Münazarat
İçerikler
-
"Gayr-ı müslimlerin hürriyeti, bizim umum milletimizin hürriyetinin rüşvetidir." Neden rüşvet gibi olumsuz bir sıfat kullanılmış?
-
"Osmanlıların hürriyeti, koca Asya tali’inin keşşafıdır; İslâmiyetin bahtının miftahıdır; ittihad-ı İslâm sûrunun temelidir." İzah eder misiniz?
-
"Rus hükûmetinin istibdadı, bir kayıttır. Rus milletinin tahakkümü de diğer bir kayıttır. Âdât-ı küfriye ve zâlimânelerinin tagallübü de üçüncü bir kayıttır..." Devamıyla izah eder misiniz?
-
"İngiliz hükûmeti, gerçi zahiren müstebid değilse de milleti mütehakkimedir. Âdâtı dahi mütegallibedir." İzah eder misiniz, şimdilerde de geçerli mi bu durum?
-
"İşte size Hindistan bir burhan ve Mısır yarı burhandır." Üstadımızın Hindistanı bir burhan, Mısırı yarı burhan olarak ifade etmesinin hikmeti nedir?
-
"Buna mukabil, bizim gayr-ı müslimlerin ayaklarında yalnız bir yalancı kaydımız vardı. Ona bedelen çok nazlarını çektiğimiz gibi, onlar neslen ve serveten ziyadeleştiler." İzah eder misiniz?
-
Her ülkede askerlik ve memurluk olduğu halde ve onlar maddeten yükselebilirken, bizde neden memurluk ve askerlik gerilemeye sebep oluyor? Onlar ayrı bir sistem mi oturtmuşlar?
-
"Fikr-i milliyet, hürriyetin pederidir." cümlesini izah eder misiniz?
-
"Bizde olan istibdat Asya'nın hürriyetine zulmani bir set çekmişti. Ziyayı hürriyet o muzlim perdeden geçemezdi ki, gözleri açsın, kemalatı göstersin." İzah eder misiniz?
-
"Hürriyet, milliyeti gösterdi. Milliyet sadefinde olan İslâmiyetin cevher-i nuranîsi tecellîye başladı. İslâmiyetin ihtizazını ihbar etti ki, her bir müslim..." Ne demektir?
-
"Şimdiye kadar ecnebiler bahane mahane tutarlardı, milletimizi eziyorlardı." cümlesini devamıyla izah eder misiniz?
-
"Hayatımızı zehirlendirmek ve devletimizi parça parça etmek için ağızlarını açmış olan o müthiş yılanlara ne diyeceğiz?" Buradaki "ağzını açmış olan yılanlar" kimlerdir?
-
"Medeniyet, fazilet, hürriyet âlem-i insaniyette galebe çalmaya başladığından, bizzarure terazinin öteki yüzü şey’en feşey’en hafifleşecektir." İzah eder misiniz?
-
"Farz-ı muhal olarak, Allah etmesin, eğer bizi parça parça edip öldürseler, emin olunuz, biz yirmi olarak öleceğiz, üç yüz olarak dirileceğiz." cümlesini açıklar mısınız?
-
"Hakiki münevver ve müttehid olarak, kervan-ı beni beşere pişdarlık edeceğiz." Bu bir ümit mi ve ne zaman göreceğiz?
-
"Müsavat ise, fazilet ve şerefte değildir, hukuktadır. Hukukta ise şah ve gedâ birdir." Hukukun her alanında mümin ile gayri müslim eşit midir?
-
Risalelerde zimmî olan kâfirlerle, sulh halinde bulunduğunuz kâfirlerin hayatlarının İslamiyetçe mahfuz olduğu, koruma altına alındığı ifade ediliyor. Zimmî ne demektir?
-
"Şu milletin saadeti ve selâmeti Ermenilerle ittifak ve dost olmaya vâbestedir." cümlesini nasıl anlamalıyız?
-
"Rum ve Ermenilerin hürriyeti bizi teşviş ediyor. Bir kere tecavüze başlıyorlar; bir kere 'Hürriyet ve meşrutiyet bizimdir, biz yaptık.' diyorlar, bizi meyûs ediyorlar." İzah eder misiniz?
-
"Yahudi ve Nasara ile muhabbetten Kur'ân'da nehiy vardır... Bununla beraber nasıl dost olunuz dersiniz?" sorusunu ve cevabını açar mısınız?
