Birinci Maksat
İçerikler
-
Otuzun Söz’ün Birinci Maksat’ına serlevha edilen ayetin kısa bir izahını yapar mısınız?
-
"Emanetin insana arz edilmesi" hadisesi, ne zaman ve nasıl olmuş, izah eder misiniz?
-
"Biz, emaneti göklere, yere ve dağlara arz ettik. Onlar onu yüklenmeye yanaşmadılar, ondan korktular da onu insan yüklendi." Emaneti isteyerek mi yüklendik?
-
"Şu ayetin büyük hazinesinden tek bir cevherine işaret edeceğiz." Büyük hazineden maksat nelerdir? Bir tek cevheri olan enaniyet ne manaya geliyor? Bu istihraç Üstadımıza mı aittir?
-
Gök, zemin ve dağlar şuurlu mudur ki emanet onlara teklif edilsin de onlar yüklenmekten çekinsinler ve yüklenmesinler?
-
Emaneti insanların yüklenmesi ve kabul etmesi nasıl olmuştur? Bu mesele iradi midir, yoksa ızdırari midir?
-
Emanetin bir vechinin "ene" olduğu ifade ediliyor. Acaba başka hangi vecihleri var?
-
Emanetin "bir ferdi, bir vechi enedir." deniliyor. Cinlerde ene var mı?
-
Şecere-i tuba ve şecere-i zakkum nedir? Neyi temsil ediyorlar? Her iki ağacın çekirdeği ve nüvesi nasıl "ene" oluyor?
-
"Ene, künuz-u mahfiye olan esma-i İlahiyenin anahtarı olduğu gibi, kâinatın tılsım-ı muğlakının dahi anahtarı olarak bir muamma-yı müşkilküşadır, bir tılsım-ı hayretfezadır." İzah eder misiniz?
-
"O ene, mahiyetinin bilinmesiyle, o garip muamma, o acip tılsım olan ene açılır ve kâinat tılsımını ve âlem-i vücubun künuzunu dahi açar." İzah eder misiniz?
-
"Şu meseleye dair, Şemme isminde bir risale-i Arabiyemde şöyle bahsetmişiz." Şemme ismindeki Arabî Risale hakkında kısa bir malumat alabilir miyiz?
-
"Âlemin miftahı insanın elindedir ve nefsine takılmıştır." cümlesini izah eder misiniz?
-
"Kâinat kapıları zahiren açık görünürken, hakikaten kapalıdır." cümlesini detaylı izah eder misiniz?
-
"Cenâb-ı Hak, emanet cihetiyle, insana ‘ene’ namında öyle bir miftah vermiş ki, âlemin bütün kapılarını açar..." İzah eder misiniz?
-
"Fakat ene, kendisi de gayet muğlak bir muamma ve açılması müşkül bir tılsımdır. Eğer onun hakiki mahiyeti ve sırr-ı hilkati bilinse, kendisi açıldığı gibi kâinat dahi açılır." İzah eder misiniz?
-
"Ene"nin sıfat ve şuunatın hakikatlerini göstermesi ne demektir? Burada sıfat ve şuunatın farkı ile hakikatlerinin gösterilmesi ne mânaya gelmektedir?
-
Enenin Cenab-ı Hakk'ın rububiyetinin, sıfatlarının ve şuunatının hakikatlerini gösteren işarat ve numuneleri cami olmasını açar mısınız? Camiiyetten maksat nedir; kişiye göre değişir mi?
-
Enenin vahid-i kıyasi olarak kullanılıp rububiyetin ve şuunat-ı İlahiyenin o ene ile bilinmesi ne anlama gelmektedir?
-
"Fakat vahid-i kıyasi, bir mevcud-u hakiki olmak lazım değil." Vahid-i kıyasilerin, mevcud-u hakiki olmaları neden icap etmez? Eneyi nazara alarak açabilir misiniz?
-
"Belki, hendesedeki farazi hatlar gibi, farz ve tevehhümle bir vahid-i kıyasi teşkil edilebilir; ilim ve tahakkukla hakiki vücudu lazım değildir." cümlesini açıklar mısınız?
-
Marifet ikliminde merhale kat etmenin yolu sadece enaniyet midir? Akıl, ilham, delil ve burhan enaniyet olmazsa bir mana ifade etmiyor mu? Melekler bu marifetten mahrum mu kalıyor?
