun azametine secde-i hayret etsin.. Hayret secdesi de mi var?

  89. "Nübüvveti Ahmediyeyi isbat eden delillerden biri de tevhiddir." cümlesini izah eder misiniz?

  90. "Mahlûkatın en zâlimi insandır. İnsan kendi nefsine olan şiddet-i muhabbetten dolayı kendisine hizmeti ve menfaati olan şeyleri hem sever, hem kıymet verir. Semeresinden istifade gördüğü şeylere abd ve köle olur. Aksi halde ne sever ve ne kıymet..." izah?

  91. "Evet, mâşukun hüsnü, âşıkın nazarını istilzam ettiği gibi, Nakkaş-ı Ezelînin rububiyeti de insanın nazarını iktizâ eder ki, hayret ve tefekkürile takdir ve tahsinlerde bulunsun..." devamıyla izah eder misiniz?

  92. "Mahlukatın en zalimi insandır. İnsan, kendi nefsine olan şiddet-i muhabbetten dolayı kendisine hizmeti ve menfaati olan şeyleri hem sever, hem kıymet verir. Semeresinden istifade gördüğü şeylere abd ve köle olur..." Her insan öyle midir?

  93. "Hurma ağacına taalluk eden Musavvir ismiyle de, semeresine taalluk ve tecelli eden Münşi ismi, müsemmada müttehiddirler. Zaten en büyük şeye tecelli eden isimle, en küçük bir şeye de tecelli etmemesi muhaldir." Açıklar mısınız?

  94. "İ’lem eyyühe’l-aziz! Cenâb-ı Hak kâinatı teşkil eden zerrâtı şeriat-ı fıtriyesine musahhar ve mutî ve evâmir-i tekviniyesine de münkad ve mümessil kılmıştır..." cümlesini açıklar mısınız?

  95. "Melekûtî, berzâhî, misalî şeylere bazı nümune ve bazı esaslar olmasın?" cümlesini ve kavramları izah eder misiniz?

  96. "İ’lem Eyyühel-Aziz! Bir katre su, bir deniz suyu ile müttehiddir. Çünki ikisi de sudur. Nehir suyu ile de müttehiddir. Çünki ikisinin de menşe'leri semadır..." devamıyla izah eder misiniz?

  97. "İ’lem Eyyühel-Aziz! Cenâb-ı Hak kâinatı teşkil eden zerratı, şeriat-ı fıtriyesine müsahhar ve muti' ve evamir-i tekviniyesine de münkad ve mümessil kılmıştır. Bir arı, “Kün” emrine imtisalen matlub bir şekle girdiği gibi, herhangi bir hayvan..." izah?

  98. "Ve keza, hayatın icadında ille-i gaiyenin yalnız hayat olduğunu bilir. Cenâb-ı Hakkın icad ettiği hayylarda hedef ittihaz ettiği binlerce hikmetlerinden haberi yok. Acaba imkân ve ihtimalden hariç midir ki, âlemde görünen şu eşya-yı harika..." izah?

  99. "Evet bir şeyin şekillerinde vukua gelen devir ve teslim sırasına gidenler müteessir, gelenler de memnun olurlar. Ve bu sayede hayat tasaffi eder, temizlenir. Vücut da teceddüd eder..." cümlesini izah eder misiniz?

  100. "İ’lem Eyyühel-Aziz! Mümkin ünvanı altındaki eşyanın vücudunda tegayyür var. Yani keyfiyetleri, halleri değişir. Binaenaleyh mümkin olan bir şeyin daima bir halde tevakkuf ve sükut etmekle atalette kalması, o şeyin ahval ve keyfiyetleri için..." izah?

Yükleniyor...