-
"Ehl-i kitaptan bir haremin olsa elbette seveceksin!" cümlesini izah edebilir misiniz? Bazıları “Müslüman olmak şartıyla evlenilir.” diyor?
-
"Bütün ezhânı zapt ve bütün ukulü meşgul eden nokta-i medeniyet, terakki ve dünyadır." cümlesini izah eder misiniz?
-
Münazarat'ta, Avrupalılar için ifade edilen; "Onların ekserisi dinlerine mukayyet değiller." cümlesi ile Mektubat'ta geçen; "Evvela, Avrupa dinine sahiptir." cümlesini nasıl bağdaştırabiliriz?
-
Ehl-i kitapla münasebetimizde; birincisi, onlardan medeniyet ve terakki noktasında istifade etmemiz; ikincisi, onlarla iyi geçinerek asayişi muhafaza etmemiz gerektiği hususunu nasıl anlamalıyız?
-
"Kör adama, hey kör demediğiniz gibi... Çünkü eziyettir." Buradaki eziyet nedir?
-
"Dinsiz ve münkir-i Sâni demektir. Şu mânâ ile ehl-i kitaba ıtlak etmeye hakkımız yoktur... Peygamberimizi ve İslâmiyeti münkir demektir... Onlara ıtlak etmek hakkımızdır." Ne demek?
-
"Hem de daire-i itikadı, daire-i muamelâta karıştırmaya mecburiyet yoktur." cümlesinin öncesi ile ilgisini kuramadım, yardımcı olur musunuz?
-
"Çok fena şeyleri işitiyoruz. Bâhusus gayr-ı müslimler de güya bir İslâm kızını almışlar, filân yerde böyle olmuş, diğer yerde şöyle olmuş..." Bu soru ve cevabını açar mısınız?
-
"Bir aşiretin her bir ferdi, bir günde attığı balgamı, cerbeze ile vehmen tayy-ı mekân ederek birden bir şahısta o muhassalı temsil edip başka efradı ona kıyas ederek, o nazar ile baksa." Ne demektir?
-
"Cerbezenin tavr-ı acibi; zaman ve mekânda müteferrik şeyleri toplar, bir yapar. O siyah perde ile her şeyi temaşa eder." ifadesini izah eder misiniz?
-
"Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen güzel rüya görür. Güzel rüya gören hayatından lezzet alır." Güzel rüya görmekle hayattan lezzet almayı beraber zikretmek nasıl anlaşılabilir?
-
"Zîra, fenalıkları iyiliğe yardım etti. Eğer meylü't-tahripten vazgeçerlerse, müfsitlikten çıktılar deriz." İzah eder misiniz? Bir de "müfsitlikten çıktılar" tabirini nasıl anlayabiliriz?
-
"Sen evini tâmir için tahrip eylediğin vakit, başkası sirkat için delerse, bir cihetten sana muâvenet etmiş olur. Fakat, tâmirde ihtiyatlı bulun!" İzah eder misiniz?
-
"Gayr-ı müslimin askerliği nasıl caiz olur?" soru ve cevabını açar mısınız? Gayr-i müslim komutanlara nasıl güveneceğiz?
-
"Eskiden İslamlar zengin, onlar fakirdi..." sorusunun cevabını özetleyip, birkaç örnek verir misiniz?
-
"Biz, gayr-ı tabiî ve tembelliğe müsait ve gururu okşayan imaret maişetine el atıp belâmızı bulduk." cümlesini izah eder misiniz?
-
"Maîşet için tarik-ı tabiî ve meşru ve zîhayat, san'attır, ziraattir, ticarettir. Gayr-ı tabiî ise, memuriyet ve her nev'iyle imarettir." İzah edip "imaret" ile anlatılmak isteneni açar mısınız?
-
Üstadımızın devlet memurluğu hakkında bir açıklaması var mıdır?
-
"Meşrûtiyet, hakimiyet-i millettir; hükûmet... Kaymakam ve vali reis değiller, belki ücretli hizmetkarlardır. Gayr-i müslim, reis olamaz, fakat hizmetkar olur." Ne demektir?
-
"Şeriatın bazı ahkâmı, meselâ valilerin vazifelerine taallûku var..." cümlesini izah eder misiniz?