-
Mutlak ve muhit bir şeyin hududu ve nihayeti olmaması ve mahiyetinin anlaşılmamasını misallerle anlatır mısınız?
-
"Mesela, zulmetsiz, daimî bir ziya bilinmez ve hissedilmez. Ne vakit hakiki veya vehmî bir karanlıkla bir hat çekilse, o vakit bilinir." Bunu bir örnekle açabilir misiniz?
-
Cenâb-ı Hakk'ın sıfat ve esmasının muhit ve hudutsuz olmaları ile ne olduklarının bilinememesi ne demektir?
-
"Öyle ise, hakiki nihayet ve hadleri olmadığından, farazi ve vehmi bir haddi çizmek lazım geliyor. Onu da enaniyet yapar. Kendinde bir rububiyet-i mevhume..." İzah eder misiniz?
-
"Bütün sıfat ve şuunat-ı İlahiyeyi bir derece bildirecek, gösterecek binler esrarlı ahval ve sıfat ve hissiyat, enede münderiçtir." Bu her insan için geçerli mi?
-
"Demek ene, ayine-misal ve vahid-i kıyasi ve alet-i inkişaf ve mana-yı harfi gibi, manası kendinde olmayan ve başkasının manasını gösteren …" Açıklar mısınız?
-
Ene için kullanılan "Vücud-u insaniyetin kalın ipinden şuurlu bir tel ve mahiyet-i beşeriyenin hullesinden ince bir ip ve şahsiyet-i ademiyetin kitabından bir elif" teşbihlerini izah eder misiniz?
-
"O elifin iki yüzü var. Biri hayra ve vücuda bakar. O yüz ile yalnız feyze kabildir... Bir yüzü de şerre bakar ve ademe gider. Şu yüzde o faildir, fiil sahibidir." Ne demektir?
-
Kader Risalesi’nde hayrın ve şerrin tercihine cüz-i ihtiyarinin üssülesası olan meyelanın sebep olduğu ifade edilmişti. Burada enaniyete bağlanıyor, nasıl anlayabiliriz?
-
"Mahiyeti harfiyedir; başkasının manasını gösterir. Rububiyeti hayaliyedir. Vücudu o kadar zayıf ve incedir ki, bizzat kendinde hiçbir şeye tahammül edemez..." İzah eder misiniz?
-
"İşte, mahiyetini şu tarzda bilen ve izan eden ve ona göre hareket eden, قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰیهَا beşaretinde dahil olur." Zikredilen ayetin yeri, tefsiri ve konuyla münasebetini açabilir misiniz?
-
"Emaneti bihakkın eda eder ve o enenin dürbünüyle, kâinat ne olduğunu ve ne vazife gördüğünü görür." Devamında Şems Suresinin 9. ve 10. ayetleri yer alıyor, münasebeti izah eder misiniz?
-
"Ve afaki malumat nefse geldiği vakit, enede bir musaddık görür." İzah eder misiniz?
-
"O ulum, nur ve hikmet olarak kalır, zulmet ve abesiyete inkılap etmez." Gelen ilimlerin nur ve hikmet olarak kalması, zulmet ve abesiyete inkılap etmemesi ne demektir?
-
"Vakta ki, ene, vazifesini şu suretle ifa etti; vahid-i kıyasi olan mevhum rububiyetini ve farazi malikiyetini terk eder. " Mevhum rububiyeti ve farazi malikiyeti terk etmek ne demektir?
-
"لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَلَهُ الْحُكْمُ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ der, hakiki ubudiyetini takınır." Bu ibare nereden alınmıştır ve ne anlama gelmektedir? Hakiki ubudiyeti biraz açıklar mısınız?
-
"Makam-ı ahsen-i takvime çıkar." Makam-ı ahsen-i takvim ne demektir? Enaniyetin o makama çıkması ne manaya gelmektedir?
-
"Vazife-i fıtriyesini terk ederek kendine mana-yı ismiyle baksa, kendini malik itikad etse, o vakit emanette hıyanet eder." Enenin kendine mana-yı ismiyle bakması ne demektir?