-
"Eskiden beri işitiyoruz ki: 'Bazı Jön Türkler masondurlar, dine zarar ediyorlar.'” sorusu ve "İstibdat, kendini ibka etmek için şu telkinatı vermiştir..." şeklinde başlayan cevabı açar mısınız?
-
"Dinsiz dediğiniz vakit ihtimal ki, tereddüde düşüp mesleği İslamiyet’ten hariçmiş gibi vesveselerle, her çi bad abad, diyerek İslamiyete münafi harekete başlar." Ne demektir?
-
"Faraza, bazılarının altında büyük fenalıkları varsa da hücum edilmemek gerektir. Zîra, çok fenalık vardır ki, iyilik perdesi altında kaldıkça..." İzah eder misiniz?
-
"Vakta ki perde yırtılsa, hayâ atılır; hücum gösterilse, fenalık, fena tevessü eder." Cümlesinin 31 Mart Hâdisesi ile bağlantısı nasıldır?
-
"Hayal perdesi üstünde size bir timsal manzarasını göstererek mazarratını anlatacağım: İşte, şu sahrâda gayet muhteşem bir bostan içinde bir kasır var..." Burayı devamıyla izah eder misiniz?
-
"En ebleh, en sefih bile, sedd-i rasîn-i istinadımız olan İslâmiyete bütün mevcudiyetiyle taraftardır, lâsiyyema siyasetten haberdar olanlar." Ne demektir?
-
"Uyanmış, insaniyeti tatmış, müstakbele ve ebede namzet olmuş adam dinsiz yaşayamaz." Üstad bu müthiş tespitleri nasıl yapıyor?
-
"Hakikat-i İslâmiyeti, nasıl dar buldunuz ki, fukaraya ve mutaassıp bir kısım hocalara tahsis edip, İslâmiyetin yarı ehlini dışarıya atmak istiyorsunuz?" İzah eder misiniz?
-
"Kasr-ı nurânî-yi İslâmiyeti, ne cür’etle mâtem tutmuş bir siyah çadır gibi bir kısım fukaraya ve bedevîlere ve mürtecilere has olduğunu tahayyül ediyorsunuz?" Ne demektir?
-
"Evet, herkes âyinesinin müşâhedatına tâbidir. Demek sizin siyah ve yalancı âyineniz size öyle göstermiştir." Üstad bunun ispatını nasıl yapmış, açar mısınız?
-
"Neden dünya herkese terakki dünyası olsun da yalnız bizim için tedennî dünyası olsun? Öyle mi?.. Ben de sizinle konuşmayacağım." İzah eder misiniz?
-
"Ey üç yüz seneden sonraki yüksek asrın arkasında gizlenmiş ve sâkitâne Nurun sözünü dinleyen ve bir nazar-ı hafî-i gaybî ile bizi temâşâ eden Saidler, Hamzalar, Ömerler." İzah eder misiniz?
-
"Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim; sizler cennet-âsâ bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekilen nur tohumları, zemininizde çiçek açacaktır!" cümlesini izah eder misiniz?
-
"... Horhor toprağının kapıcısı olan kalenin başına takınız. Kapıcıya tenbih edeceğiz; bizi çağırınız..." Burayı nasıl anlamak lazım, izah eder misiniz?
-
"Varsınlar, şu kitabın hakaikini hayal tevehhüm etsinler. Zira ben biliyorum ki, şu kitabın mesâili hakikat olarak sizde tahakkuk edecektir." Ne demektir?
-
Üstad "Asr-ı sâlis-i aşrın (yani on üçüncü asrın) minaresinin başında durmuşum" diyerek Mehdiyet ima etmiyor mu? Emevi Camii'nin "beyaz minare" olarak nakledilen minaresi ile alakası var mı?
-
"Hakîkat-ı İslâmîyeyi hakkıyla kainat üzerinde temevvüc-saz edecek olan nesl-i cedîd gelsin." cümlesindeki nesl-i ati kimlerdir?
-
"Eskiler bizden âlâ veya bizim gibi. Gelenler bizden daha fena gelecekler." Sual ve cevabı açıklar mısınız?
-
"İşte, ey bedevî göçerler ve ey inkılâp softaları!" Burada ne kastediliyor?
-
"Gerçi istibdat görünmüyordu ve ismi belli değildi; lâkin herkesin ruhu istibdadın mânâsıyla tesemmüm ederdi." Burada hangi dönem kastediliyor, izah eder misiniz?
-
"Bazı kuvvetli dâhiler nefes aldıkça amîk ve derin bir feryat koparırlardı. Fakat akıl onu güzelce tanımazdı. Çünkü karanlıkta ve toplanmamıştı." Bu ifadeleri izah eder misiniz?
-
"Bir şey cüz-i ihtiyarînin dairesinden ve cüz'iyetten çıkıp külliyet dairesine girse veyahut bihasebil'âde def'i muhal olsa, zamana isnat edilir..." İzah eder misiniz?
-
"Acaba şu zaman ve dehrin şikâyetinden Sâni-i Zülcelâlin sanat-ı bedîine itiraz çıkmaz mı?" sorusu ile cevabını açar mısınız?
-
"Çok âlim ve şairler, zamanlarında büyük hâkimleri ifratla senâ etmişler. Hâlbuki o hâkimlerin çoğuna müstebid nazarıyla bakıyorsun? Demek iyi etmemişler." Soru ve cevabını açar mısınız?
-
"Biz Türkler ve Kürtler... Dereleri hayatlandıracak ve dağları müzeyyen edecek efradımız var..." Buradaki konuyu açar mısınız?
-
"İstersen dikkat et, o zaman, Ermeni mebusu Vartakis ve Hakkari mebusu Seyyid Molla Tahir’e işaret eder." Konu hakkında bilgi verir misiniz?
-
“Fakat, sünnet-i seniyeye muhalif olan bu sünnet-i seyyie, yine istibdadın seyyiatındandır.” cümlesini açıklar mısınız?
-
"İşte o iki kısım reisler, bilerek veya bilmeyerek, o havuzun ve o hazinenin etrafında delik-melik açtılar." cümlesinin geçtiği yeri açar mısınız?
-
"Onlar servet-i dünyadan tenfir yolunda pençesini küçük bir sayda (ava) atan biçarelerin hassas ve zayıf damarlarını tutarlardı..." İzah eder misiniz?
-
"Bir kısım büyükler namus-u milleti muhafaza eden cesaret-i milliyeyi su-i istimal edip, zemin-i ihtilâf olan kumistana atıp kaybettiler." Ne demektir?
-
"Türkler ve Kürtler şecâat fenninde allâme olduklarından..." cümlesini açıklar mısınız; bunun delili nedir?
-
"Onların bir fedaisini yandırıp parça parça ederlerdi, esrarını ve arkadaşını izhar etmezdi. Hâlbuki sizin bir yiğidinize bir bıçak vurulsa, bütün esrarını..." İzah eder misiniz?
-
"وَالْمَوْتُ يَوْمُ نَوْرُوزِنَا deyip, nurun ve hamiyetin nurlu rehberlerini kendimize rehber etmeliyiz." cümlesini izah eder misiniz?
-
"Büyük bir çeşme var, şimdiye kadar su-i istimal ile şûristana dağılıp bazı seele ve acezeye neşvünemâ verdi. Nedir o çeşme? Zekât. Sizler Hanefî ve Şâfiîsiniz." Ne demektir?
-
"Ezkiya zekâvetlerinin zekâtını ve ağniya, velev zekâtın zekâtını milletin menfaatine sarf etseler, milletimiz de başka milletlere yolda karışabilir." İzah eder misiniz?
-
"İanât-ı milliye-i İslâmiye denilen nüzur ve sadakat, zekâtın ammizâdeleridirler. Asabiyetini çekerler, hizmette yardım edecekler." ifadelerini izah eder misiniz?
-
"Neden çok âdât-ı müstemirremizi tezyif ediyorsun?" Tezyif edilen âdetler nelerdir?
-
"Küfrün mahiyeti yalandır. İmanın mahiyeti sıdktır. Şu burhan kâfi değil midir ki, hayatımızın bekası iman ve sıdkın ve tesanüdün devamıyladır?" İzah eder misiniz?
-
"Mesakini istihdam ile ücretinizi almışsınız." cümlesini, izah eder misiniz?
-
"Şeyh-i meşrutiyet yerine ahrar perdesi ve hamiyet-i İslâmiye ve milliye ve elbette ittihâd-ı Muhammedî dairesinde olan şeyh-i Risale-i Nur denilmeli." Ne demektir?