-
"O vakit emanette hıyanet eder, وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسّٰيهَا altında dahil olur." Ayetin yerini, tefsirini ve konuyla münasebetini açar mısınız?
-
"İşte, bütün şirkleri ve şerleri ve dalaletleri tevlit eden enaniyetin şu cihetindendir ki, semavat ve arz ve cibal tedehhüş etmişler, farazi bir şirkten korkmuşlar." İzah eder misiniz?
-
"Ene ince bir elif, bir tel, farazi bir hat iken, mahiyeti bilinmezse, tesettür toprağı altında neşvünema bulur... Koca bir ejderha gibi, vücud-u insanı bel' eder." Ne demektir?
-
"Sonra, nevin enaniyeti de bir asabiyet-i neviye ve milliye cihetiyle o enaniyete kuvvet verip, o ene, o enaniyet-i neviyeye istinad ederek..." İzah eder misiniz?
-
"Şeytan gibi, Sani-i Zülcelalin evamirine karşı mübareze eder." Enaniyetin şeytanın isyanına benzetilmesinin hikmeti nedir?
-
"Kıyas-ı binnefis suretiyle, herkesi, hatta her şeyi kendine kıyas edip, Cenâb-ı Hakk'ın mülkünü onlara ve esbaba taksim eder." Ne demektir?
-
"Gayet azîm bir şirke düşer, اِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌ meâlini gösterir." Buradaki ayetin yeri, tefsiri ve zulm-ü azîmin enaniyetle münasebetini açabilir miyiz?
-
"Miri malından kırk parayı çalan ... ‘Kendime malikim.’ diyen adam, ‘Her şey kendine maliktir.’ demeye ve itikat etmeye mecburdur." Ne demektir?
-
"İşte, ene, şu hainane vaziyetinde iken, cehl-i mutlaktadır. Binler fünunu bilse de cehl-i mürekkeple bir eçheldir." İzah eder misiniz?
-
"Çünkü duyguları, efkârları kâinatın envar-ı marifetini getirdiği vakit, nefsinde onu tasdik edecek, ışıklandıracak ve idame edecek bir madde bulmadığı için, sönerler." Ne demektir?
-
"Enedeki karanlıklı bir nokta, onları nazarda söndürür, göstermez." cümlesini açıklar mısınız, o nokta nedir?
-
"On Birinci Söz'de, mahiyet-i insaniyenin ve mahiyet-i insaniyedeki enaniyetin, mana-yı harfî cihetiyle ne kadar hassas bir mizan ve doğru bir mikyas..." devamıyla izah eder misiniz?
-
"Silsile-i nübüvvet ve diyanet" ile "Silsile-i felsefe ve hikmet" acaba bidayette beraberler miydi? Nihayette de ittifakları mümkün olacak mıdır?
-
"Silsile-i felsefe, silsile-i diyanete dehalet edip itaat ederek hizmet etmişse, âlem-i insaniyet parlak bir surette bir saadet, bir hayat-ı içtimaiye geçirmiştir." Ne demektir?
-
Nübüvvet ve diyanetin, hikmetle felsefenin beraber zikredilmesinin hikmeti nedir? Nübüvvetten nasibini almayan hikmet, felsefe mi oluyor?
-
Silsile-i diyanet, kalp ayağı ve hissiyatıyla gitmek; silsile-i hikmet ve felsefe ise aklın mizanlarıyla hareket etmek şeklinde anlaşılabilir mi?
-
Şeytan, genellikle felsefe ve hikmet tarafına müdahale ederek, onu mücadele ve muhalefet alanına sokuyor olabilir mi?
-
Her iki unsurun ittifakından ve ihtilafından hasıl olan neticeler, gelişmeler ve hadisattan bir iki misal vererek bu mevzuun anlaşılmasına yardımcı olabilir misiniz?
-
Her iki unsurun ihtilafında; bütün hayır, güzellik ve kemalat silsile-i diyanet ve nübüvvet tarafına toplanmış ise; bugünkü İslam âleminin perişanlığı ve sefaleti nasıl izah edilecektir?
-
Hikmetten ve felsefeden uzak olan diyanet; dinde mutaassıp, aklî muhakemede nakıs grupların doğmasına zemin hazırlamıyor mu?
-
Silsile-i nübüvvet ve diyanet tarafında da mahiyeti itibariyle hikmet ve felsefe yok mudur, bunları illa ayrı düşünmek mi gerekir?