-
''Lâkin, minare başında olan akıl, kalîb-i kalb dibinde bulunan sebebini iyi göremiyor.'' cümlesini izah eder misiniz?
-
"İslam uyandı, uyanıyor. Şu dereler aşiretlerini tevbekar eden işte bu sırdır ." Buradaki sır nedir?
-
"Misafirperverlik müstahsen bir âdetimiz olduğunu bilirken, neden kimseye misafir olmuyorsun? ... Neden şu âdet-i müstemirreyi tezyif ediyorsun?" sorusunun cevabının dört şıkkını da izah eder misiniz?
-
"Bir şiire on dinar bağışta bulunmak... Bu bağışlar, nev’e ve millete döner; çünkü şiirin hizmet ettiği lisân, milliyetin ipidir." Şahsa verilen bağış, millete nasıl dönüyor?
-
"Mütegallip başlar, kendi kendilerine düştüler. Zulmün kapısı, onların yüzlerine karşı kapatıldı. Düşenlere ayak vurulmaz. Sekeratta olanları bırak..." İzah eder misiniz?
-
"Bazen adavet şiddet-i muhabbetten gelir." Bu ifadeye göre, insanlara karşı sevgi ve muhabbette ölçü ne olmalıdır?
-
"Evet, nefsim için onları ne kadar severdim; nefs-i İslâmiyet için bin derece daha ziyade onlara âşıktım." ifadesinden sonraki Arabi ibarenin ve haşiyenin izahını yapar mısınız?
-
"Onların asl-ı esas-ı mesleği, kulûbun tenviri ve raptı, yani fazilet-i İslâmiye üzerine sülûk, yani hamiyet-i İslâmiye ile tehattüm,.." İzah eder misiniz?
-
"Medine-i medeniyet-i münevveresi, tam hürriyet-i şer’iyeyi tatbik eden Devlet-i Osmâniyedir." Osmanlı tam tatbik etmiş mi? Üstad, Abdulhamid dönemini neden tenkit ediyor?
-
Münazarat'taki "İslâmiyet milliyetini ve İttihad-ı İslâmın taşını ve nakşını" anlatan altı maddeyi izah eder misiniz?
-
"İttihad, cehl ile olmaz. İttihad, imtizac-ı efkârdır. İmtizâc-ı efkâr, mârifetin şuâ-ı elektrikiyle olur." İzah eder misiniz?
-
"Çünkü istibdad, ittihada mâni idi. Ben de kor üstünde duruyor ve sükût ediyordum." Bu cümle hakkında bilgi verir misiniz?
-
"Evet, benim hücumum onların aleyhinde değil, lehlerindedir. Tâ ki onların suretiyle kendini gösteren bazı ehliyetsiz, onların kıymetini tenzil etmesin." cümlelerini izah eder misiniz?
-
"Hayat-ı dünyeviyeyi ednâ bir Ermeni, milleti için feda ettiği halde; ben ki, şu hayat ile alâkam pek zayıf; bâhusus yedi defadır şu hayat elimden uçacaktı,.." İzah eder misiniz?
-
"Nâr-ı teessüfle muhterik bir ruh olsun, onların bedduasıyla cehennemde yansın; o teessüf ateşini içinden çıkarmakla vicdan, maksattan bir firdevs tazammun..." İzah eder misiniz?
-
"İki elimde iki hayatımı tutmuşum, iki hasım için iki meydan-ı mübarezede iki harple meşgulüm. Tek hayatlı olan adam meydanıma çıkmasın." İzah eder misiniz?
-
"Acaba şu sıdk ve kizb mabeyninde mütereddit olan inkâr meselesi, nasıl oldu şu iki esas-ı lâzım ve metine nâsih olabildi..." cümlesini devamı ile birlikte açıklar mısınız?
-
"Allah'ın kelâmı değil ki, mensuh olmasın. İşte zaman onu nesheder." cümlesinden, Allah'ın kelamının nesh edilemeyeceği anlaşılıyor. Bunu Kur'an'daki nesh meselesiyle nasıl tevfik ederiz?
-
Üstadımız neden muhabbet konusunda, hep Uhud dağı misalini veriyor, özel bir sebebi var mı?
-
"Adavet galebe çalsa, muhabbet mümâşaata inkılâp eder. Muhabbet galebe çalsa, adavet terahhum ve acımaya inkılâp eder." İzah eder misiniz?