-
Diyanete itaat etmeyen felsefe, bir şecere-i zakkum mahiyetinde olarak, ne gibi şirkleri ve dalaletleri tevlit etmektedir?
-
"Kuvve-i akliye dalında dehriyyun... Kuvve-i gadabiye dalında Nemrutları... Kuvve-i şeheviye dalında aliheleri, sanemleri..." İzah eder misiniz?
-
"Kuvve-i akliye dalında dehriyyun, maddiyyun, tabiiyyun meyvelerini beşer aklının eline vermiş." cümlesini izah eder misiniz?
-
"Kuvve-i gadabiye dalında Nemrutları, Firavunları, Şeddadları beşerin başına atmış." İzah eder misiniz?
-
"Kuvve-i şeheviye-i behimiye dalında âliheleri, sanemleri ve uluhiyet dava edenleri semere vermiş, yetiştirmiş." İzah eder misiniz?
-
"Nemrutları, Firavunları yetiştiren ve dâyelik edip emziren, eski Mısır ve Babil'in, ya sihir derecesine çıkmış veyahut hususi olduğu için..." İzah eder misiniz?
-
"Asnamı tevlid eden felsefe-i tabiiye bataklığıdır." ifadesine binaen "Tabiatperestlik işin temeli olup, bütün farklı şirklerin ve dalaletlerin kaynağıdır." desek doğru olur mu?
-
"Evet, tabiatın perdesiyle Allah'ın nurunu görmeyen insan, her şeye bir uluhiyet verip kendi başına musallat eder." cümlesini izah eder misiniz?
-
"Kuvve-i akliye dalında enbiya ve mürselin ve evliya ve sıddıkin meyvelerini yetiştirdiği…" İzah eder misiniz?
-
"Kuvve-i dafia dalında âdil hâkimleri, melek gibi melikler meyvesini veren…" İzah eder misiniz?
-
"Kuvve-i cazibe dalında hüsn-ü siret ve ismetli cemal-i suret ve sehavet ve keremnamdarlar meyvesini yetiştiren..." İzah eder misiniz?
-
"Beşer nasıl şu kâinatın en mükemmel bir meyvesi olduğunu gösteren o şecerenin menşei ile beraber, enenin iki cihetindedir." Açıklar mısınız?
-
"Enenin bir vechini nübüvvet tutmuş gidiyor; diğer vechini felsefe tutmuş geliyor." İzah eder misiniz? Nübüvvet için "gidiyor", felsefe için "geliyor" tabiri kullanılmasın hikmeti nedir?
-
"Nübüvvetin vechi olan birinci vecih: Ubudiyet-i mahzanın menşeidir. Yani, ene kendini abd bilir; başkasına hizmet eder, anlar. Mahiyeti harfiyedir..." İzah eder misiniz?
-
"Enbiya ve enbiya silsilesindeki asfiya ve evliya, eneye şu vecihle bakmışlar, böyle görmüşler, hakikati anlamışlar. Bütün mülkü Malikü’l-Mülke teslim etmişler." İzah eder misiniz?
-
"Şu parlak, nurani, güzel yüz, hayattar ve manidar bir çekirdek hükmüne geçmiş ki, Hâlık-ı Zülcelal, bir şecere-i tûbâ-i ubudiyeti ondan halk etmiştir..." İzah eder misiniz?
-
"Hâlık-ı Zülcelal, bir şecere-i tuba-i ubudiyeti ondan halk etmiştir." Silsile-i nübüvvetin şecere-i tubasının; ubudiyetle izah edilmesinin hikmeti nedir?
-
"Bütün zaman-ı mazideki zulümatı dağıtıp o uzun zaman-ı mazi; felsefenin gördüğü..." Burada ölümün ve ahiretin öne çıkarılması ne hikmete mebnidir?
-
"Felsefe ise, eneye mana-yı ismiyle bakmış. Yani, kendi kendine delalet eder, der; manası kendindedir, kendi hesabına çalışır, hükmeder." Mana-yı ismi ve harfiyi birer misalle izah eder misiniz?
-
"İkinci vecih ise, felsefe tutmuştur. Felsefe ise, eneye mana-yı ismiyle bakmış. Yani, kendi kendine delalet eder, der; manası kendindedir, kendi hesabına çalışır, hükmeder." İzah eder misiniz?
-
"Bir hakk-ı hayatı var, daire-i tasarrufunda hakiki maliktir, zu’m eder." cümlesini izah eder misiniz, insanların hayat hakkı yok mudur?
-
"Eflatun ve Aristo, İbn-i Sina ve Farabi gibi adamlar..." Bu zevatın fikirleri ve hak dinlerle olan münasebetleri nasıldır?
-
Eflâtun, Aristo, İbn-i Sînâ ve Farâbî gibiler "İnsaniyetin gayetü'l-gayâtı teşebbüh-ü bi'l-Vâcibdir, yani Vâcibü'l-Vücuda benzemektir." fikrine nereden kapılmışlar?
-
"Enaniyeti kamçılayıp şirk derelerinde serbest koşturarak esbabperest, sanemperest, tabiatperest, nücumperest gibi çok enva-ı şirk taifelerine meydan açmışlar." cümlesini izah eder misiniz?
-
O dâhilerden bazılarının kurtulma ihtimallerinin olduğu bilinmektedir. Bunlar kimlerdir? Ayrıca içlerinde nebi olma ihtimali olanlar var mıdır?
-
"İnsaniyetin esasında münderiç olan acz ve zaaf, fakr ve ihtiyaç, naks ve kusur kapılarını kapayıp ubudiyetin yolunu seddetmişler." İzah eder misiniz?
-
"Tabiata saplanıp, şirkten tamamen çıkamayıp, şükrün geniş kapısını bulamamışlar." İzah eder misiniz?
-
"Nübüvvet ise, gaye-i insaniyet ve vazife-i beşeriyet, ahlak-ı İlahiye ile ve secaya-yı hasene ile tahalluk etmekle beraber, aczini bilip kudret-i İlahiyeye iltica,.." İzah eder misiniz?
-
"Diyanete itaat etmeyen felsefenin böyle yolunu şaşırdığı içindir ki, ene kendi dizginini eline almış, dalaletin her bir nevine koşmuş." Dalaletin kaç nevi vardır, izah eder misiniz?
-
"Enenin başı üstünde bir şecere-i zakkum neşvünema bulup âlem-i insaniyetin yarısından fazlasını kaplamış." Yarısından maksat ne olabilir? Bu nispet asırlar itibariyle değişir mi?
-
"Hatta 'El-hükmü li’l-galib' bir düsturudur. 'Galebe edende bir kuvvet var; kuvvette hak vardır.' der." İzah eder misiniz?
-
"Riyakârları alkışlamış, sanem misalleri kendi abidlerine abide yapmıştır." İzah eder misiniz?
-
"Ahlak-ı İlahiye ile muttasıf olup Cenâb-ı Hakka mütezellilane teveccüh edip, acz, fakr, kusurunuzu bilip dergâhına abd olunuz..." Bunun için ne yapmak lazım?
-
"Hayat bir cidaldir, diye eblehane hükmetmişler." cümlesini nasıl anlamalıyız?
-
Kâinatta nizamın tesisi için, bazı canlılar bazılarına yiyecek oluyor. Bu muvazenenin temini için mutlaka bir varlığın acı çekmesi mi lazım? Maddecilerin cidal dedikleri bu mudur?
-
"Nübüvvetin hayat-ı içtimaiyedeki düsturî neticelerinden ve şems ve kamer..." Düstur-u teavün, kanun-u kerem, namus-u ikram ve vahşi hayvanların fıtratlarının suistimali ne demek?
-
"Her birliği bulunan, yalnız birden sudur edecektir. Madem her şeyde ve bütün eşyada bir birlik var, demek bir tek Zat’ın icadıdır." İzah eder misiniz?
-
"Nübüvvetin tevhid-i İlahi hakkındaki netaic-i âliyesinden ve düstur-u galiyesinden..." Bu üçüncü misali tafsilatlı izah eder misiniz?
-
"Nübüvvetin düstur-u hakîmanesinden..." Dördüncü misali izah eder misiniz? İlgili ayetin yeri, tefsiri ve konumuzla münasebeti ve sonraki cümle ile ayet arasındaki münasebeti izah eder misiniz?